Sürekli sıkılaşan ve amacı artık bambaşka bir boyuta varan vize uygulamalarının geldiği son nokta ülkeleri bir tehditten korumak mı yoksa özel hayatın ve politik muhalifliğin otoriter eğilimli rejimlerce deşifre edilme çabası mı? ABD, vize verme konusunda zaten oldukça ünlü bir ülke, gerek sordukları sorularla gerekse vize için başvuran insanların yaşadığı kaygıyla hepimizin bildiği nam salmış bir yanı vardı ancak 8 şubat tarihinden itibaren bu sorular bir seviye daha atladı ve sosyal medyayı vize başvurusunda göstermek zorunlu hale geldi. Daha önce isteğe bağlı olan bu uygulama artık seyahat izni (ESTA) başvurularının temel bir parçası.

Bu uygulama Ocak 2025'te bir kararname ile "ulusal güvenlik risklerini önleme" amaçlı getirildi. Ulusal güvenlik tanımlarımız yaşadığımız yüzyılda insanın kalbine huzur veriyor... Ülkenin hükümetine karşı olmak, politikalarını desteklememek kolaylıkla ulusal güvenlik riski olarak kabul edilebiliyor. Bu paranoya devletlerin aldığı gerekli önlemleri de itibarsızlaştırıyor. Her şey, herkes bu kadar potansiyel suçlu olursa gerçek suçlulara ne olacak? Bakınız bugün ortalama bir vize başvurusunda doğduğunuz - gerçekten var olduğunuza dair belge, tüm banka hesaplarınız ve adli sicil kayıtlarınız soruluyor ve bu minimum istenilen evraklar. Bunun haricinde bazı ülkeler mülakata çağırıyor ve orada da oldukça "gerekli" soruları insanlara yöneltiyorlar. Yasal yollarla gelen, her evrağında dürüst olan insanlar üzerinde kurulan bu hiyerarşi sadece adaletsiz değil aynı zamanda gereksizdir.

Kişiye özel verilerin bu kadar turizm acentesi, aracı şirket ve konsolosluklarda dolaşması bana asla mantıklı veya insani gelmiyor. Neyi anlamaya çalışıyorsunuz tam olarak? Sürekli sindirilmiş insan yaratan demokrasilerden artık midem bulanıyor. İşe gireceğiz sosyal medyamızda paylaşmayalım, şunlarla iş yaparız bunu paylaşmayalım, vize alacağım neyse paylaşmayayım. YAHU KRAL ÇIPLAK İŞTE BEN SOSYAL MEDYAMDA PAYLAŞMASAM DA KRAL ÇIPLAK. Böyle bir şey olabilir mi ya? Her şeyi doğru yapıyorsunuz da insanlar keyfinden mi eleştiriyor? Bu çağın liderleri insanda 5 yaşındaki bir erkek çocuğuyla uğraşıyormuşsunuz hissini yaratıyor. Sayın başkanın adı Epstein dosyalarında var ve evet tüm dünya bunu biliyor, ICE polislerinin göçmenlere ve beyaz olmayan ABD vatandaşlarına nasıl davrandığını tüm dünya biliyor. Tüm bunları yazarken Michael Jackson'ın "They dont care about us" şarkısı aklıma geliyor ve evet onu anlıyorum...

Bu uygulamalar, bireyleri politikanın bir objesi haline getiriyor ve otoriter rejimleri cesaretlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Sistem dürüst insanları ödüllendirmiyor, hayır aksine dürüst insanları ne yazık ki kaygı batağının içerisine atıyor. Konsolosluklar insanların yaşadığı duygu durumunu asla önemsemiyor, vatandaşlıktan dolayı hissedilen objeleştirmeyi ve asla eşit olmamanın ne demek olduğunu konsolosluklar bilmiyorlar, sınır polisleri bilmiyorlar. Bu sadece göçmenler için de değil yahu bir yerden bir yere turist olarak bile gitmek için taklacı güvercine dönmemiz bekleniyor. Birilerinin bu insanlara seyahatin temel bir insanlık hakkı olduğunu söylemesi gerekiyor. Hatta insanlık da değil dümdüz tüm canlıların yaptığı bir şeydir göç ama sadece insan bunun kriminalize eder.

Efendim benim sosyal medya hesabıma bakmanıza gerek yok, doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlarsa onuncu köyden sesleniyorum: Demokratik insanlar değil zorbalar korkmalılar ve bizler yani politik doğrucu insanlar hiçbir insanın temel insanlık haklarını gaspetmenize sessiz kalacak insanlar değiliz. Görüyoruz, kalbimiz onlarla atıyor. HERKESTEN BU KADAR ŞEFFAFLIK BEKLİYORSANIZ EPSTEIN DOSYALARINDA GEÇEN İSİMLERİ ŞEFFAFÇA HALKLA PAYLAŞIN mesela yani bu benim aklıma gelen basit bir şeffaflık beklentisi öyle potansiyel sosyal medya suçu falan da demiyorum alenen suçlu insanlardan bahsediyorum. Son olarak doğru iş yapan insan sansüre ihtiyaç duymaz, insanlara tepki gösterecekleri nedenler verip neden tepki gösteriyorsunuz demeyi bırakmalısınız...