Bir zamanlar kahve, dostluğun bahanesiydi. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Komşuya uğranır, bir fincan kahve eşliğinde hayat konuşulur, dertler paylaşılırdı. Kahve eşliğindeki sohbetin değeri bilinirdi.
Bugünse o fincanın hikâyesi değişti. Artık bir kafeye oturmadan önce menüye, fiyatlara ve cüzdanımıza bakıyoruz. Bir kahve sipariş etmek, küçük bir keyiften çok, bütçeye eklenecek yeni bir kalem hâline geliyor.
Hayat pahalılığı yalnızca mutfaktaki alışverişi, elektrik faturasını ya da kirayı etkilemiyor. İnsanların kendilerine ayırdığı küçük mutlulukları da sessizce azaltıyor. Eskiden arkadaşlarla yapılan bir kahve buluşması, bugün ay sonunda hesaplanması gereken harcamalar arasında yer alabiliyor.
Elbette kahve fiyatlarındaki artışın yalnızca işletmelerin tercihlerinden kaynaklandığını söylemek haksızlık olur. Kahve çekirdeğinin dünya fiyatı, döviz kuru, kira, enerji ve personel giderleri işletmelerin maliyetlerini artırıyor. Ancak bütün bu maliyetlerin sonunda tüketicinin karşısına çıkan fiyat, maalesef insanların alışkanlıklarını yeniden düşünmesine neden oluyor.
Devamı için tıklayınız.