Bu köşede geçtiğimiz günlerde yayınlanan 'Hukuk ve Siyaset (I)' başlıklı yazıda, konunun 'vicdan'la da ilişkisi olduğunu belirtmiş ve şunları yazmıştık:

' 'Adalet'in temelini oluşturduğu düşünülen bazı değişmez 'ilkeler', kimi zaman 'dinsel emirler' kimi zaman 'evrensel hukuk ilkeleri' biçiminde ortaya çıksalar da, çok eski zamanlardan bu yana geçerliliklerini korumuşlardır... Ve bu ilkeleri ihlal edenler 'vicdanları kanattıkları' için eninde sonunda tepkiyle karşılaşmışlardır.'

TRT 2 kanalında 5 Temmuz akşamı 'Savaşın Gölgesi ' (While at War) başlığıyla gösterilen bir film, tam da bu yazının üzerine geldi.

***

Filmin senaryosu, İspanyol yazar, eğitimci ve felsefeci Miguel Unamuno'nun İspanya İç Savaşı sırasında yaşadığı gerçek bir olaya dayanıyor...

Eski bir liberal olan ancak yaşlılık döneminde reformcu ve idealist düşüncelerinden vazgeçerek kendini 'Hıristiyan Batı Uygarlığı'nın savunulmasına adayan Unamuno, Cumhuriyetçi Halk Cephesi Hükümeti tarafından Salamanca Üniversitesi'nin Rektörlüğünden alınmıştır...

İspanyol general Franco ve onun birlikte hareket eden askeri cunta mensupları, Cumhuriyetçi İspanya Hükümetine karşı ayaklandıktan ve Salamanca'yı üs olarak kullanmaya karar verdikten sonra Unamuno'yu eski görevine iade ederler...

Unamuno da maaşlarını cunta yönetimine bağışlar...

Böylece Unamuno ile isyancı faşist cunta arasında fiili bir işbirliği dönemi başlamış olur.

***

Ne var ki, bu uzlaşma, Unamuno'yu, vicdanı ile otoriter yönetimin gerekliliği konusundaki düşünceleri arasında bir tercihe zorlayacaktır...

Hitler ve Mussolini tarafından da desteklenen faşist isyancılar, hızla İspanya'ya egemen olmakta, ancak bu arada Unamuno'nun kabul etmekte zorlandığı bir çok vahşet olayı yaşanmaktadır...

Bizzat Franco ile diyalog içinde olan Unamuno, tüm şöhretine ve sahip olduğu uluslararası üne rağmen en yakınındaki insanların bile faşist isyancılar tarafından birer birer yok edilmeleri karşısında bir şey yapamamaktadır...

Diktatör Franco, Unamuno'nun şikayetleri karşısında, öldürülenlerin 'iyi bir İspanyol olmadıklarını', kaldı ki, 'ölmeden önce günah çıkarmalarına izin verildiği için cennete gitme yollarının da kapanmadığını' savunmaktadır.

***

Franco'nun sağ kolu ve faşist isyancıların propaganda sorumlusu General Millan Astray ise Unamuno'ya gençliğinde savunduğu 'sosyalist' düşünceler nedeniyle düşmanlık beslemekte ve onu sürekli zor duruma düşürerek intikam almaya çalışmaktadır...

Filmin düğüm noktasını oluşturan olay, 12 Ekim 1936 yılında Salamanca Üniversitesi'nde düzenlenen 'Kolomb Günü' toplantısında yaşanır... Unamuno'nun yanı sıra General Millan Astray, Franco'nun eşi Carmen Polo Martínez-Valdés, Salamanca Başpiskoposu Enrique Deniel ve 'falanjist' (faşist) görüşleriyle tanınan yazar José María Pemán'ın da katıldığı toplantıda Salamanca Üniversitesi profesörü Francisco Maldonado, Franco yönetimine karşı direnmeye devam eden Katalonya ve Bask bölgesi halklarını 'ulusun vücudundaki kanser hücreleri' olarak tanımlar ve 'İspanya'nın doktoru olarak faşizm, tıpkı duygusallıktan arınmış bir hekim gibi bu kanserli parçaları kesip atacaktır' der...

Bu düşünce, Millan Astray'ın salonu dolduran lejyonerleri tarafından 'Viva la Muerte' (Yaşasın Ölüm) sloganıyla desteklenir.

***

Bu durum, kendisi de bir Basklı olan ve o toplantıda hazır bulunan başpiskoposun bir Katalan olduğunu ama sustuğunu gören Unamuno'nun vicdanının sonunda isyan etmesine neden olur...

Toplantıda konuşmama kararı almış olmasına karşın, dayanamayarak ayağa kalkar ve şunları söyler:

'Şu duygusuz ve nekrofil (ölüsever) 'Yaşasın Ölüm' sloganını işitince sessizliğimi bozmaya karar verdim. Bu slogan bir paradokstur, ancak paradokslar konusunda uzman olan ben bile şimdiye kadar böyle aptalca bir şey duymamıştım. Bu sloganın sahibi Millan Astray bir savaş gazisidir, savaşta bir kolunu ve bir gözünü kaybetmiştir. Cervantes (Don Kişot'un yazarı) de öyleydi... Ne var ki Millan Astray'ın tutumu yüzünden, Tanrı yardımcımız olmazsa İspanya'daki sakat sayısı çok daha artacaktır. Cervantes'in ruhsal yüceliğine sahip olmayan Millan Astray, çevresindeki sakatların sayısının artmasıyla teselli bulmak ister görünmektedir.'

Bu sözler üzerine Milan Astray ayağa fırlayarak 'Kahrolsun Aydınlar, Yaşasın Ölüm' diye bağırır ve onu destekleyen topluluk Unamuno'yu linç etmek üzere harekete geçer.

(Devam edecek)