Emeklilikte adalet isteyen milyonlarca insanın sesi duyulmayacak mı? İktidar ne zamana kadar bekleyecek, muhalefet ne zamana kadar yalnızca “yanınızdayız” demekle yetinecek?
Türkiye’de bazı sorunlar var ki yıllar geçse de çözülmüyor. Çözüm bulunamadığından değil, siyasi iradenin öncelikleri arasına alınmamasından kaynaklanıyor. Emeklilikte yaşa takılanlar ve kademeli emeklilik bekleyen milyonlarca insanın yaşadığı mağduriyet de tam olarak böyle.
Dün inancını özgürce yaşamak isteyen insanların başörtüsü meselesinde karşılaştığı engeller, bugün başka bir toplumsal talebin karşısına çıkan duvarları hatırlatıyor. Bir dönem insanların taleplerini görmezden gelmek nasıl toplumsal bir sorun yarattıysa; bugün de emeklilikte adalet beklentisini görmezden gelmek benzer bir kırgınlığı büyütüyor.
Peki, milyonların sesini duymak için daha ne olması gerekiyor?
Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) hafta sonu Pazar günü Ankara Ulus'ta emeklilikte adalet talebiyle toplandı. EMADDER üyeleri, kademeli emeklilik düzenlemesi için kaynak bulunmasını istedi. Eşitsizliklere dikkat çekti.
Öyle böyle değil… 4,5 milyon çalışanın mağduriyetinin giderilmesi için kademeli emeklilik düzenlemesi talep ediliyor.
Bu ne demektir… Aileleri ile birlikte 20 milyon insanın mağdur edilmesidir.
Kamuyu yönetenlerin kulağını tıkayıp, çözümsüz bıraktığı bu sorunun başını da nasıl ve neye göre hesaplandığı bugün hala anlaşılamayan bir 8 Eylül 1999 tarihi ve sonrası lafının çektiği biliniyor.
8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlarla sonrasında sigortalı olanlar arasında emeklilik koşulları bakımından önemli farklar oluştu. EYT düzenlemesiyle belirli koşulları karşılayan bir kesim emeklilik hakkına kavuştu. Ancak aynı çalışma hayatının içinde bulunan, birbirine yakın tarihlerde işe başlayan ve yıllarca prim ödeyen 4.5 milyonluk başka bir kesim için bekleyiş sürüyor.
Bu nedenle EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, 8 Eylül 1999 öncesi ve sonrası sigortalı olanlar arasındaki emeklilik farkının adaletsizliğini dile getiriyor. Bunu dile getirirken de "Biz ayrıcalık değil, hakkımızı istiyoruz. Aynı çalışma hayatının içinde bulunan, aynı primleri, hatta daha fazlasını ödeyen emekçilerin ayrıştırılmasını kabul etmiyoruz" diyor.
EYT düzenlemesiyle emeklilik hakkı kazananlara karşı olmadıklarını belirten Uğurlu, başka bir kesimin mağduriyetinin devam etmesine itiraz ettiklerini söyledi. Uğurlu özellikle bir de şunu ekliyor: “EYT düzenlemesiyle emeklilik hakkı kazananlara karşı değiliz. Başka bir kesimin mağduriyetinin devam etmesine itiraz ediyoruz.”
Düşünün, bugün bazı çalışanların 10 bin ila 12 bin gün prim ödemeleri var. Ancak şu garabet 8 Eylül 1999 tarihi nedeniyle emeklilik için daha yıllarca beklemek zorunda kalacaklar. Tabi düzenleme ‘çalakalem’ bir halde hayata geçirildiği için bugün ödeme sistemindeki çarpıklık da insanın kafasını allak bullak ediyor.
Çalışma hayatındaki aktüeryal dengenin sağlıklı sürdürülebilmesi için daha fazla çalışana daha fazla ücreti vermesi gereken sistem, daha fazla çalışana daha az ücret verilmesine dönüştürülmüş durumda.
Durum böyle olunca, emeklilik hakkı sanki piyango haline dönüşmüş. Erken sigorta başlangıçlı kişi erken yaşta emekli olunca yüksek emekli maaşı alıyor. Alın teri ile daha uzun yıllar çalışan ise daha düşük ücrete mahkûm ediliyor.
Tabi sayıları 20 milyonu bulan bu kesimin peşinde oyunu alabilmek için hem iktidar hem de muhalefet milletvekillerinin koştuğunu da biliyoruz. Halbuki, sorun yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak bir konuya dönüştürülmemelidir. İnsanların emeklilik planlarını siyasi takvimlere göre yapması beklenemez. Bugün çözüm bekleyen çalışanların yarın sandık yaklaşınca yeniden hatırlanması, toplumsal güveni güçlendirmez.
Ancak iktidarın seçimlere yakın bu soruna eğileceği görülüyor. Nitekim bir süre önce Hayati Yazıcı’nın ve Mustafa Elitaş’ın EMADDER yönetimi ile görüştüklerini biliyoruz. Yöneticilere sorunlarını bildiklerini, çözüm için ne yapılması gerektiğini önermelerini istediklerini de biliyoruz.
Muhalefet ise ‘yanınızdayız’ söyleminin ötesine gidemeyen bir propaganda peşinde. Baktığınızda çözümüne yönelik bir önerilerinin olmadığını da görülüyor.
Zaten EMADDER başkanı da siyasetçilerin acıklı bu hali-pür melali durumlarını gördükleri için taleplerini duyurmak için yaklaşık üç buçuk yıldır mücadele ettiklerini belirtiyor. Çözümün TBMM'de üretilmesi gerektiğini dile getiriyor. Ve siyasi partilere seslenerek, "Biz Meclis'ten kavga, kaos değil, çözüm istiyoruz. Milletvekillerinden slogan değil, yasa bekliyoruz" çağrısında bulunuyor…
20 milyon insanın sesine kulak tıkamak, bir sorunu ortadan kaldırmaz. Yalnızca o sorunun büyümesine ve çözüm beklentisinin daha da güçlenmesine yol açar.
Şimdi iktidara da muhalefete de aynı soru sorulmalı…Kademeli emeklilik konusunda somut çözüm öneriniz nedir? Hangi düzenlemeyi savunuyorsunuz? Mali hesabınız, yol haritanız ve takviminiz nerede?
Çünkü milyonlarca insan artık yeni açıklamalar değil, açık cevaplar bekliyor.
Bakalım 20 milyon insanın talebi daha ne kadar bekletilecek?