İş ya da ekmek parası ne derseniz deyin kazanabilmek için ömürde en az bir- iki kez mülakatlardan geçer yolu insanın. Zorlu ve ön hazırlık gerektiren bir durumdur bu, çünkü aday ya da başvuran sayısı ne kadar çoksa işi almak o kadar güçleşir. Düşünsenize; bir pozisyon ve bu pozisyona başvuran 500 kişi. 500 ayrı kişi, 500 ayrı kimlik ve kişilik… 500 ayrı kriter demektir aslında incelenecek ya da işe uygun olup olmadığı belirlenecek. Ölçü ve değerlendirme kriterlerini ele alalım; adayın yaşı, cinsiyeti, mezun olduğu okul-bölüm, mesleki tecrübesi, yurtdışı tecrübesi, varsa referansları yani say say bitmez değerlendirilecek kriter sayısı! Kurumsal işyerleri var ki bir de, belli başlı pozisyonlar için işe alacakları kişileri neredeyse tam bir elekten geçirir. Neresinden bakarsanız bakın işe girmek ya da bir işi almak gerçekten zordur.

KPSS'ye girmeniz gerekir ve de kazanmanız belli bir puanla, atama yapılacaksa alırsınız sınavı, beklersiniz o tarihi paşa paşa! Duyarsınız Mehmet Amca'nın oğlu işe girmiş kamuda. Aaaaa… dersiniz onun puanı 80 ben de var 90 ben niye giremedim de Mehmet Amca'nın oğlu işe girdi diye! Çünkü Mehmet Amca; oğlu işe girsin diye rica eder, aracı koyar birçok nüfuzlu kişiye bu bekleme süreci kısalsın diye ve oğlu herkesle eşit şartlara sahipken bir anda depar atar birçok kişiye… Buraya kadar anlatılanlar bu ülke gerçeğidir birçoğumuzun başından geçmiş!

***

Ama ben en çok cinsiyet kriterine takılmış durumdayım. Özellikle de iş yerlerinde bayan eleman yerine ısrarla erkek eleman çalıştırma heveslilerine diğer bir deyişle; pozitif ayrımcılık yapan işverenlere…

Aslında pozitif ayrımcılık sürecin en başında; mülakatlarda başlar. İş görüşmesine davet edilirsiniz 14-15 sene tecrübeniz, iyi bir üniversiteden mezuniyetiniz, iyi derece İngilizceniz, bilgisayar bilginiz, güçlü referanslarınız, B sınıf ehliyetiniz vb daha birçok özelliğiniz varken mülakat yapan kişi ya medeni halinizi, ya da bir bayanın bu işi yapmak için neden başvuru yaptığını sorgular ne yazık ki!

Hele belli bir yaşta iseniz neden hala bu yaşta iş aradığınızı anlatmak için gereksiz bir yığın soruyu cevaplar durursunuz beyhude yere. Aslında karşısına gelmişsinizdir bir kere; bir çeşit ego tatmini ile iş ya da görev dışında merak ettiği her konuyu ustalıkla sorar durur. İşverenler şunu iyi bilmelidir ki çalışanlar arasında cinsiyet ayrımı yapmak erkek çalışanı tercih etmek, kadın çalışan yerine öncelikle erkek çalışanı işe almak yapılabilecek en büyük hatadır, haksızlıktır. Hatta siyasi nedenlerle bile sorgulanırsınız.

İş yaşamında kadın ve erkek eşit olmalıdır, erkekler fiziksel üstünlüğe sahip olabilir tek bir şartla sadece fiziksel işgücü gerektiren işlerde! Kadınlar iş yaşamına katılmalıdır ve hep iş yaşamının içinde olmalıdır. Çünkü kadınlar maddi olarak güçlü olmalıdır. Önce aile bütçesine katkıda bulunmak için ama en çok da şu zor hayat şartlarında erkekler karşısında 1-0 mağlup olmamak için…

***

Kadın adayların medeni durumu, iş deneyimi, çocuk sayısı, eşinin ne iş yaptığı, talip olunan işte liyakat durumu, talep edeceği ücret miktarı da kriterler arasındadır. En sağlam ve garantili işler ise devlet kapısındadır. Ne var ki, devlet kurumlarına yapılan iş başvurularında 'herkes devletten iş beklemesin, devlet istihdam kapısı değildir' dense de; deneyimlerle kanıtlanmıştır ki; liyakati bilinmeyen iktidar yandaşlarının hatta bizzat iktidar yetkililerinin yedi sülalesinin hiçbir inceleme ve şart aranmadan devlet kadrolarına doldurulduğu da gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanmaktadır.

Ülkemizde hangi alana talip olursanız olun; kadın erkek eşitliğini göremezsiniz. Çünkü onları da mülakatlarda değerlendiren genelde erkeklerdir. Bu erkek egemen bir toplumda yasa gibidir adeta. Seçme ve seçilme konusunda eşitlik yasalarda olsa bile, masaların dediği oluyor çünkü. Bu 50 yılı aşkın iş yaşamımda yaşayarak tanık olduğum bir saptamadır.

İşsizlik rakamları aldatıcı ya da uyduruktur. 10-12 milyon işsiz var deniyor. Bu oran en azından nüfusun %20'nin üstündedir. En mağdur işsizler ise üniversite mezunlarıdır. Bunların oranı da %30 dolayındadır. Sayılamayanlar belli kriterlere göre değil, ara sıra sepeti yeni ekleme ve çıkarmalarla yeniden kullanılan kalemlere göre değerlendirilmektedir.

Özetlersem, istatistik verileri-bilgileri-vergi düzeni-vergi yükü gibi sağlıklı olmayan kayıtlara dayanmakta olup belge düzeni yetersiz olduğundan ekonomik durumu da normal sayamıyorum.