Geri Dönüşüm İşçileri Dernek Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Ay ile yaptığımız ropörtajın ikinici bölümü olan mevsimlik işçilik ile geri dönüşüm işçiliğinin ayrılmaz bağından size bahsetmek istiyorum bugün. Bundan bir önceki yazımda kaleme aldığım üzere işçilerin hemen hemen hepsinin sigortası yok, kalacak yer sıkıntısı var, depolar sürekli boşaltılıyor ve temiz suya ulaşmak bile mümkün değil çoğu zaman... Bu yılda bu kadar temel insan haklarını kazanmaya çalışmak ne büyük ayıp bizim için!
Öte yandan geri dönüşüm işçileri aynı zamanda mevsimlik işçiliğin de omurgasını oluşturuyor. Sezon açıldığında aileleri ile birlikte tarım işi için başka bir kente geçen aileler yanlarında çocuklarını da götürüyor. Çocuklar bu dönemde okuldan geri kalıyorlar, gittikleri yerdeki belediyeler çocuklar için eğitim bir şey yapmıyorlar. Aynı zamanda aile çocuğu tek başına bırakamıyor çocuk da tarlaya gidiyor. Pek çok çocuk böyle hayatını kaybetti...
Mustafa Bey bu tarım alanlarının işleyişini de bizimle paylaştı. Örneğin işçiler çoğu zaman yevmiye ile para kazanıyor, çocuk da yanlarında iş yapıyor aslında o da topluyor ama çocuğa işveren para ödemiyor. Mesela fındığa, üzüme giderseniz bunlar yevmiyedir. Yevmiyeli işte çocuğa para ödemezler. Yine sigorta yok hemen hiçbirinde. Ailelerin kaldıkları yerlerse 200 - 300 çadır düşünün kocaman bir alanda, yine temizlik sıkıntısı oldukça yüksek, brandayla çadırın içini doluyorlar o işte banyosu oluyor orada yaşayanların, özellikle temiz su ve tuvalet bulmanın oldukça güç olduğuna değiniyor Mustafa Bey ve bir çözüm üretilemediğinin bir kez daha altını çiziyor.
"Şimdi bu çocukların okulda başarılı olması nasıl beklenir? Gidin şimdi Sivas'ta patates topluyorlar çocukların hepsi hasta burunları akıyor. Üstü başı zaten sıcak tutmaya yetmiyor, çadırda çocuklar hasta oluyor. Sabahın köründe gidip akşama kadar tarlada o işçiler ve çocukları. Sel felaketi oluyor, işçi ölüyor ancak o zaman bakmaya geliyorlar bir satırlık haber oluyor. Kaç otobüs devriliyor hep mevsimlik işçiler ölüyor. Kaç akrabamız böyle hayatını kaybetti. Bazıları doğum yapıyor tarlada, inanmazsınız belki sorun o çocuklara nerede doğmuşlar diye biri Adana pamuk tarlası biri patates tarlası der. Bunlar halen Türkiye'nin gerçekleri. Su getiriyorlar bu çadır alanına, tankerle. Tanker pis mi temiz mi belli değil, yemek zaten malum. Denetlense keşke bunlar, yaşadığımız koşullara bakılsa iyileştirilse..."
Daha yazacak çok şey var elbette ama bu kadar temel insan haklarına bile erişim henüz sağlanamamışken detaylara giremedim açıkçası... Temiz su, tuvalet, sıcak bir yerden bahsediyoruz bu kadar temel ve insani ihtiyaçlardan. Üstelik çocukların buralarda yaşamları, eğitimleri, yemesi içmesi ve hatta güvende yaşaması yani gerçekten nereden tutsak elimizde kalıyor. Mustafa Bey aslında çok güzel bir şey söyledi: Bunlar halen Türkiye'nin gerçekleri...