CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı adaylığı için yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde ABD'den sonra İngiltere'ye de bir ziyaret yaptı...
ABD gezisinin amacı 'bilim merkezlerinde inceleme yapma gezisi' olarak kamufle edilmişti...
İngiltere gezisinin amacı ise 'kirli parayı kovacak temiz parayı bulma gezisi' olarak açıklandı!
***
Kılıçdaroğlu ABD'de yaptığı gezi sırasında bilimsel bakış açısını genişletip dünyadaki gelişmeleri daha iyi kavradı mı bilemeyiz...
Ama İngiltere'de 'temiz para' bulamayacağını hemen söyleyebiliriz...
Çünkü dünyada dolaşan ve 'finans kapital' olarak adlandırılan paranın bir yüzü 'temiz' görünse bile öbür yanı her zaman 'kirli'dir.
***
Bir zamanlar dünya bankerlerinin üslendiği ülke olan İsviçre 'kirli para'nın yıkandığı ülkelerin başında gelirdi...
O nedenle İsviçreli sosyolog/ekonomist Jean Ziegler kara para aklama mekanizmasını anlattığı kitabına 'İsviçre Daha Beyaz Yıkar' başlığını koymuştu...
Şimdilerde bu görevi Londra üstlendi. Türkiye'deki tartışmalı ihalelerin yargı adresi de Londra'dır ve o nedenle bu ihaleleri alanların bir ayağı o kentte bulunmaktadır.
***
Lafı çok uzatmaya ve dolandırmaya gerek yok...
Anlatmaya çılıştıklarımızın en açık kanıtı, ülkemizin tapu senedi olan Lozan Anlaşması'nın müzakere süreci tıkandığında İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un Lozan delegasyonu başkanı ve Atatürk'ün kurduğu CHP'nin ondan sonraki lideri olan İsmet İnönü'ye söylediği şu sözlerdir:
'Yarın harap bir memleketi imar etmek için önümüzde diz çökeceksiniz. Bizden yardım istediğiniz zaman, bugün reddettiklerinizi birer birer çıkarıp önünüze koyacağım.'
***
Aradan geçen yıllar bu sözleri bir kehanet gibi doğrulamış, Lord Curzon göremese de Cumhuriyet'in kurucu kuşağının ardından Türkiye'yi yönetenler Batı'dan gelecek krediler uğruna kapitülasyonları aratmayacak tavizleri ardı ardına vermek zorunda kalmışlardır...
Ancak finans kapitalin küresel egemenliği günümüzde öylesine kurumlaşmış ve genişlemiştir ki, artık resmen kapitülasyon peşinde koşmanın gereği de kalmamıştır...
Londra'yı üs edinmiş küresel bankerler, dünyanın dört bir yanından toplanan 'kirli' paraları 'itina ile temizledikten' sonra başka yerden aldıkları faizin kat be kat üstünde faizle bizimki gibi borç peşinde koşan ülkelere pazarlamaktadır.
***
Kılıçdaroğlu'nun ABD ve İngiltere gezilerini birbirinden ayırmaya imkan yoktur...
Bu geziler, cumhurbaşkanlığı adaylığını resmen olmasa da fiilen ilan etmiş bir siyasetçinin 'Batı'dan destek alma çabalarının bir parçası olmakla kalmayıp...
Aynı zamanda siyasal bir tercihin açıklanmasıdır.
***
Bu tercih, uluslararası siyaset sahnesinde kayıtsız şartsız 'Batı'nın yanında yer almaktır...
Kılıçdaroğlu'nun ABD'ye yaptığı gezi sırasında katıldığı bir toplantıda Türkiye'nin Ukrayna-Rusya savaşında Ukrayna'nın yanında yer alması gerektiğini açıklaması, bir tesadüf değil, iktidara gelmesi halinde izleyeceği yol haritasının ilanıdır...
Bu politikanın doğuracağı ilk sonuç, Türkiye'nin Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmasıdır.
***
Böylesi bir kararın yaratacağı ekonomik sonuçlar, Türkiye ekonomisi açısından İngiltere'de üslenmiş bankerlerin vereceği bir kaç milyon dolarla kıyaslanamayacak kadar ağır olacaktır...
Bunun örneklerini yalnız Avrupa'da değil ABD'nin içinde yaşanan olaylar da göstermektedir...
Avrupa'da Ukrayna savaşında ABD'nin peşine takılan iktidarlar siyaseten savundukları çizgi ne olursa olsun bir bir devrilmeye başlamıştır. Ukrayna'nın en büyük destekçisi Biden, 8 Kasım'da yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin hem Senato hem de Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanması durumunda, Ukrayna politikası nedeniyle kendisi hakkında azil süreci başlatacaklarını açıklamıştır.
***
Türkiye Cumhuriyeti'ni emperyalizme karşı Sovyet Rusya ile birlikte mücadele ederek kuran Mustafa Kemal Paşa'nın oluşturduğu partinin günümüzdeki genel başkanının oluşmakta olan çok kutuplu dünya gerçeğinden bu ölçüde bihaber olması...
Ve hala Batı'dan gelecek bir kaç dolarla Türkiye ekonomisini düze çıkaracağını umması ne büyük bir talihsizliktir!..
Yazık, çok yazık!