Son yazımızda AKP'nin oylarının son dönemde düşme eğiliminde olmasına karşın yüzde 30 civarında bir direnç noktası oluştuğunu gözlemlemiş...
Bu direncin oluşmasında 'dinsel hassasiyet'in oynadığı rol üzerinde durmuş...
Ve Yöneylem Araştırma Şirketinin koordinatörü Derya Kömürcü'nün 'İktidarı desteklemeye devam eden kesim çok sadık seçmenlerden oluşuyor, oraya nüfuz etmek artık çok zor' sözlerini aktarmıştık.
***
Kömürcü, bu saptamayı yaparken söz konusu 'kemikleşme'nin, genç kuşaklar üzerindeki etkisinin giderek kırılmakta olduğunu ve son yapılan anketlerde CHP 'birinci parti' olarak çıktığını da sözlerine eklemişti...
Bu eğilimin son yıllarda tarım kesiminde yaşanan ekonomik sıkıntılar sonucu hızlanmış olan kentlere göç olayıyla yakın bir ilişkisi olduğunu düşünüyoruz...
Hiç kuşkusuz sözünü ettiğimiz sürecin başlangıcı onlarca yıl öncesine dayanmaktadır. Ancak zamanla bu eğilim artmış ve günümüzde kırsal alanda yaşayanların oranı yüzde 7'ye kadar inmiş durumdadır... Üstelik, gelinen noktada mesele yalnızca yaşanan mekanın değişimi meselesi olmaktan çıkmıştır. 'Akıllı' cep telefonları ve digital iletişim araçları, artık kentte yaşayan gençler kadar köyde yaşayan gençleri de etkilemekte, mega kentlerin çeperindeki semtlerde yaşayanlar ile 'eski' semtlerde yaşayanlar arasındaki 'kültürel duvarlar' giderek yıkılmaktadır.
***
Unutmayalım ki, köyde ya da kentte yaşamak yalnızca bir mekan değiştirme sorunu değildir. Geleneksel köy ortamı kültürel değişimlere dirençli 'aktarma mekanizmaları' yaratmaktadır...
Dolayısıyla eğer kırsal kesimde yaşıyorsanız, sınırlı bir çevrenin içinde o çevrenin belki binlerce yıldan beri geliştirdiği inanç, adet ve gelenekleri kalıplaşmış düşünceler halinde çocuklarınıza kolayca aktarabilirsiniz...
Kente geldiğinizde ise hem sizin hem de çevrenizin yaşamını ve düşüncelerini etkileyen etkenler çeşitlenecek, korumaya çalıştığınız geleneksel yapılar ve kalıplaşmış düşünceler bu değişimden etkilenecektir.
***
Bu değişimin en açık bir biçimde ortaya çıktığı alan eğitim mekanizmalarıdır...
O nedenle, değişim karşıtı güçler, eğitimin bu özelliğini ortadan kaldırmaya, 'geleneksel' yaşam tarzını korumak ve genç kuşaklara aktarmak için eğitim kurumlarının içini boşaltarak onu kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışmaktadır...
Ancak bu durumda bile 'eğitim' kavramının içinde barındırdığı zorunlu bilgi aktarımı gelenksel düşünce aktarımı ile çatışmakta ve sonunda kaybeden taraf değişim karşıtları olmaktadır.
***
Bu gerçeklere karşın siyasal ve toplumsal kurum ve siyasi güçlerin müdahaleleri ve medya kampanyalarıyla geleneksel yapılar bir süre için daha direngen bir hale getirilebilmekte...
Özellikle de kentlere göçenlerin o kentlerin 'iç yaşamına' dahil olamayıp 'çeper'de kalan mahalleler ve semtlerde yoğunlaşmaları durumunda bu olgu daha sık gözlenmektedir...
Ancak zaman geçtikçe, bu direnç de kaçınılmaz olarak kırılacaktır.
***
Kimi zaman bu tür bir direnç mekanizmaları 'dışsal' bir müdahale olmadan da gelişebilir...
Örneğin Türkiye'den Almanya başta olmak üzere gelişmiş Batılı ülkelere göç eden ilk işçi grupları oluşturdukları 'getto' benzeri mahallelere kapanarak geleneksel yaşam tarzlarını içinde yaşadıkları toplumların 'bozucu etkilerinden' korumaya ve sürdürmeye çalışmışlardır...
Ancak bu tür direnç mekanizmaları da genellikle 'ikinci kuşak'tan itibaren değişimlerden etkilenmekten ve aşınmaktan kurtulamamıştır.
***
Türkiye'nin en fazla göç alan kenti olan İstanbul'da yakın zamanda yapılan bir kamuoyu araştırması da bu görüşleri doğrulamaktadır...
Araştırmanın sonuçları, yakın zamana kadar Türkiye'deki genel seçmen eğilimlerine benzer eğilimler gösteren İstanbul seçmeninin siyasal eğilimlerinin hızlı bir değişime uğradığını ve Türkiye geneline göre farklılıklar sergilediğini göstermektedir.
Yarın bu araştırma üzerinde duracağız.
(Devam edecek)