Süper lig 2022-23 sezonu, 5 Ağustos'ta son şampiyon Trabzon'un İstanbulspor deplasman maçıyla başladı…

Şükür ki yine Başkent'i temsil eden bir kulübümüz de yeniden bu en üst ligde mücadele edecek.

Ankaragücü'nün kökleri, İstanbul Zeytinburnu'ndaki İmalat-ı Harbiye işçilerine dayanmaktadır. Savunma sanayi iççileri ve meslek okullarında okuyan gençlerin aynı gün yani 31 Ağustos1910 tarihinde kurdukları Turan Sanatkarangücü ve Altınörs İdmanyurdu takımları, kuruluşuna öncülük ettikleri Cuma liginde kesintili de olsa futbol oynadılar. Ancak işgalcilerin kurdukları takımlarla oynamamak için buna ara verdiler. İşgal kuvvetlerin baskısı ve Kuvayi Milliye'ye desteğin engellenmesi üzerine Anadolu'ya geçtiler. Kurtuluş savaşında şehitler verdiler. Savaşın kazanılmasından sonra da MKE Ankaragücü'nün temelleri yeniden atılır. 1920'den itibaren Ankara'da bulunan bu iki kulüp yeniden Anadolu-Turan Sanatkarangücü olarak faaliyete geçer. 1923-24 sezonuyla açılan Ankara ligire bu isimle katılırken ilk şampiyonluğu da kazanır. 1933 yılında bugünkü adını alan takım, tam 5 kez (1935-36, 1936-37, 1948-49, 1951-52, 1956-57 sezonlarında) daha Ankara Futbol Ligi şampiyonu olurken, 1943 yılında da Türkiye Futbol Şampiyonu olarak en büyük başarılarından birini yaşadı.

Süper Ligde tam 51 sezon (1959-1968, 1969-1976, 1977-1978, 1981-2012, 2018-2021, 2022- ), 1. Ligde 8 sezon (1968-1969, 1976-1977, 1978-1981, 2012-2013, 2017-2018, 2021-2022) mücadele etmiş olan Ankaragücü için, kötü yönetimler yüzünden 2012'de; önce 1. Lige ve hemen ardından düştüğü 2. ligde geçirdiği 4 sezon (2013-17), Başkent ekibinin tarihinin en karanlık dönemi oldu.

Ancak sahip olduğu Türkiye'nin en vefakar taraftarı, hiçbir zaman takımdan elini çekmedi. Her zaman yanında durdu, sahip çıktı, desteğini verdi ve bu kötü dönemi unutturdu.

112 yıllık koca çınar, kendisi için adeta 12. Adam olan taraftargücü sayesinde dimdik ayakta durdu, geçmişin üzerine sünger çekti, inişli- çıkışlı grafikler çizerek layık olduğu Süper Ligde yeniden mücadele etmeye hak kazandı.

Bunda elbette ki başta Başkan Faruk Koca olmak üzere, eski ve yeni yöneticilerin, Teknik Direktör Mustafa Dalcı ve geçen sezon kadroda canla başla çalışıp, 1.ligde takımlarını şampiyon yaparak Süper Lige çıkaran futbolcuların da büyük emeğini ve haklarını teslim etmek gerekir.

Aynı başkan ve yeni yönetimi, bu sezon için kadrosunu baştan aşağı yeniledi. Geçen sezonun en yaşlı ekiplerinden biri olan Ankaragücü'nde büyük bir değişim yaşandı. Yaşlı futbolcuların büyük bir bölümü gönderildi, daha genç tam 15 yeni ve kaliteli futbolcu transfer edilerek kadro güçlendirildi.

Böylesine şanlı ve iftihar edilecek bir tarihi olan, Türkiye Kupası tarihinde 5 kez final oynayıp 1971-72 ve 1980-81 sezonlarında 2 kez şampiyon olarak, 'Kupa Bey'i unvanını hakkıyla aldığı için çok açık yüreklilikle söyleyebiliriz ki;

Ankaragücü olmadan Süper Ligin tadı pek olmaz.

Ancak tüm bunlara rağmen Sarı-lacivertli ekibin, Süper ligde kalıcılığını sürdürebilir kılmak için herkese büyük görevler düşmektedir.

Öncelikle gerek geçen sezon, gerekse sezon öncesi takıma maddi destek bulmakta oldukça mahir olduğunu kanıtlayan Faruk Koca'nın kendisinin de sık sık dile getirdiği, 'Türkiye'de ekonomik anlamda büyük sorunlar yaşandığı ve borç yükünün kulüpleri çok zorladığı' gerçeğini vurgulayarak, bundan çıkış yolu bulmak için kolları sıvadıklarını belirtti.

'Ankaragücü benim ya da benim gibi kişilerin eline bakarak geleceğini kuramaz' şeklinde soruna parmak basan Başkan Koca, ilk olarak ele aldıkları konunun sağlam bir altyapı oluşturmak için gerekli koşulları oluşturmak olduğunu da söyledi.

Tabi ki emek ve özveri isteyen altyapı için zaman da gerekli. Yeniden başlatılan altyapı projesinde en erken 5 yıl sonra meyveler toplanabileceği de bir gerçek. Yani bu özkaynak düzeninin verimli olabilmesi öyle kolay bir şey değil. Çok sabır isteyen bir iş…

Yakın zaman içinde, büyük fedakarlıklar ve çalışmayla oluşturulan üst yapı için de büyük sabır gerekir. Tek tek ele alındığında kariyerli ve iyi isimler olan yeni transferlerin uyum sorununu aşmaları, takım ruhunu kazanmaları ve ligin ritmini yakalamaları gerekir. Yani bunun için de sonuçlara pek aldırmadan en az 5 -6 hafta süre tanınması ve yürekten desteklenmeleri gerekir.

Bir daha kötü durumlara düşmemek için yapılması gereken de Ankaragücü'ne gönül veren herkesin '12. Adam' olarak takımının arkasında dimdik durmasıdır.