Türkiye AVM’ler ile 1980’li yılların sonunda İstanbul’da Galleria AVM’nin açılmasıyla tanıştı. Tanışmaz olsaydık. Modern yaşamın ve kapitalist sistemin yeni tüketim kültürü olarak hayatımıza giren AVM’ler pıtrak gibi çoğaldı ve gelişigüzel her yere yapılır oldu.  
Ölçüsü, standardı belli olmayan, kentleşme planlarının yadsındığı bir garabet olarak son zamanlarda iş şirazesinden çıktı. Belediye başkanları, siyasetçiler AVM’leri sanki bir fabrikanın üretime kazandırılması gibi takdim etmeye giriştiler ve birbirleriyle yarıştılar adeta.
Oysa, don lastiğinden bilgisayara, elektronik eşyadan mobilyaya, kozmetikten beyaz eşyaya kadar her şeyin satıldığı AVM’lerin çoğu, mesafe, büyüklük gibi kurallara uymadığı için esnaf kesimini öldürdü. Çünkü uluslararası kriterlere göre AVM’lerin 20 bin metrekarenin üzerinde olması gerekirken ülkemizde bu kurala uygun inşa edilen AVM sayısı çok çok az. Her işte olduğu gibi bunda da siyasi bağlantıyı kurma becerisini gösteren, istediği yere AVM’yi konduruyor.
İlgili esnaf kuruluşlarının konuyla ilgili tepkileri de ne yazık ki sonuç vermiyor.
Ekonomik çarkın AVM’lerin kısır işleyişi ile sürdürülemeyeceği açıktı; nitekim AVM’ler artık ayakta durmakta zorlanıyor. İnsanları ihtiyaç yokken bile zorunlu olarak alışverişe sürükleyen, tüketim arzusunu kamçılayan bu mekanlar ekonominin tıkanması, satın alma gücünün düşmesiyle birlikte kepenk kapatıyor, bazıları da fonksiyon değiştiriyor.
Örneğin, Beylikdüzü’nde açılan Taksit Center, ‘Bit Pazarı’, Güneşli’deki Hayat Park eğitim kampüsüne dönüştü. Ankara’nın Maltepe semtinde hesapsız kitapsız şekilde yapılan AVM ise buharlaştı sanki.
Şimdi de Kızılay’ın tam ortasına bir kara hançer gibi saplanan, heyula gibi duran Kızılay AVM, iflas etmiş bulunuyor. İnsan ve araç trafiğinin böylesine yoğun olduğu bir bölgeye AVM yapılması epeyce tartışılmış, meslek odaları alanın parka dönüştürülmesini istemişlerdi.
Ancak her zaman olduğu gibi yine rant düşüncesi ağır basmış ve estetik yoksunu o çirkin bina kondurulmuştu. Oysa, park yapılsaydı, bu kalabalığın içinde nefes alacak bir yeşil alan ortaya çıkardı. Hele bugün sağından köşesinden kırpılarak yavaş çekimde yok edilen Güvenpark’ın durumu düşünüldüğünde, Kızılay AVM alanı çok önemli bir ihtiyacı karşılayabilirdi. Ama olmadı.
Şimdi, yap-işlet-devret modeliyle, 25 yıllığına işletilmesi için Karsaklar Gayrimenkul’e verilen, içinde 120 dükkanın bulunduğu Kızılay AVM’nin iflas ettiği duyuruldu. Yönetim, mülk sahibi Türk Kızılay’a geçti. Şimdi yeni koşullarla yeni sözleşmeler imzalanmaya çalışılıyor.
Türkiye, AVM örneğinde olduğu üzere bir kez daha plansızlığın, çarpık yönetimin, niteliksiz ekonominin ceremesini çekiyor.