Başkent’in 116 yıllık koca çınarı, İzmir deplasmanında düşme mücadelesi veren Altınordu karşısında kelimenin tam anlamıyla dejavu yaşadı.

28 Ekim 2025’te ilk yarının 5.maçında Eryaman’da ağırladığı Altınordu karşısında da aynı sonucu yaşamıştı. Ne hikmetse maçın kahramanları da aynı isimlerden oluştu. O karşılaşmada ilk golü konuk ekipte yine Ege Arslan ilk yarıda bulmuş, Ankaragücü da yine karşılığı ikinci yarıda Mervan Yusuf Yiğit’in ayağından vermişti. Değişen tek şey gollerin dakikalarıydı. Ege Arslan maçın hemen başında ancak bu kez elini çok çabuk tutarak henüz 32.saniye oynanırken golü bulurken, Mervan ise karşılığı ilk maçın aksine daha erken dakikalarda (47’de) vermeyi başardı.

Aslında ne gariptir ki Ankaragücü’nün erken gelen golün şokunu uzun süre üzerinden atamadı. Bu durum da bugüne kadar kendi sahasında galip gelemeyen İzmir ekibini, şeytanın bacağını kırmak için oldukça ümitlendirdi. Hakem Mikail Cihangir’in, müsabakanın ilk dakikalarında Abdullah Balikuv’un Enes Tepecik’e net penaltılık müdahalesini topa müdahale diye değerlendirmesi de belki de maçın kaderini belirleyen bir diğer önemli karardı.

Başkent ekibi, ancak 39.dakikada kendine gelir gibi oldu. Maçın bir diğer kahramanı da Altınordu kalecisi oldu. Arif Şimşir bahis eylemi nedeniyle aldığı 3 aylık cezasını çekip kadroda yer almasıyla, oynayamamanın acısını sanki Ankaragücü’nden çıkarmak ister gibiydi. Bir diğer deyimle maçın 1-1 sonuçlanmasında büyük rol oynadı.

Ankaragücü’nün gol ayağı olan Enes Tepecik ile bir diğer etkili hücum oyuncusu Mervan Yusuf Yiğit’in takımın baskısını artırdığı son dakikalarda oyundan alınması, bence teknik direktör Recep Karatepe’nin oyuna en hatalı müdahalesiydi.

Maçın kadrosuna bakıyoruz, uzun zamandır ilk kez sakatsız ve cezasız bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kendi sahasında hiç galip gelememiş, son 3 maçta gol bile atamamış bir rakip karşısına çıkıyorsun yani ardına sığınacak bir bahane de yok.

Yönetim desen bu sezonun en iyisi, iş başında… Yoktan var ederek alacakları da ödemiş, hatta sözleşmeler de uzatılmış. Anlayacağınız moral motivasyon da üst düzeyde…

O zaman her koşulda arkasında durduğumuz teknik kadro ve futbolculardan, lokum gibi bir rakip karşısında biraz da çaba göstermelerini beklemekle haksızlık mı etmiş oluruz?

Artık ne diyeceğimizi şaşırdık doğrusu.