Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi kartlarında limit getirmesi kararı 15 şubatta yürürlüğe girecek. Kredi kartında toplam limiti 400 bin liranın üzerinde olan ve limitini doldurmayan kullanıcıların limitleri kademeli düşürülecek. Toplam kredi kartı limiti 400 bin liranın üzerindeki kullanıcıların limitleri 15 Şubat'a dek dolmazsa, yüzde 50 ile 80 arasında değişen oranlarda azaltılacak. Eğitim ve sağlık harcamaları kapsam dışında tutulacak.

Limiti 400 bin altı olan bireysel kart kullanıcılarının toplam kart kullanıcıları içerisindeki oranı yüzde 75’i oluşturuyor. Yani kart kullanıcılarının yüzde 75’inin limiti 400 bin TL ve altı.

Türkiye’yi bu duruma getiren sürecin NAS ekonomisi olduğunu belirtelim. Negatif reel faizin ve servet transferinin yaşatıldığı sürecin sonucunda artık kalmayan ‘ortak direk’ şimdi biçilecek.

NAS sonrası ortaya 70 milyon dar gelirli, fakir, ücretli bir kesim ile 16 milyonluk servet transferi yapabilen bir kaymak tabaka çıktı. Yani kredi kartı limiti 400 bin liranın altında olan borcunu borçla çeviren, kredi kartı borcunu bir başka kredi kartı ile ödeyen orta direk karşısında, kart limiti 1.5 milyon lira olan ve ayda 200-400 bin lira harcayan bir kesim çıktı. İşin gerçeği bu kaymak kesim için atıl duran çok ciddi bir limit var. Bu limitin her an kullanılmaya hazır oluşu konusunda BDDK ve Bankalar Birliği endişeli

Çünkü bankalardaki toplam kredi limitinin 13.3 trilyon lira olduğunu, yüzde 79’luk kısmına karşılık gelen 10,5 trilyon liralık kısmın her an kullanılabilir bir kredi tutarı olarak görüldüğünü belirtelim.

Türkiye’nin bir başka gerçeğine de burada dikkat çekelim…

Bizde patronlar zengin, ama sahibi oldukları şirketler fakirdir. Şirketlerin hali ekonomideki durum nedeniyle kötüye gidiyor. Yüksek limitli kredi kartı sahibi patronlar, o kredi kartındaki limiti kullanarak, arka kapıdan dolanabilir haldeler. Bu kesim için işler kötüye giderse, bunların kullanacağı çok ciddi bir limit var. Ekonomide bu durum bankalar için ciddi bir endişe yaratıyor.

Bir de yasa dışı bahis ve kara para aklama düzeneğini de bu limitin kullanılma riskinin olduğu alanlar olarak belirttiğimizde; patronlardaki bu limitler çok ciddi tehlike unsuru oluşturuyor.

İşte BDDK’nın aldığı limit indirme kararı bu kesimlerin yaratacağı sistemik riski önlemek için çok yerinde diyebiliriz. Bu kaymak tabakaya yönelik adım doğru bir adım.

Ancak BDDK’nın aldığı bu karar kural bazlı oldu. İlkesel bazlı olmalıydı.

Aylık gelirin ve kira gibi yan gelirlerinden oluşan sürekli gelirin ne kadar olduğuna bakılacak. Bunların 4 katı limit artacak. Burada da bir yanılgı olmasın. Sürekli geliriniz aylık 50 bin lira ise limitiniz 200 bin liraya düşebilir. Sürekli gelir kavramı arasında borsa kazancı, faiz gibi pasif kırpılmaya dayalı gelirler sürekli gelir olarak kabul edilemez.

Şimdi enflasyonun en ahlaksız vergi olduğunu düşündüğümüzde, insanların da enflasyona göre kendilerini sürekli korunmaya çalışmaları doğaldır. Burada en basit korunma yöntemi ise taksitli işlemlerdir. Örneğin, çocuğunuzu evlendireceksiniz, 200 bin liralık bir mobilyayı 10 taksitle aldığınızda hem çocuğunuza yardım etmiş olacaksınız hem de enflasyona karşı korunmuş olacaksınız. Şimdi bu kredi kartı limitinin düşürülmesi ile insanların elinde bu hakları alınmış olacak.

Öte yandan kredi kartı borçları 2 yılda yapılandırılabilecek. Ama sistem yapılandırma sonucunda bireysellerin bu borcu ödeyemeyeceğini de biliyor. Artık paraya ihtiyacı olana bankadan ‘ihtiyaç kredisi kullan’ denilecek.

Sizin kart limitiniz örneğin 500 bin lira ve aylık 200 bin lira harcadığınızı varsayalım. Çekebileceğiniz ihtiyaç kredisi limiti 300 bin lira olacak. Bankalar verdikleri kredi kartı uygulamasında sizi sürekli teminat denetimine, risk denetimine tabi tutmuyordu. Ama ihtiyaç kredisi olan o 300 bin lirayı istediğiniz de sizden teminat alacak, sigorta isteyecek, dosya masrafı isteyecek. Böylece banka faiz dışı gelir elde edecek. Yani günün sonunda ihtiyaç kredilerine başvurular artacak.