- Peki, yaşadıklarından pişmanlık duydun mu? Hiç keşkem olmadı. Dolayısıyla ben kaybettimse başkaları da kazanmıştır derim.
***
- Peki, bir daha dünyaya gelsen, gene aynı şeyleri yapar mıydın? Bunu o zaman konuşalım.
***
- Yazının hangi türlerinde daha başarılısın?
Şiir, öykü, deneme, mizah. Hiç resim yapamam. Müzik bilgim de çok iyidir. Roman yazamıyorum. Herkesin hayatım bir roman derken nesini yazayım.
- Yaşam felsefenizi anlatan şiirleriniz var mı?
* Mesela şu:
ÖMRÜMCE-
Gökyüzünden avuç avuç yıldız kopardım/ Bulut topladım kucak kucak/ Yıldızlar ışık olur/ Bulutlar gömütüme yağmurum/ Daha ne isterim Allah'ımdan?
***
- Bir de mizah örneği verseniz?
'Özür dileme benden/ Hem sen ölürsün/Hem de ben'
***
Savaş mı barış mı desem? Şairime haksızlık edemem: Necatigil Hoca: 'En büyük savaşı evlerde veriyoruz' derdi bir şiirinde. Bakın Melih Cevdet ne diyor: 'O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör! / Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör / Seyreyle gülü bülbülü /Çifter çifter aylar gökyüzünde / Her gece ayın on dördü'
Keşke dünyada her gün barış olsa… Keşke her gün yüzlerimiz gülerek, umutla, sevinçle, erinçle uyansak…
-Desem ki mal mülk?
Şairin dediği gibi: 'Tek mülküm zaman'dır benim de.
***
Bunlar hemen aklıma geliverenler / Bedenime değil yüzüme ve yüreğime/Ellerime bakın yalnızca/ Gözlerim Okyanus mavisi /Ellerim sımsıcak /Çünkü 'yüzüm bana benzer.'
Ben de ikiyüzlüyüm her insan gibi/ Yüzümün haritasıdır yukarıda yazdıklarım /Kendimi ve haddimi bildim/Asla yüzsüz biri değildim.
***
-Başka diyeceğin yok mu? Hem de ne çok! Yenim değil hem yerim dar. Hem de çok 'Nazik bir süreç'ten geçiyoruz.
Kavga toplumu olmakta bir yarar olmadığının görülmesini özellikle siyasetçilerin bundan ivedilikle kaçınmalarını diliyorum.