Son yazımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel Kurulu için gttiği New York'ta ABD Başkanı Biden ile görüşememesi sonrasında Putin ile yapılan zirvenin ardından yaşananları ele almış ve gelişmelerin Rusya ile yeni bir 'açılım' başlattığı izlenimi verdiğini söylemiştik...
Ardından muhalefetin oluşturduğu ittifakın Batı'ya endeksli dış politikaları karşısında Rusya Devlet Başkanı'nın bu yeni açılımı değerlendirmek istediğini vurgulamış...
Ve Putin'in danışmanlığını da yapmış olan Uluslararası Avrasya Hareketi Lideri Aleksandr Dugin'in son ikili zirvenin hemen öncesinde yapmış olduğu analizde, 'Artık bağımsız devletler var. Putin ve Erdoğan bu bağımsız devletleri temsil etmektedir ve Batı Asya'nın kaderi şu anda bu iki lidere bağlıdır' ifadesine dikkat çekmiştik...
Soçi'deki zirve öncesinde Biden ile ilişkilerin olumsuzluğuna dikkat çeken Erdoğan'ın Putin için kullandığı şu sözler, zirve sonrası oluşan havanın bir habercisi gibiydi:
'Biz Rusya ile ilişkilerde şu ana kadar herhangi bir yanlış görmedik. Ticaret hacmine baktığımız zaman iyi bir konumdayız ve sürekli ilerleyen bir ticaret hacmi var. Suriye'deki gelişmeleri daha iyi bir konuma taşıma noktasında zaman zaman bazı sıkıntılar yaşamıyor değiliz. Ama bunu da attığımız adımlarla hemen telafi edebiliyoruz.'
***
Tam da bu gelişmelerin yaşandığı sıralarda ABD'nin dış politikalarını belirlemede büyük bir etkisi olduğu bilinen CFR'nin (Council on Foreign Relations) yayın organı olan Foreign Relations (Dış İlişkiler) adlı dergide Steve A Cook imzasıyla bir yazı yayınlandı...
1990'lı yıllarda 'Türk dostu' olarak tanınan, ancak son yıllarda AKP yönetimine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelttiği eleştirilerle dikkat çeken Cook, yazısına şu analizi yaparak başlamaktaydı:
'2019'dan bu yana 2023'te yapılması planlanan genel seçimlere Türkiye uzmanları, gazeteciler ve anketörler yakından odaklanıyor. Bunun nedeni, muhtemelen iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 2019 yerel seçimlerinde İstanbul da dahil olmak üzere Türkiye'nin büyük kent merkezlerinde belediye başkan adaylarının aşağılayıcı yenilgilere uğramış olması. Yerel seçimlerden bu yana yapılan düzenli anketler, AKP'nin Türkiye'nin siyasi kurumları ve medyası üzerindeki kontrolünü elinde tutmasına rağmen popülaritesinin yumuşak olduğu ortaya çıktı. Ek olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle gençler arasındaki popülerliğinin yıpranmış olduğu görülüyor.'
Cook, ardından 'Erdoğan sonrası' senaryolar üzerinde duruyor ve analizini muhalefete göz kırpan şu sözlerle tamamlıyordu:
'Türk siyaseti statükoya benzeyen bir şeye geri dönebilir ya da AKP'deki çatlaklar muhalefet için fırsatlar sunabilir ya da ülke daha istikrarsız hale gelebilir ya da başka bir şey olabilir. Yıllarca ABD dış politika uzmanları, Mısır'ın Hüsnü Mübarek sonrası ya oğlu Cemal Mübarek'e ya da İstihbarat Başkanı Ömer Süleyman'a geçeceğini hayal etti. İkisi de olmadı. Gidişatın Türkiye Cumhurbaşkanı için kötüye gittiğine dair işaretleri görmezden gelmek ve işlerin yoluna gireceğine dair ümide kapılmak daha da büyük bir hata olur.'
***
Dış politika açısından son gelişmelerin ardından ortaya çıkan tablo çok açıktır...
Ülke içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'popülaritesinin yıpranması' ve AKP'nin oy oranının azalması Rusya'yı (ve Çin'i) endişelendirmekte, buna karşılık ABD'yi memnun etmektedir...
Erdoğan, nasıl Suriye, İdlib, Kırım, Ukrayna, Libya gibi gündem maddelerinde Rusya ile ters düşerken Azerbaycan'da, Astana sürecinde, S-400'lerin satın alınmasında, Rus doğalgazının Avrupa'ya ulaştırılmasında Rusya ile işbirliği yapabiliyorsa, ABD'nin Çin'e karşı Sincan üzerinden oluşturmaya çalıştığı cepheye katılmak yerine Çin ile ticareti ve işbirlğini geliştirmeyi de seçebilmektedir.
***
Bu tablo ister istemez ABD ile ülke içindeki muhalefet arasında bir yakınlık doğurmakta ve muhalefeti ABD yanlısı bir çizgiye doğru itmektedir.
İç politikada izlediği yöntemler konusunda ne derseniz deyin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olayların da zorlamasıyla bu değişimi farkettiği ve ona uyum sağlamaya çalıştığı söylenebilir...
Bu meselelerde muhalefetin daha cesaretsiz ya da isteksiz olması ise onun elini güçlendirmektedir.
(Devam edecek)