İnsanlar arasındaki zıtlaşmanın, çekişmenin temeline inildiğinde ekonomik çıkarların çatışmasının yanında ‘ırk ve din’ konularındaki uyumsuzluğun başı çektiğini görürüz. Bu noktada devlete düşen asal görev, aşırıya kaçmaları önleyen ‘moderatör’ rolü oynamaktır.

Bu bağlamda devlet yurttaşların barış ve huzur içinde yaşamak, iyi komşuluk ilişkileri oluşturmak, karşılıklı güven duygularının gelişmesine katkıda bulunmak üzere her türlü akılcı ve bilimsel önlemleri almakla yükümlüdür. Yani devlet, toplumsal zıtlaşmayı değil toplumsal uzlaşmayı özendirmelidir.

Devamı için tıklayınız.