Önceki yazımızda 'Gölge CIA' olarak bilinen Stratfor kuruluşuyla yakın ilişkileri olan İsrailli dış politika uzmanı ve 'fütürolog' Prof.David Passig'in, 2010 yılında yayınladığı '2050' adlı kitabında dile getirdiği görüşleri aktarmıştık...
Bu görüşlere göre NATO'yu genişleterek Rusya'yı kıskaca almak isteyen ABD, bu ülkeyle çatışmanın tehlikelerini başkalarıyla paylaşarak istiyor ve Rusya'nın güney sınırında bu çatışmaya hazırlayabilecekleri kuvvetli bir ülke arıyordu...
Aranan şartlara sahip 'tek doğal seçenek ise Türkiye' 'idi! (a.g.e. s. 186-187)
***
Ukrayna'yı NATO üyesi yapmak, ABD'nin Rusya'yı kuşatma planının son hamlesiydi...
Ancak hazırlanan planı bozmak isteyen Rusya daha erken davrandı ve Ukrayna NATO'ya girmeden önce bu ülkeyi caydırmak ve NATO yanlısı hükümeti devirmek için müdahale etti...
Buna karşılık, kendisini kışkırtan Batılı NATO ülkelerinden umduğu desteği bulamayan Ukrayna, son çare olarak ABD'nin Rusya'ya karşı koyabilecek tek bölge ülkesi olarak gördüğü Türkiye'yi savaşın içine çekme gayreti içine girdi.
***
Ukrayna'daki savaşan taraflarının açıklamalarına bakıldığında iki ülke arasında mevcut yönetimler iş başında kaldığı sürece kalıcı bir uzlaşmanın olamayacağı açık seçik görülüyor...
Geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bir uzlaşmanın ancak Kırım'ın Rus toprağı olarak tanınması ve Ukrayna'nın tamamen silahsızlandırılması durumunda mümkün olabileceğini açıkladı...
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ise Kırım'ın Ukrayna'ya iade edilmesini herhangi bir uzlaşmanın ön şartı olarak görüyor ve ülkesini her geçen gün Batılı müttefiklerinin gönderdiği silahlarla dolduruyor.
***
Üstelik bu silahlar Zelenski'nin Rusya ile uzlaşması durumunda onu da devirmeye hazır bekleyen ABD'li generallerin yönettiği Ukraynalı Nazilerin elinde bulunuyor...
ABD ve Batılı ülkelerin hizmetindeki bu güçler II. Dünya Savaşında ülkelerini Nazi Almanya'sına peşkes çeken Bandera adlı bir faşistin ideolojisini savunuyor ve o savaşta işgale direnen Ukraynalıların simge isimlerinden Partizan Tanya'nın heykellerini yıkmakla uğraşıyor...
Bu durumda kim barışa 'garantörlük' edebilir?
***
İşte bu koşullarda Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak, Ukrayna'nın güvenlik garantörü ülkelerle müzakereleri bu hafta sonuna kadar tamamlayacağını bildirdi...
Ukrayna'nın güvenliğine ilişkin potansiyel garantör ülkeleriyle siyasi danışmanlar düzeyinde istişarelerin sürdüğünü aktaran Podolyak, 'Elbette farklı garantiler olacak. Bizim için silah tedariki, hava sahasının kapatılması, askeri istişareler ve ek silah alımı için fonlar önemlidir. Bu konuların en fazla bir hafta içinde tamamlanabileceğini düşünüyorum.' dedi.
Hatırlanacağı üzere daha önce Ukrayna makamları ABD, İngiltere, Türkiye, Polonya, Almanya, Fransa ve İsrail'in Ukrayna'nın güvenliğinin garantörleri olmaya hazır olduğunu bildirmişti.
***
Türkiye, bu savaşın başından bu yana NATO üyesi olmasına karşın Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmadı ve iki ülke arasında uzlaştırıcı bir rol oynamaya çalıştı...
Bu doğru bir tutumdur ve hiç kuşkusuz Suriye savaşı sırasında düşürülen Rus uçağının ardından yaşananlardan çıkarılan dersler, en azından şu ana kadar aynı hataların bir kez daha tekrarlanmamasını sağlamıştır...
ABD ve Ukrayna'nın, Türkiye'nin bu tavrından hoşnut görünmeleri kimseyi aldatmamalıdır. Her iki ülke de Türkiye'nin bu tavrını değiştirmesi için ellerinden geleni yapmaktadır ve bundan sonra da yapacaktır.
***
Görüldüğü kadarıyla, bu iki ülke, Türkiye'yi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan ve gerçekleşse bile her an bozulması yüzde yüz olan geçici bir uzlaşmanın 'garantörü' yapmak, sonra da bu anlaşmayı provoke ederek Rusya ile çatışmaya sürüklemek istemektedir...
Bu yazı dizisinde yakın tarihimizden aktardığımız olaylar, boş ve istismara açık bir uygulama olan garantörlüğün aynı zamanda ne kadar riskli olduğunu da göstermektedir...
Aman dikkat!...