Başörtülü kadınlar = Tipik AKP seçmeni yaftalaması gün geçtikçe toplumun hafızasından siliniyor ve bu algının yerini muhalif başörtülü kadınlar tiplemesi dolduruyor. Sesini çıkaran kadınlara yapılan ağır hakaretler ise uzun zamandır gözümden kaçmayan, oldukça ağır ithamlara şahit olduğum bir süreci kapsıyor. Başörtülü bir kadının muhalif olması ve muhafazakar kesimin buna tepkisini inceleyelim.

Öncelikle başörtüsü "siyasal islamcı" algısından önce de "kırsallık, köylülük, düşük gelir grubu" ile özdeşleştirildiği için sıklıkla ötekileştirilen bir semboldü. Yazma takan kadınlar "köyden yeni gelmiş" olarak algılanır veya düşük gelir grubuna dahil bir birey olarak görülürdü. Bu eskiye dair bir ötekileştirme peki yeni nesilde başörtüsü algısı nasıl?

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Benim başörtülü bacılarım" söylemi başörtülü kadınların hepsinin AKP'li olduğu algısını toplumda yarattı. Muhalif kadınlar ise hem kendi muhafazakar çevreleri tarafından ağır eleştiri oklarına maruz kalırken diğer yandan seküler kesimin de mesafeli yaklaştığı kadınlar oldular. Burada Türkiye'deki her kadın gibi ağır ithamlara maruz kaldıkları, sürekli giyimlerinin tartışıldığı gerçeğini de unutmayalım. Çünkü bir kadın açık giyiniyorsa "teşhirci", başörtüsü takıyorsa "tarikatçı, şeriatçı, AKP'li" muamelesi görüyor bizim ülkemizde...

Bu algının yaratılmasında AKP ile dinin özleşleştiği süreci gözden kaçırmamamız gerek. Din, partili bir

forma büründüğü için siyasi partiye olan mesafe dini sembollere olan mesafe olarak, bir yorgunluk ve bıkkınlık şeklinde topluma yansıdı ve AKP'yi çağrıştıran sembollere karşı da halkın hassaslaştığını söylemeliyim. Ancak bu ayrımcılığın meşrulaştığı anlamına kesinlikle gelmez, farkında olalım, herkesin kavgasının farkında olalım ki dayanışmaya ihtiyaç duyan kimseye sırtımızı dönmüş olmayalım.

Örneğin başörtülü muhalif kadınlar uzun zamandır dikkatimi çekiyor ve bir feminist olarak kız kardeşlerimin mücadelesiyle gurur duyuyorum. Kendi muhafazakar kesimlerindeki adaletsizlikleri, kadınların maruz kaldığu muameleyi cesurca anlatan çok kadın var ve eminim sayıları daha da artacak. Maruz kaldıkları muamele ise gerçekten korkunç... Genel seçimlerde sosyal medya analizi yapıyordum ve yorum incelemelerimde şunu fark ettim: Muhafazakar muhalif bir kadının rencide edilmesinin bir sınırı yok, muhafazakar camiadaki erkekler her tür ağır ithamla bu kadınları bastırmaya çalışıyor.

Kendi okuduğum yorumlardan birinde şu ifadeleri netlikle hatırlıyorum: "Sen yediğin kaba tükürüyorsun, onun sayesinde başörtüsü ile okula gidiyorsun!" bu itham bu arada okuduklarım arasında en hafif olanı çünkü köşe yazımda küfür ve hakaret içeren kelimeleri kullanamam. Gördüğünüz üzere bu oy verme işini minnet duyacaksın, duymak zorundasın şeklinde göstermeye çalışan demokrasi düşmanı bir kesim var ve başörtülü kadınları bastırmak için kurdukları mekanizma korkunç.

Burada şu ikiyüzlülüğü görüyoruz: İstedikleri şey başörtülü kadınların toplumda "eşit" seviyeye gelmesi değil, aksine kadınların kontrol edebilecekleri düzeyde ellerinin altında olması ve onların istedikleri şeyleri söylemesinden ibaret. Yani özetle muhafazakar erkekler kendi kesimindeki kadınlara şu mesajı veriyor: "İfade ve düşünce özgürlüğün elbette var, benimle aynı fikirde olduğun sürece."