Zorlu maratonun üçte birini geride bıraktığımız bu dönemde kazanılan her puan artık altın değerinde…
Çünkü Süper Ligdeki tablo yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Kimim hangi klasmanda yer aldığı az-çok belli oldu gibi…
Sezona, rekor sayıda transferle ve büyük ümitlerle giren Ankaragücü ilk 5 haftayı sadece 1 puanla kapatınca, maalesef şu anda kendini garanti altına alma durumuna düştü.
Umutlarını Sivas galibiyetiyle yeşerten Başkent ekibi, mağlup oldukları da dahil oyununu her maç geliştirirken, 3'te 0 çektiği deplasmanlardan da artık puan toplamaya başladı… Son 3 deplasmanda İstanbulspor'u yenen sarı-lacivertliler Giresun'dan sonra Kasımpaşa'dan da yenemiyorsan yenilmeyeceksin anlayışıyla puanla dönmeyi başardı.
Ankaragücü'nde oyun anlayışındaki yükselmenin yanı sıra sevindirici bir gelişme de katkı veren oyuncusu sayısındaki artış oldu. Tolga Ciğerci, Beridze ve Pedrinho'dan sonra savunma göbeğindeki Radakovic-Mujakic ikilisine Malcuit de eklendi. Taylan da inanılmaz yararlı oynamaya başladı son haftalarda…Ali Sowe'a ayrı bir paragraf açmak lazım… Dikkat edin attığı her gol ile Ankaragücü'nün 3 galibiyetine de büyük rol oynadı. Ayrıca 3 asistle de katkı sağladı… Son Kasımpaşa mücadelesinde gol atamadı ama her etkili atakta Taylan – Beridze ikilisiyle sonradan oyuna giren Tasos'un yanında mutlaka Ali Sowe'a rastladık.
Geçmişin izlerini silmek kimsenin haddine değil ama bu kadar kariyerli bir yıldızın yeniden eski günlerine dönmesini beklemek, Ankaragücü'ne gönül veren her kişinin de hakkı. Elbette ki Real Madrid, Paris Saint Germain, Real Betis, Sporting'deki muhteşem performansını Dünya kupası için verilen arada yakalamasını beklemek hem bir futbolsever hem de aldığı paranın hakkını vermesi bakımından hakkımızdır sanırım.
Son zamanlarda dilimize doladığımız 6 puan değerindeki maçlar, aynı yolun yolcusu takımlar için son derece önemlidir. Kendi klasmanındaki her takımdan alacağın galibiyet 6 puanlık bir fark sağlar. Ancak üstünlüğünü koruyamadığın ya da öndeyken yakaladığın her rakipten aldığın bir puan da farkın açılmaması açısından da çok çok değerlidir.
Ankaragücü son iki deplasmanı olan Giresun ve Kasımpaşa'da farklı versiyonlarını aynı dakikalarda yaşadı. Giresun'da 85.dakikada yediği golle 3 puanı kaçırırken, net pozisyon açısından son derece üstün olduğu Kasımpaşa karşısında da beraberliği yine aynı dakikada yakaladı.
Bir de yok efendim, 'Kasımpaşa son derece önemli aslarından yoksunmuş da Ankaragücü bu kadar rahatmış' saptaması da Jorge Jesus sayesinde artık bir masala dönüştü. Bir takım sahaya 11 kişi çıkıyorsa eksik değildir. Ona bakarsan sarı-lacivertlilerde de her biri bir değer olan Marlon, Maceheda, Eren Derdiyok'tan da yoksun sahaya çıkıyor.
GENÇLERBİRLİĞİ 4 HAFTA SONRA PUANLA TANIŞTI
Başkent'in 1. Ligdeki başı bir türlü dertten kurtulmayan temsilcilerinden Gençlerbirliği, ilk 5 haftasında Metin Diyadin ile topladığı 5 puan, Medet Coşkun hocanın geçiş dönemleri olan 6 ve 11.haftalarında elde ettiği 2 puanla 18.sırada yer almaya devam ediyor.
Yönetime verdiği sözlerin çok uzağında kalan Taşkın Aksoy'un 4 maçlık döneminde ise bırakın galibiyeti, beraberlik bile alamadığı gibi 9 gol yemesine karşın sadece 2 gol atabildi.
Son Malatya deplasmanında Medet Hocanın dediği gibi galibiyeti kaçırmasaydı, hoca konusunda çok farklı bir durum konuşuyor olurduk.
Gençlerbirliği için geniş tespitlerde bulunacağım yazımı gelecek günlere bırakırken, Değerli Başkan Niyazi abiye bir özür borcum var. Daha önceki yazımda cebinden 40 milyon veren başkandan, transfer yasağının kaldırılması için bir 40 milyon daha istemek insafsızlık olur demiştim. En zor zamanda dahi cebinde akrep olduğu için bir kuruş vermeyen ancak yine de mangalda kül bırakmayanlara inat, öğrendim ki bugüne kadar cebinden harcadığı 60 milyon TL'ymiş. Doğrusunu yazmasaydım insafsızca davranan ben olur ve Niyazi Başkanın yüzüne bakamayacak durumda kalırdım.