Yeni yıl, takvim yapraklarının tükenmesinden çok daha fazlasıdır. Umutlar, beklentiler ve yeni hayaller bu günlerin eşlikçisidir âdeta.
Ancak, Türkiye için yeni yıl; çoğu zaman yenilenmiş bir dönemi değil, âdeta yeni bir çıkmazı çağrıştırıyor. Geçmişin tüm yükleriyle sarmalanmış geleceğin belirsizlikleri arasında sıkışmış bir toplum, yeni yıla girerken “ne değişecek?” sorusunu sormaktan çok “ne kadar dayanacağız?” sorusuna odaklanıyor.
Ekonomimiz, bu çıkmazların en bilineni. Enflasyonun etkisiyle her alanda dalgalanan gündelik hayatımız, alım gücünün hızla eridiği bir ortamda yeni yıl dileklerini daha temkinli kılıyor. Bir zamanlar “daha iyisi”ni hayal eden geniş kesimler, bugün “daha kötüsü olmasın” beklentisine razı oluyor. Bu durum yalnızca maddi değil, psikolojik bir yıpranmayı da beraberinde getiriyor. Gelecek planları kısalıyor; uzun vadeli hayaller yerini günü kurtarma çabasına bırakıyor.
Devamı için tıklayınız.