Sonunda oldu…
Kulübü hakimiyeti altına alan derin suskunluğun ardından gelmesi beklenen geldi… Ve Ankaragücü maalesef ateş hattına düştü…
Deprem öncesi hem de kendi sahasında art arda alınan Gaziantep ve F. Karagümrük yenilgilerinin kopardığı fırtına, teknik kadroda değişikliğe neden olurken son yılların en büyük felaketi nedeniyle zorunlu olarak verilen bir aylık aradan sonra yeniden başlatılan süper ligin ilk maçında Beşiktaş'tan üçüncü yenilgisini de aldı.
Kadrosunu son derece nokta atış hedefiyle takviye eden ve düşmeme mücadelesinde sarı-lacivertli ekibin en büyük rakiplerinden olan Kasımpaşa'nın Antalya karşısında sadece skor olarak değil sergilenen futbol açısından da ilerisi için umut vermesi, kötü olan moralleri daha da bozdu.
Artık geriye dönüşler yaparak yapılan hataları bir bir sıralamaktan doğrusu gına geldi. Yok şunla başlanmasaydı, yok her gelen yaptığı transferlerle zaten son derece kalabalık olan kadroyu daha da şişirdi. Daha ligin bitimine 14 maç olmasına rağmen 3 teknik direktöre ulaşan Ankaragücü'nde sirkülasyon, şampiyon olan kadrodan 14 futbolcu gönderip 16 yeni transfer yapan Mustafa Dalcı ile başladı. 3.haftadaki farklı Karagümrük maçıyla istifa eden Dalcı'nın yerine Hatay'daki performansıyla dikkatleri üzerine çeken Ömer Erdoğan getirildi. Erdoğan transferin son günlerinde 5 futbolcuyla kadrosunu takviye yapmayı ihmal etmedi. Ama ne yazık ki gerek oyun mantalitesinde gerekse de skor olarak da son derece ilginç sonuçlar alındı. Karagümrük maçı sonrası gelen Erdoğan hoca, yine aynı takımdan alınan yenilgi sonrası görevini bıraktı. Bu kez özellikle yabancı futbolcuların 'Hoca' sevgisindeki tercihleri, Başkan Faruk Koca'yı riskli bir karara sürükledi. Oyuncularla diyaloğu iyi olan, sevilen ama takımın içinde bulunduğu kritik durum nedeniyle deneyim eksikliği sorun yaratabilecek Sedat Ağçay'a teslim edilmesi taraftarlarca pek hoş karşılanmadı. Üstelik 2 kez uzatılan ve 8 Mart'ta sona eren ara transferde de gönderilen 14 futbolcuya karşın Erdoğan - Ağçay istemleriyle 9 takviye daha yapıldı.
Her iki dönemde de transferin en hareketli ekibinin hem teknik heyet hem de futbolcu bazında bu kadar 'gel-git'li kadrosundan kısa sürede sistem oturtmak ve istikrar beklemek de haksızlık olur.
Ama asıl sıkıntı yaratan olay tüm transferlerin tek bir menajer tarafından yapılmış olması… Daha da sıkıntısı bu kişinin kulübün sportif direktörü olarak görev yapması ve Ömer Erdoğan'dan önce de görevinden istifa etmiş olması.
Tabi sorumlu olan, dolayısıyla da bu işten en çok canı yanacak kişi de Kulüp Başkanı… Tüm bu işlerin tasarrufu da ona ait. Başarılı olursa geçen sezon takımı şampiyon yaptığı gibi büyük itibar görür, başaramazsa da eleştiri okları direkt olarak ona yönelir.
Beşiktaş maçına da kısa bir değinmek gerekirse mücadele, ev sahibi ekibin forvetleri ile Ankaragücü kalecisi Gökhan Akkan arasında geçti sayılır. Yediği 2 gole karşın kurtardığı net 7 pozisyon (Cenk-3, Aboubakar 2, Redmond 1, Gedson 1) var. bir kaleci daha başka ne yapabilir?
Her şeye rağmen Ankaragücü neredeyse beraberliği kotaracaktı. 3 net gol pozisyonunda Gökhan'a takılan Cenk, Ankaragücü'nün golünde asist görevini de üstlendi. Ama 83. Dakikada Başkent ekibi gerçekten müthiş bir fırsat kaçırdı, daha doğrusu bu kez Beşiktaş'ın file bekçisi Mert Günok kurtarıcı rolünü üstlendi ve olası bir beraberliğe izin vermedi.
Sedat Ağçay'ın şanssızlığı tıpkı Kasımpaşa gibi diğer rakiplerinin de çok iyi transfer yapması oldu. Özellikle kaliteli isimleri renklerine bağlayan Kasımpaşa, bunun yararını da Antalya'yı yenerek aralarındaki makası açtırmadı, hem de Ankaragücü'nü tehlikeli hattın içine itti.
Bu haftaki Alanya maçı çok önemli… Eryaman'da Ankaragücü'nün de Sedat hocanın da tribün desteğine çok gereksinimleri var. Ben taraftarların desteğinden adım kadar eminim. Tüm iş, sahada iyi hazırlanan ve iyi oynayan futbolculara düşecek.