İnsanız; çoğu zaman kendimizi tanımıyoruz, bilmiyoruz, görmüyoruz. Hayatta bizi, zihnimizi, dikkatimizi, bedenimizi yoran, meşgul eden bir yığın şey varken; onca mücadele içinde insanı unutuyoruz. Hırslar, ihtiraslar, arzu ve istekler büyürken; manevi derinlikleri es geçiyoruz. Çevremize, hayatımıza baktığımızda iyi ve güzel diye nitelendirebileceğimiz şeylerin ne kadar azaldığını fark ediyoruz.

İnsan insanın aynasıdır. Bu ayna kimlerden oluşuyor acaba? Diyorum ki; kişi kendisi nasılsa, karşısındakini de öyle görür aslında. Bazen bölük pörçük anılar gelir usuna dalarsın uzaklara…1956 sonbaharında İstanbul’dayım. Kabataş Erkek Lisesi’nde okuyorum (şimdilerde karma ve Anadolu Lisesi olarak öğretim yapıyor). Hafta sonları maça, sinemaya, tiyatroya giderek değerlendiriyorum zamanımı. Beraber büyüdüğüm arkadaşlarım, üniversite yıllarım, sonrasında eşim, genişleyen dost, akraba çevrem, çocuklarım. Kıymet verdiğim ve kıymetini bildiklerim onlar…

Devamı için tıklayınız.