Kurban Bayramı sebebiyle Türkiye'nin birçok şehrinden gelen küçük ve büyükbaş hayvan Yenimahalle Yakacık’ta bulunan Yakacık Kurban Satış Alanı’nda satışa çıktı. 141’i büyükbaş, 39’u küçükbaş olmak üzere toplam 180 çadıra ev sahipliği yapan alanda ise geçtiğimiz yıllara göre bu yıl büyük bir sakinlik hakim. Besiciye göre sakinliğin en büyük sebebi ise et ve canlı hayvan ithalatı. İthal et ve canlı hayvanın yurt içinde et fiyatını düşürmek ile birlikte yerli üreticiyi büyük zarara uğrattığını söyleyen pazar zararına satış yaptığını ve böyle giderse Türkiye’de üretimin tamamen biteceğini ifade ediyor. 

“BU GİDİŞLE HAYVANCILIĞI BIRAKACAĞIZ”

Ağrı’dan Yakacık’a yaklaşık 25 büyük baş yaylım hayvanı getirdiğini ancak sadece 2 tanesini satabildiğini ifade eden Tekin Polat, önceden ayda bir ithal hayvan gemisinin ülkeye giriş yaptığını günümüzde ise haftada bir geminin yanaştığını belirtiyor. Yurt dışından gelen hayvanın yerli piyasada etin fiyatını düşürdüğünü ama aynı zamanda besiciyi de bitirdiğini vurgulayan Polat, “Seneye pazarda 50 çadır açılmaz. Pazarda borcu sebebiyle tüm malını kesime veren besiciler var. Geçen sene şap hastalığına rağmen müşteri geliyordu. Bu sene hastalık yok ama alım da yok. Çünkü alım gücü de yok. Müşteri, hayvanın değerinin yarı fiyatına pazarlığa oturuyor. Hayvanın ederi 120 bin TL, vatandaş 50 bin TL teklif veriyor. Ben bu maldan kar etmeyi  geçtim maliyetini bile kurtarmıyor. Vatandaş ben Müslümanım kurban keseceğim diyor ama sen beni öldürdükten sonra kurban kestiğinin ne hayrı kalır” dedi

Malını sattıktan sonra da yerine yenisini koyamadığından dert yanan besici, “Besleyip büyüttüğüm hayvanı 100 bin TL'den satıyorum. Küçük buzağıya 50 bin TL para istiyorlar. Bitmişiz biz vallahi. Bu gidişle hayvancılığı bırakacağız seneye de hayvancılık yapmayacağız” ifadelerini kullandı. 

“BESİCİ GEREKEN DEĞERİ GÖRMÜYOR”

100 bin liralık hayvana 30-40 bin liradan pazarlığa oturan müşterinin besiciye ve besicinin hayvanına gereken değeri vermediğini ifade eden Muhammed Arı, Vatandaşın da suçu yok. Emekli, işçi hak ettiği maaşı alamıyor, enflasyon çok yüksek. Biz onları anlıyoruz ama onların da bizi anlamasını istiyoruz. Üretici biterse etin fiyatı düşmez, aksine daha da artar. Yerli üretim bitse ithal başlayacak. İthal malı da onların belirlediği fiyattan almaları gerekecek. Öncelikle kendi çiftçimizi ve üreticimizi korumamız gerekiyor. Bunu en başta devletimizin yapması gerekir. Daha sonra da milletimizin gerekli hassasiyeti göstermesi lazım” diye konuştu. 

7-8 ay boyunca besicinin varını yoğunu hayvanlara verdiğini ve satış zamanında bu emeğin karşılığını almak istediğini belirten Arı, “Ama yine de biz değer görmüyoruz. Buradaki besicilerin hepsi aile geçindirmeye çalışıyor. Üretici gerekli değeri görmeyince "Ben gideyim başka iş yapayım" diyor. Besici başka iş yaparsa üretim bitecek. Üretim bitince de tamamen dışa bağımlı bir ülke haline geleceğiz. Biteceğiz yani” dedi. 

