Gençlerbirliği, 9 güne sığdıran 3 maçlık zorlu periyottan 4 puan çıkardı.
Üstelik bu maçların ikisi deplasmanda oynandı.
Tam 5 haftalık yenilgi serisinin ardından oynanan bu 3 maçlık periyottun ilk ayağı olan İzmir deplasmanında Altınordu önünde şeytanın bacağı kırıldı. Eksik kadrosuna rağmen, yetenekli genç oyuncuları ile bilinen rakibinden bile daha genç bir onbirle maça çıkıp, iyi bir geri dönüş sergileyerek 6 puan değerindeki galibiyete ulaştı.
Salı günü evinde çıktığı zorlu Samsun mücadelesinde de tıpkı ilk yarıda deplasmanda oynanan maçtaki gibi galibiyeti yine son dakikalarda yediği golle berabere bitirdi. Anlayacağız son dakikalardaki zaaflardan kaynaklanan basit hatalarla yenilen goller Gençlerbirliği için birçok yarayı kapatacak ve daha rahat bir konumda olmasını sağlayacak tam 4 puan kaybına neden oldu.
Periyotun en zorlu maçı Bolu deplasmanıydı. Ara transferde kadrosunu 5 futbolcu ile güçlendirerek kadro istikrarı sağlayan Boluspor, son 4 haftadır 3 galibiyet ve 1 beraberlikle tehlike bölgesinden hızla uzaklaşarak tırmanışa geçti. Bu arada ikinci yarının 2.haftasını da bay geçtiğini hatırlatalım.
Gençlerbirliği ise yine dar ve yetersiz kadronun yarattığı sıkıntılar içindeydi. Sakatlıklar yüzünden bir türlü ideal kadroya ulaşamayan Kırmızı -siyahlılar, sakatlıktan yeni dönenleri bile kullanmak zorunda kalıyor…
Cumartesi günkü Bolu deplasmanı bu şartlarda oynandı.
İlk yarının uzatma dakikalarına kadar rakibine pozisyon fırsatı vermeyen hatta Eleke'nin ayağının dibinden geçen topa dokunamayışı ve Dmytro'nun kalecinin kurtardığı serbest vuruşu ile 2 kez gole de yaklaştı.
45 +2 dakikada savunmanın bir anlık gafleti ile Kassango'dan gelen gol, Gençlerbirliği'nin soyunma odasına moralmen çöküp girmesine neden oldu. Yenik duruma düşmenin yanı sıra belki de en zorlayıcı tarafı son derece yararlı oynayan Belyaev ile Ömürcan Artan'ın sakatlıkları yüzünden oyundan çıkmalarıydı. Bu durum da Metin Diyadin hocanın tüm hesaplarını altüst etti.
İkinci yarıya Ömürcan'ın yerine Arda Kızıldağ ve Tshibola'nın yerine de LuaLua ile başlayan Başkent ekibi, Altınordu maçında olduğu gibi yine bir geri dönüş yapmak için baskılı başladı. 57. Dakikada Sandro Lima'nın direkten dönen şutu, Gençler adına adeta bir kırılma noktasıydı.
75'te Muhammed Bayır, Rosshi'yi ceza alanına girerken düşürünce hem penaltıya sebep verdi hem de 2.sarıdan kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Zaten kırılgan bir yapıya sahip Kırmızı-siyahlılar, 10 kişi kalmalarının yanısıra penaltı golüyle iyice oyundan düştü. 2-0'dan sonra baskısını artıran ev sahibi ekibe farkı artırmak için yüklendi ancak Kaleci Übeyd geçit vermedi. Gençlerbirliği, Barış Alıcı'nın 9 dakikalık uzatmanın 2.dakikasında Sandro Lima'dan aldığı pasla rakibinden sıyrılıp dar açıdan kaleye gönderdiği topla biraz olsun ümitlense de hemen akabinde Metehan'ın eline çarpan topun penaltı olarak değerlendirilmesiyle maçın skoru 3-1 olarak belirlendi.
Şimdi bazı aklı evveller, yine Metin Diyadin'e yüklenecekler… Hiç ellerini vicdanlarına koyup düşündüler mi acaba takımın başında Jose Mourinho veya Pep Guardiola bile olsa eldeki imkanlarla bundan daha iyi futbol oynatabilirler miydi acaba?
Öyle işkembeden sallamak kolay… Adam, elini değil, başını taşın altına koydu. Eğer içindeki Gençlerbirliği sevgisi olmasaydı, kim onu ömür törpüleyen bu takımda tutabilirdi. Bu koşullarda bir takım çalıştırmak öyle kolay bir şey mi? Önüne dünyaları koysan çekilecek dert değil.
Yine de 30 puan ile takım hala tehlike hattının üzerinde, haftaya da Eryaman'da Balıkesir ile maç var.
Şimdi iş yine gönülden destek verenlere düşüyor…Dua edip, maçlara da gidip destek olunsun ki bu 6 puan değerindeki mücadeleden galip çıkılarak rahat bir nefes alınsın…