Türkiye seçim atmosferine doğru ilerlerken milyonlarca insanın yıllardır beklediği bir mesele hâlâ çözüme kavuşmuş değil.

İktidar da muhalefet de bu konuda artık söz değil, çözüm üretmelidir. Staj ve çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılacak mı?

1999 öncesinde staj veya çıraklık yapmış, ellerinde sigorta kartları, sicil numaraları bulunan binlerce insan, yıllardır bu sorunun cevabını bekliyor. Genç yaşta atölyelerde, fabrikalarda ve işletmelerde meslek öğrenen, üretime katkı sağlayan bu insanlar, emeklilik hesabı yapılırken ilk sigorta tarihlerinin dikkate alınmamasını hak kaybı olarak görüyor.

Mevcut mevzuatta staj ve çıraklık sigortası genel olarak kısa vadeli sigorta kollarını kapsıyor. Dolayısıyla bu süreler normal şartlarda emeklilik başlangıcı kabul edilmiyor. Ancak yıllardır devam eden toplumsal talep, artık siyaset kurumunun görmezden gelemeyeceği bir noktaya ulaştı.

İktidara soralım!

Çeyrek aşıra yaklaştı iktidarınız, bu sorunu ne zaman çözeceksiniz?

İktidar, staj ve çıraklık mağdurlarının taleplerini biliyor. Yapılan açıklamaları, düzenlenen toplantıları, derneklerin ve platformların mücadelesini görüyor.

Sosyal güvenlik sisteminde yapılacak düzenlemelerin bütçe ve aktüeryal dengeleri değerlendirilirken, sadece maliyet hesabı değil, sosyal adalet de göz ardı edilmemelidir.

Peki, borçlanma, kademeli geçiş veya belirli şartlara bağlı hak tanınması gibi modeller değerlendirilemez mi?. Önemli olan, yıllardır devam eden bu soruna ilişkin somut bir irade ortaya koymak değil midir?

İktidar artık açıkça cevap vermeli. Staj ve çıraklık mağdurları için bir düzenleme yapılacak mı? Yapılacaksa ne zaman yapılacak?

Bu meselenin diğer muhatabı da muhalefet partileridir. Peki muhalefetin sadece teklif vermesi çözüm için yeterli olur mu?

1 Kasım 2026 itibarıyla TBMM kayıtlarında staj ve çıraklık mağduriyetine yönelik farklı çözüm modelleri içeren kanun teklifleri bulunuyor.

Bunlardan; 2/3710 esas numaralı teklif, 1999 öncesi zorunlu staj ve çıraklık başlangıçlarının sigorta başlangıcı sayılmasını hedefliyor. 2/3882 esas numaralı teklif, staj ve çıraklık sürelerinin borçlanılabilmesini öngörüyor. 2/3958 esas numaralı teklif ise çırak, kursiyer ve stajyerlerin sigortalılık başlangıcına ilişkin değişiklik öneriyor.

Peki, Meclis'te farklı çözüm önerileri bulunmasına rağmen neden hâlâ sonuç alınamıyor? İktidarın bu tekliflerde yer alan önerilere yönelik rahatsızlığı nedir? Neden hayata geçir(e)miyor?

Bu konu, siyasi partilerin birbirlerini eleştirdiği bir başlık olmaktan çıkarılmalı; çözüm için ortak irade gösterilmelidir.

Vatandaş seçim vaadi değil, yasal güvence istiyor!

Herkes farkında staj ve çıraklık mağdurları artık seçim dönemlerinde hatırlanmak istemiyor. Mitinglerde verilen sözlerden, toplantılarda yapılan açıklamalardan çok daha fazlasını bekliyor.

İstekleri, geçmişteki sigortalılık uygulamalarının yeniden değerlendirilmesi ve ortaya çıkan mağduriyetin hukuki, sosyal ve mali boyutlarıyla ele alınması.

Burada mesele herkese koşulsuz emeklilik hakkı verilmesi değildir. Mesele, genç yaşta meslek öğrenirken sigorta kaydı oluşturulan insanların beklentilerinin adil bir şekilde değerlendirilmesidir.

Yaklaşan seçim sürecinde yine bütün siyasi partilerin ekonomi, emeklilik ve sosyal güvenlik politikalarını anlatacakların göreceksiniz. Ancak staj ve çıraklık mağdurlarının da iktidara ve muhalefete yönelteceği şu açık soruları olduğunu şimdiden söyleyelim.

İktidara: Yıllardır gündeminizde olan bu sorunu neden çözemiyorsunuz?

Muhalefete: Verdiğiniz kanun tekliflerini iktidar olduğunuzda yasalaştıracağınızı taahhüt ediyor musunuz?

Seçime girecek olan bütün siyasi partilere de biz soralım: Bu insanların taleplerini karşılamak için neden seçim takvimini bekliyorsunuz?

İktidarın artık ya Meclis'te bekleyen muhalefetin tekliflerini görüşmesi gerekiyor ya da kendi çözüm modellerini masaya yatırması gerekiyor.

Artık yıllardır bekleyen insanların kaybettiği zamanı geri getirmek mümkün değil. Sandık yaklaşırken, staj ve çıraklık mağdurlarının artık vaat değil, icraat görmek istediği gözden kaçırılmamalı.

Ve artık unutulmasın ki; sosyal adalet seçim meydanlarında verilen sözlerle değil, Meclis'te çıkarılan yasalarla hayat bulur.