Ne demiştik…

Sabır… Sabır… Sabır…

Bakın bakalım 8. haftanın sonuna… Neymiş, 'Yok efendim böyle transfer olur muymuş?', 'Kadro emeklilerle mi doldurularak zirve mücadelesi mi yapılırmış.' Bunun iki yanıtı var: Birincisi, transfer tahtası zar zor açtırıldı. İkincisi, İçi boşalmış bir kadro bu kadar kısa sürede ancak bu kadar oluşturulabilirdi.

Bir defa bunu sağlayan Başkan, yönetim ve teknik kadroya ancak teşekkür edilebilir.

Taraftar ile medya olumsuzluklar konusunda bir bütün olmuş, sabırsız ve tepkili… Bu arada klavye delikanlılarından hiç bahsetmeyelim. Onlar her konuda uçuk, zararları diğerlerine göre 100 kat fazla çünkü yazı yazan parmaklarının ayarları bozuk, üstelik hadlerini de çok aşıyorlar.

Taraftar, öncelikle oluşturulan kadroya bakar… Yazılıp çizilenlerden de oldukça etkilenirler. Tepki koyar, maçlara gitmez, katkı da vermezler. Hele hele o muhteşem taraftarlarıyla tüm ülkeye nam salmış ve '12. Adam' olarak her zaman takımın gücüne güç katmış sevenlerin bu olumsuz tavrı, her kesimi etkisi altına almaktaydı.

Ancak hem yönetim hem teknik ekip hem de futbolcular nispeten daha sakin kalarak sadece ve sadece görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlardı. Çünkü biliyorlardı ki başarı her şeyin ilacıydı. Tek üzüldükleri nokta eleştirilerin dozunun ayarlanamaması hatta hakarete vardırılmasıydı.

Başarı geldikçe çatlak sesler azalmaya, destek artmaya başladı. Emekliler takımı yakıştırması yanlış. Olsa olsa 'tecrübeliler' olarak adlandırılabilir ki son 2 Bursa ve Erzurum maçlarında sahaya çıkan kadronun yaş ortalaması 31.2. En gençleri ise Ariyi-26 ve Zahid-27 Bir tek sonradan oyuna giren Ali Kaan Güneren- 21 ve Owusu-24 ortalamayı biraz olsun düşürdüler)

Teknik Direktörlüğü tartışılan(!) Mustafa Dalcı, artık taraftarlar tarafından tribünlere çağrılıp alkışlanıyordu. Durum böyle gittikçe yavaş yavaş başkan ve yönetim de eleştiri oklarından kendilerini sıyrılabilecekler. Futbolcular arasında sağlanan uyum sonucu kadro istikrarının oluşması, yeterli bir hazırlık dönemini geçirmeyenlerin de kendilerini bulmalarıyla başarı oranı da hızla yükselecek.

Kardeş Bursaspor maçı, takımının gerçek gücünü tam olarak yansıtmadıysa da ligin iddialı ekibi Erzurum karşısındaki mücadele (Son dakikalardaki panik havası dışında) herkesten geçer not aldı. Maçın istatistiklerine bakılınca da durum konuk takım lehine biraz daha ağır basıyordu. Bir tek korner atışları ve 'İsabetli şu' sayısı hariç. Bir maçın kazanılmasında da en etkili olan durum da bu… Ankaragücü toplam 12 şuttan 7 isabet çıkartmasına karşın, Erkan Sözeri'nin yönetimindeki Erzurum ise 17 şut attıysa da sadece 4 isabet bulabildi. Sarı-Lacivertlilerin korner atışlarında da 10'a 9'luk üstünlüğü var. Diğerlerinde ise Erzurum öndeydi..

Sonuçta Ankaragücü, 8 maçta aldığı 5 galibiyet ve 3 beraberlikle gelen 18 puanla Ümraniye'nin ardından 2.sırada yer aldı ve bundan sonraki zorlu 4 karşılaşma için büyük bir moral kaynağı oldu.

1.ligin namağlup 2 takımının zirvede 2 puan farkla arka arkaya sıralanmasına, bir bakıma hizaya gelmesinde lider Ümraniye'ye çelme atan Samsunspor'un büyük katkısı oldu.