Türkiye’de yıllardır çözüme kavuşmayı bekleyen staj ve çıraklık mağduriyeti, artık yalnızca bir emeklilik meselesi olmaktan çıktı. Bu konu, aynı zamanda mesleki eğitimin, üretimin, sanayinin ve çalışma hayatının geleceğini ilgilendiren önemli bir mesele hâline geldi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) eski Başkanı ve Ankara’nın tanınmış sanayicilerinden Nurettin Özdebir, staj ve çıraklık sürelerinin emeklilikte değerlendirilmesi için dikkat çekici bir öneride bulundu. Özdebir'e göre mezuniyetinden sonra en az üç yıl kendi alanında çalışanlara, eksik emeklilik primlerini borçlanma imkânı verilmeli.

1999 öncesinde staj veya çıraklık yapan, ellerinde sigorta kartları ve sicil numaraları bulunan binlerce insanın yıllardır beklediği konu hâlâ çözüme kavuşmadı. Genç yaşta atölyelerde, fabrikalarda ve işletmelerde meslek öğrenen bu insanlar, staj ve çıraklık dönemlerinde sigorta numarası almalarına rağmen bu sürelerin emeklilik başlangıcı kabul edilmemesini hak kaybı olarak değerlendiriyor.

Mevcut mevzuatta staj ve çıraklık sigortasının genel olarak kısa vadeli sigorta kollarını kapsaması, bu sürelerin emeklilik hesabında başlangıç olarak dikkate alınmamasına neden oluyor. Yıllardır devam eden bu talebi daha önce de gündeme getirmiş, sosyal medya hesabımıza ulaşan binlerce mesajla mağduriyetin boyutunu ortaya koymuştuk.

Şimdi ise konuya farklı bir açıdan yaklaşan önemli bir öneri var. Ankara Sanayi Odası eski Başkanı Nurettin Özdebir, mesleki eğitim ve staj-çıraklık mağduriyeti konusunda üzerinde düşündüğü çözüm önerisini paylaştı.

Mesleki eğitim dört kat daha maliyetli

Özdebir, öncelikle mesleki eğitimin ekonomik boyutuna dikkat çekiyor. Mesleki eğitimin diğer eğitim türlerine göre en az dört kat daha maliyetli olduğunu belirten Özdebir, buna rağmen meslek okullarından mezun olanların çok büyük bir bölümünün eğitimini aldığı alanda çalışmadığını ve zaman içerisinde mesleklerini terk ettiğini ifade ediyor.

Oysa Türkiye'nin özellikle üretim sektöründe teknisyenlere, teknikerlere ve beceri sahibi insanlara büyük ihtiyacı bulunuyor. Özdebir, üretim alanlarında çalışmanın hizmet sektörlerine göre daha fazla disiplin ve sorumluluk gerektirdiğini belirtiyor. Bu nedenle mesleki eğitim konusunda yapılacak çalışmalarda, meslekleri daha cazip hâle getirmenin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Özdebir'in asıl önerisi ne?

Özdebir'in çözüm önerisi ise “Meslek eğitimi alan ve mezun olduktan sonra en az üç yıl kendi alanında çalışan kişilere, eksik olan emeklilik primlerini borçlanma imkânı verilmeli” şeklinde.

Özdebir, bu önerinin gerekçesini de açıklıyor. Böyle bir uygulamayla hem Hazine'ye gelir sağlanabileceğini hem de sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesi açısından fayda elde edilebileceğini belirtiyor. Bunun yanında, mezuniyetinden sonra kendi alanında üç yıl çalışmış bir kişinin mesleğini benimsemiş ve o alanda uzmanlaşmaya başlamış olacağını, dolayısıyla mesleğini terk etmesinin daha nadir görülebileceğini ifade ediyor.

Özdebir'in yaklaşımında iki önemli hedef bulunuyor: Mesleki eğitimin karşılığını bulması ve yetişmiş insanların üretim sektöründe kalması.

Hem Hazine'ye gelir hem mesleki bağlılık

Özdebir'in önerisi, staj ve çıraklık mağduriyetine ilişkin tartışmalarda değerlendirilmesi gereken farklı bir yaklaşımı da ortaya koyuyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, önerinin bütün staj ve çıraklık sürelerinin koşulsuz olarak emeklilik başlangıcı sayılması şeklinde olmamasıdır.

Önerilen modelde mezuniyet sonrasında en az üç yıl kendi alanında çalışma şartı bulunuyor. Bu şartı yerine getirenlere ise eksik emeklilik primlerini borçlanma fırsatı tanınması öngörülüyor. Böylece bir taraftan geçmişteki staj ve çıraklık dönemlerine ilişkin prim eksikliğinin giderilmesi, diğer taraftan mesleki eğitimin ve üretimde çalışmanın teşvik edilmesi hedefleniyor.

Elbette önerinin uygulanabilmesi için borçlanma kapsamının, prim hesaplama yönteminin ve yasal düzenleme ayrıntılarının belirlenmesi gerekiyor. Ancak Özdebir'in ortaya koyduğu yaklaşım, yıllardır devam eden staj ve çıraklık mağduriyetinin çözümü için tartışılabilecek bir alternatif sunuyor.

Artık bu önerinin ilgili kurumlar ve karar vericiler tarafından değerlendirilmesinin zamanı geldi.

Çünkü mesele sadece geçmişte staj veya çıraklık yapanların emeklilik beklentisi değil; aynı zamanda Türkiye'nin yetişmiş insan gücünü üretimde tutabilmesi meselesidir.