ABD'nin Eugene kentinde 15-24 Temmuz tarihleri arasında yapılan Dünya Atletizm Şampiyonasında gerek katılım (7 Sporcu) gerekse elde edilen sonuç açısından(Bir dünya 8'inciliği)oldukça zayıfı geçmişti. Koca şampiyonada sıralama açısından bize tek puanı sırıkla atlamada 8.olan Ersu Şaşma kazandırmıştı.
Aslında 2022 yılı Atletizm açısından oldukça yoğun geçti. Dünya ve Avrupa Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları ve İslami Dayanışma Oyunları bu yıl çakıştı. Federasyon katılım daha doğrusu hedef belirleme açısından büyük sıkıntı yaşandı.
Akdeniz oyunları başarı değerlendirilmesi olarat, orta derece (38 sporcu ile 7 altın, 5gümüş ve 3 bronz) İslami Dayanışma Oyunları ise iyi derece (40 sporcu ile 13 altın, 10 gümüş ve 6 bronz) elde ettik.
Biz de bunu hayra yorarak federasyonun gerçekçi hedefinin Münih'te yapılacak Avrupa Şampiyonası olduğunu yazmıştık. Hatta tezimizi güçlendirmek için de birçok Avrupa ülkesinin de bu yolu benimsediğini ilave etmiştik.
Beklediğimiz gibi Münih'e küçümsenmeyecek sayıda sporcu ile gittik. 48 ülkeden bin 540 atletin mücadelesine Türkiye 39 atletle yerini aldı.
Kimler yoktu ki kafilede diyecekken aklımıza 39 sporcuya kaç kişilik ekibin eşlik ettiği geldi ama resmi sitede izini bulamadık.
Ondan vazgeçtik, federasyonumuz sonuç açısından da doğrusu çok değişik bir yol izledine şahit olduk. Biz sadece ve sadece başarı durumunda atletlerimizin durumunu, derecelerini öğrenebildik.
Allah'tan gerçekçi hedef olarak belirlediğimiz koca Avrupa Şampiyonasında sporcularımızın başarısı (sadece 1'er altın, gümüş ve bronz aldığından) öğrenmede fazla zorlanmadık. Onda da Yasemin Can 10.000 metrede altın, 5 .000 metrede de gümüş, Yasmani Copello'da 400 metre engellide finiş çizgisini uçarak geçtiğinden fotofinişle kazandığı bronzdan dolayı öyle pek araştırmaya da lüzum kalmadı.
Ha bir de 3.000 m engellide Tuğba Güvenç'in 5'ciliği, ile 4x100 metre bayrak yarışında erkek atletlerimiz ile 20 km yürüyüşte Salih Korkmaz'ın 7'cilikleri es geçilmedi.
Başarısızlıklarımıza örnek olarak da,2 olimpiyat finalistimiz sırıkla atlamacımız Ersu Şaşma ile cirit atmada Eda Tuğsuz 'un finallere kalamadıklarının altı çizilerek verilmesini de biraz manidar bulduk. Ramil Guliyev'in 200 m finalinin 50.metresinde sakatlanıp yarışı terk ettiğini izledik. Bir de haber diplerinde saklı kalanlardan toparladıklarımdanda ben diyeyim 7, siz deyin 8 atletin, 11 ve 19. sıralarda yer aldıklarını tespit ettik.
Başta yarışı bitiremedikleri konusunda duyum aldığımız maratoncularımız olmak üzere diğer sporcularımızın aldıkları dereceler veya yarışı bitirip bitiremedikleri de tarihe bir sır olarak geçecek.
Asıl önemli noktayı unutuyordum… İslami Dayanışma Oyunlarında yaşanan teknik skandalından dolayı ilk 3 günlük derecelerin World Athletics (Dünya Atletizm Federasyon) tarafından geçersiz sayılmasının ardından yüksek atlamada Enes Talha Şenses'in Ankara'daki yarışta 2.31'lik derecesiyle Türkiye rekoru kırarak, Avrupa şampiyonasına katılma hakkını elde etmesinin rağmen Münih'te 2.13 atlamasının World Athletics'in dikkatinden kaçmadığını da öğrendik. Umarız ki kötü bir şeyler olmaz
Doğrusu 100. Yılına basan, sporların anası olarak tabir edilen Atletizmimizin, bu anlamlı olayı kutlayamamasına da bir anlam veremedik. Bence bunun altında, federasyon yöneticilerimizin ülke prestijimizin iki devşirme atletin elinde olmasından dolayı duydukları utanç yatıyor.
Bilmem siz ne dersiniz?