Spor Toto 1. Ligde bu sezonun modası, düşme mücadelesi yapan ekiplerin, şampiyonluk hesapları yapan takımlara karşı inanılmaz bir şekilde üstünlük kurması oldu.
Açıkçası, 'Biz can derdindeyken size sevinmek haram' diyorlar… Son dönemdeki maç sonuçlarını bir inceleyin, bana hak vereceksiniz…
Sadece hafta içinde oynanan son mücadelelerde; Ankaragücü'nün Altınordu'ya, Eyüp'ün Bolu'ya, İstanbul'un Denizli'ye boyun eğmesi hem altta hem de üstte hesapların sil baştan yapılmasına neden oldu. Çünkü bu zorlu maratonda her hafta başka bir hikaye yazılıyor.
Şampiyonluk ile küme düşme hesaplarının birbirine bu kadar girift olması, işin içinden çıkılmasını engelliyor. Çünkü alttakiler kazandıkça makas daralıyor, kümede kalma barajı 45-46'ya çıkıyor
34.haftanın açılış maçında bu karışıklığa bir katkı veren takım da Gençlerbirliği oldu. Süper lige direkt çıkacak 'ilk 2' için gizli favori olarak gösterilen ve aldığı başarılı sonuçlarla zirvedeki Ankaragücü ve Ümraniye'yi sıkı şekilde takip eden Bandırmaspor, son 3 haftada adeta yerinde saydı. Kaynayan kazan durumundaki Kocaeli deplasmanındaki sürpriz yenilgi sonrası hafta içini bay geçen Bordo-Beyazlılar, Gençlerbirliği karşında aldığı son darbeyle 55 puanda çakılı kaldı. Bir de şuna değinelim, Gençlerbirliği bu galibiyetle de hemşehrisi Ankaragücü'ne süper lige yükselme yolunda önemli bir katkı da sağlamış oldu.
Bu 3 puan; zorlu bir fikstür içinde çıkış yolu arayan Başkent ekibi için bırakın 'Altın'ı, pırlanta değerindeydi. Çünkü Gençlerbirliği, tehlike bölgesindeki takımların sürekli kazanma alışkanlığını sürdürmeleriyle bir türlü kendini rahat hissedemiyordu. Ekstra 2 galibiyete ihtiyacı vardı. Onun ilkini de sadece ciddi bir pozisyon verdiği (22.dakikada Kenny'in çok yakından vuruşunda kaleci Ramazan inanılmaz bir refleksle gole izin vermedi) Bandırma önünde aldı. Orta göbeğin değişmez oyuncusu Dmytro'nun 2 korner atışından gelen 2 golle kazandı ama son vuruşlarda biraz şans, biraz da beceri olsaydı ortaya daha farklı bir skor çıkardı.
Aslında çok dar bir kadro ve kısıtlı imkanlarla mücadele veren Gençlerbirliği, hep diken üzerinde olmasına rağmen sadece 5.haftada dibi gördü ve 7.haftadan sonra çıktığı ateş hattına bir daha hiç dönmedi, hatta 14'ncülükten de aşağıya inmedi. Kırmızı-siyahlıların puan cetvelindeki en iyi sıralaması da 8'nciliği geçmedi. Bu koşullarda bile elinden gelenin çok çok fazlasını yapma gayreti içindeki Metin Diyadin hocaya demediğini bırakmayan bazı art niyetlileri bir kenara bırakalım, sezon öncesi anlaştıkları ve maçlar başlamadan transfer konusundaki anlaşmazlık yüzünden yollarını ayırdıkları Metin Diyadin'in iki maçta da gadrine uğrayan Bandırma yöneticilerinin yerinde olmak istemezdim doğrusu.
Gelelim 12 puanın alınabileceği son 4 hafta öncesi; Bursa'nın Denizli, Keçiörengücü'nün Menemen galibiyetleri ve Bolu'nun evinde Ümraniye'ye 6 dakikada teslim olması sonrası oluşan yeni tablo bizi, elde kağıt-kalem hesap yapma zorunda bıraktı. Bu sonuçlar sonrası Denizli'nin 39, Boluspor'un 38 ve Menemen'in de 37 puanda kalmaları doğrusu Gençlerbirliği'nin işine yaradı… Bu arada Başkent'in Spor Toto 1. Ligindeki bir diğer temsilcisi Keçiörengücü, 3 maçlık yenilgi serisini sona erdirerek 41 puana çıktı ve biraz olsun rahat bir nefes aldı.
İkili averajlardaki son durumda ise Gençlerbirliği; rakiplerden Bursa, Kocaeli ve Altınordu'ya karşı üstün, Keçiörengücü ve Samsun ile eşit (Genel averaja bakılacak), Bolu ve Tuzla'ya karşı da kötü durumda… Son haftalarda karşılaşacağı Denizli (1-0) ve Menemen (5-0) ile oynadığı ilk maçlarda galip gelmenin avantajını elinde bulunduruyor.
'Yapmadılar, Yapmazlar, Yapamazlar'
Bandırma maçında galibiyet dışında Gençlerbirliği cephesinde çok güzel şeyler yaşandı… Taraftar sayısını artırmak için güzel çalışmalara imza atan yönetim, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle 5-14 yaş arası 1923 çocuğa Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk imzalı, özel tasarlanmış Kırmızı-Kara Gençlerbirliği forması hediye edilirken, stat kelimenin tam anlamıyla bir bayram yeri haline geldi. Bu arada çocuklar maçlara ücretsiz girerken biletli sayısının da 5 bine ulaşması da Kırmızı-siyahlılar için ayrı bir moral kaynağı oldu. Ancak karşılaşma sonrası futbolcuların, tribünlere çağrılmasına rağmen direkt olarak soyunma odasına gitmelerinin, yönetime bir tepki olarak değerlendirilmesi şeklinde yorumlanan tatsız bir olay yaşandı. Bu konuda görüşünü sorduğum Metin Diyadin hoca, 34 yılımı geçirdiği bu camiada böyle bir olayın yaşanmasının mümkün olamayacağını belirterek, 'Kulüplerine karşı gerçek bir aidiyet duygusu yaşayan futbolcular, böyle bir şeyi yapmadılar, yapmazlar, yapamazlar.' diye konuştu.