VEFA,İstanbul’da Boza’sıyla ünlü bir semt değildir. Hatta, şimdi adı sanı duyulmayan futbol takımının adı hiç değildir.Vefa, insani bir duygu,değerbilirliktir.Hele de her şeyimizi alıp götüren bireyci, bencil, çıkarına düşkün, her değerin paraya endekslendiği bu çağda, yitirdiğimiz en büyük değerlerden biridir Vefa…

***

İnsan beşerdir bazen şaşar.Yapılan iyilikleri unutur;asla affedilmeyecek yanlışlıklara düşer.Vefa, sevgide bağlılık, minnettarlık, dostluğunu sürdürmek ve sözünde durmak gibi  birçok anlama gelse de ben vefasızları kendi vicdanlarında minnettarlık hapishanesine gönderiyorum.Peki, nedir Minnettarlık Hapishanesi?Bunlar benim dostum değil;arkamdan vuranlarmış.Minnettar olacakları yerde; bu hapishaneye girmekten korkanlarmış.Onlar kendilerini bilirler demekle yetiniyorum...

***

Peki böyle bir hapishane var mıdır? Elbette yoktur.Bu, bir diş hekimi dostumun ifadesidir. Aslında VİCDAN denen yastıktır bu tanım.Başımı yastığa koyduğumda hemen uyumanın rahatlığını yaşıyorum. Bile isteye kimseye kötülük yapmadım. İyiliklerimi ise bilenler biliyor.Bilmeyenlere ise bunun bir insanlık sorunu olduğunu hatırlatmakla gelecek kuşaklara örnek olsun diye yazdım sadece…

*

İyilik enayilik değildir. “İyilik et kele, öğünsün hele” denir. “Alet işler el övünür’’ devrindeyiz. “Para el kiri derler, verip parayı tertemiz olurlar”Haram helal ayrımı yoktur onlar için.Kimseleri himayelerine almadıkları gibi, himaye edilmelerinin huzursuzluğunu görüyorum yüzlerinde.Yanıma bile gelemiyor çoğu, elleri cebinde ancak uzaktan bakabiliyorlar. Yanımda yöremde gezerken, adam olduklarını sandı bir çoğu.Hatta el etek öpmeye kadar vardırdılar işi.Ama, ben parayla adam olmak yerine parasız adam olmak arasında gidip gelen bu zavallıları ise zaten adam yerine koymadım.Onlar kimler mi?Adlarını vererek kahraman yapmak istemem.Bu kadar ucuz adam olmadım…

***

Kamil KOÇ firmasının yayınladığı YOLCULUK derginsin bir sayısında Vefa başlıklı yazı bende bunları çağrıştırdı:Yazan, Feyza Hepçilingirler. Devrek,Bartın, Bursa ve Ankara günlerimin festival, fuar ve kitap imza-söyleşi günlerinin, siyah-beyaz-evrensel gazetelerinin köşe yazılarının sahibi.Türkçe Günlükleri’nin izleyicisi soylu kalem sahibi güzel bir dost insan.Yazıyı şöyle sonlamış Hepçilingirler:”Artık yitirdiğimiz ve bir daha kavuşma olasılığının kalmadığı bu vefa, bu pazarlıksız saygı çok önemli değil mi?Katılmamak mümkün mü?

***

Diyorum ki bu kadar iyi niyetli olmayın!‘‘Çünkü en yakın bildiğiniz vefasız çıkabilir ve sizi düşmanlarınız değil de dostlarınız yıkabilir’’(Charles Bukowski).Eğer gönülde sevgi ve sadakat varsa, serde mertlik ve ahde vefa varsa,ser verilir,sır verilmez!Can verilir yâr verilmez!Bekleyene de bekletene de eyvallah! demekle yetiniyorum…