Bu köşede, 'Dolar neden istif ediliyor?' başlığı altında dört bölümlük bir yazı dizisi yayınlamış ve o yazı dizisine şu sözlerle başlamıştık:

'Türkiye'de derinleşen kriz ortamında neden dolar istif edildiğini anlamaya çalışmak ilk bakışta insana 'beyhude bir çaba' olarak gelebilir. Çünkü insanların ellerindeki yerli paranın her geçen gün 'dünya parası' olan dolar karşısında değer kaybettiğini herkes görmektedir. Bu gerçeği gören insanlar doğal olarak ellerindeki yerli parayı satarak dolara çevirmekte, ellerine geçen dolarları da yastık altında ya da bankalarda 'istif' etmektedir'!

Bu yazı dizisini sonlandırdığımız günün akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı. Konuşmanın en önemli sözleri şunlardı:

'Vatandaşımızın bankadaki TL varlığını, mevduat kazancı kur artışından yüksekse bu getiriyi elde edecek. Kur getirisi mevduat kazancının üstünde ise aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek. Bu kazanç stopaj vergisinden muaf tutulacak'...

Bankalarda TL olarak tutulan mevduatın dolar karşısında uğradığı değer kaybının devlet tarafından karşılanacağının açıklanması üzerine, dolar bir kaç saat içinde 17.50 noktasından 12.50'ye kadar indi; daha sonra bir saat içinde yaklaşık yüzde 7 değer kazandı.

***

Erdoğan'ın yaptığı açıklamanın 'dolar istifçiliği' yapanlar arasında bir paniğe neden olduğu açıkça görülüyor...

Bu 'istifçiler'in sıradan vatandaş olmadığı da konuşmanın yapılmasıyla doların yaklaşık yüzde 25 değer kaybederek çakılması arasında yalnızca bir kaç saatin geçmiş olmasından anlaşılıyor; çünkü bankaların ve döviz bürolarının kapalı olduğu akşam saatlerinde o kadar işlemi sıradan vatandaşlar yapmış olamaz...

O zaman da insanın aklına 'Acaba döviz işleriyle uğraşan birileri 'indir-çıkar' operasyonuyla yüksekten sattıkları dolarları ucuza geri almaya mı çalışıyor?' sorusu geliyor.

***

Neyse, biz yine de 'Hayırlı olsun' diyelim ve bu hamlenin ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım...

Ülkemizin en önemli iktisatçılarından biri olan Mahfi Eğilmez, bu karar sonrasında kısa bir 'tweet' atmış... Şöyle diyor: 'Şimdi anladım. Dolaylı faiz artırımı yapılıyor yani. Kur % 40 artmış faiz %14 ise aradaki 26 puan ödenecek. Ve bunun adı faiz olmayacak. Müthiş.'

Bilindiği gibi, doların son dönemdeki kontrolsüz yükselişinin görünürdeki nedeni, faiz indirimi konusundaki baskılara Cumhurbaşkanı'nın direnmesi ve MB yönetiminin de bu karara uymak zorunda kalmasıydı...

Şimdi bu formülle hem 'istifçilik' önleniyor hem de 'faiz indirimine gitmeme' kararından geri dönülmemiş oluyor.

***

Ancak yine de şu sorular kafaları kurcalıyor:

'Dolara kaçış'ın yol açtığı kayıp devlet tarafından ödenince TL'nin değeri korunmuş mu olacak?..

Doların yükselmesi nedeniyle mevduat sahiplerine ödenecek fark bütçede olmadığına göre bu fark hangi kaynaktan ödenecek?..

Eğer bu ve benzeri bütçe açıklarını kapatmak için banknot matbaası çalıştırılırsa TL'nin değer kaybı ve enflasyonun tırmanması nasıl önlenecek?

Bu soruların cevaplarını önümüzdeki günlerde yaşayarak öğreneceğiz...

Ancak alınan son kararlar, yaşanan sıkıntıların artık iktidar tarafından da görmezden gelinemediğini gösteriyor.

***

'Dolar neden istif ediliyor?' başlıklı yazı dizimizi sonlandırırken şu saptamayı yapmıştık:

'Toparlarsak, ülkemizde yaşanan 'dövize hücum' olayının arkasında yıllardır dış piyasalardan yüksek faizle borçlanarak elde edilen kaynakların har vurulup harman savurulması yatmaktadır.'

Bu yazıyı da şöyle bitirelim: Nedenler ortadan kalkmadığı sürece ne kadar önlem alınırsa alınsın sorun çözülmez.