“SATIŞLAR UMMADIĞIMIZ KADAR DÜŞÜK”

Pazardaki sakinlik hakkında görüş bildiren besici Sinan Karagöl,  “Bu sene piyasa biraz yüksek, müşteriye de hak veriyoruz. Geçen sene en yüksek fiyattan sattığım tosunun fiyatı 75 bin TL idi. Bu sene 180-190 bine kadar çıktı. İthal hayvan geldiği için de piyasa biraz durgun. Ve bu durumdan çok şikayetçiyiz çünkü ithal hayvan besiciliği bitiriyor” ifadelerini kullandı.  Büyükbaşta en düşük hisse fiyatının 25 bin lira olduğunu ve 40 bin liraya kadar da çıkabildiğini aktaran Karagöl, “Çoğu vatandaş asgari ücretle çalışıyor bu yüzden insanlar artık kurban da kesemiyor. Piyasa çok kötü bir durumda. Satışlar hiç ummadığımız kadar düşük” diye konuştu. 

“HAK ETTİĞİMİZ HİZMETİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

Yenimahalle Belediyesi’ne bağlı Yakacık Kurban Satış Alanı’ndaki çadır yerine 25 bin lira kira verdiğini belirten Özcan Demir, “Çadır bu fiyata dahil değil. Çadırları kendimiz getiriyoruz. Ve belediyenin su hizmeti dışında başka hiçbir hizmeti yok. Ne çöpü alıyorlar ne ilaçlama yapıyorlar. Bunlardan çok şikayetçiyiz. Su da gece saat 10 da geliyor. Hayvanlarımı gece 11 de sulayabiliyorum. Günde üç kez su gelmesi gerekir. Bu hayvanlar sıcağın içinde saman yiyor, yem yiyor. Günde üç kez su içmesi lazım ki bu hayvanlar kendine gelebilsin. Bugün sabah 6 da su verdik.  Şu an suyumuz yok. Akşama kadar hayvanlara su veremiyoruz. Satışı, kar etmeyi geçtim susuzluk hayvana eziyet oluyor. 25 bin liranın karşılığında hak ettiğimiz hizmeti görmek istiyoruz” dedi.

Bağlum’da da hayvan pazarının bulunduğunu söyleyen Özcan, “Orada hayvanların yatacağı yere kadar hazırlanmış. Her çadırın önüne birer musluk koymuşlar. Bir dahaki sefere oraya gideceğim. Çevremdeki satıcıları da Bağlum’daki pazara yönlendireceğim. Kuru yere 25 bin lira veriyoruz hiçbir hizmet alamıyoruz. Keşke bağluma gitseydim. Keşke buraya hiç gelmeseydim” diye konuştu.

“3 ÇADIRDA 12 HAYVAN SATABİLDİK”

Başkentin doğal serinleme noktası: Alicin Deresi Başkentin doğal serinleme noktası: Alicin Deresi

Van’dan 40, Çubuk’tan da 100 büyükbaş hayvanı 3 çadırda satışa sunduğunu ancak sadece 12 adet satış yapabildiğini ifade eden Bahtiyar Ak, “Piyasa çok durgun. Geçen sene şap vardı. Belki de insanlar hastalıktan biraz korktu. Bir de bu yıl ithal hayvan ülkeye giriş yaptı. Onun da satışa etkisi var. Umudumuz haftasonu. Eğer böyle devam ederse büyük çoğunluğun malı elinde kalır. Mecbur herkes geldiği yere götürür, bekliyoruz” ifadelerini kullandı. 

“MÜŞTERİ DÜVE TERCİH EDİYOR”

Bütçeyi aştığı için vatandaşın bu yıl küçükbaş ve düveleri tercih ettiğini belirten Veysel Kaya, “Biz de bu sene fazla büyükbaş hayvan getirmedik. 4-5 kişinin girebileceği her bütçeye uygun hayvan getirmeye gayret ettik. Küçükbaş vatandaşa daha uygun geliyor. Özellikle haftasonu için satışlardan umudumuz var. İnşallah kimsenin emeği boşa çıkmaz. Ağrıdan 27 büyükbaş hayvan getirdik. Yarısına yakınını sattık, inşallah haftasonu tamamını satmış oluruz” değerlendirmesinde bulundu. 

Muhabir: Muhammed Ali YAHŞİ