'Altılı Masa olayı' heyecanlı bir diziye benzedi. Olağan bir şekilde akan olaylar, dizinin 'kadın kahramanı' tarafından birden bire beklenmeyen sona doğru yönlendirildi...
Biz de bunun üzerine son yazımızda kısaca 'sağ' ve 'sol' olarak adlandırılan, ancak günümüzde artık orijinal anlamlarını yitiren bir ayrımın ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlerin 'trajik' sonuçlarını hatırlattık...
Ve yazımızı, 'CHP ve İYİ Parti 'Millet İttifakı'nı kurduklarında geçmişteki tecrübeleri anımsayanlar bu birlikteliğin geleceği konusunda pek iyimser değillerdi' diye sonlandırdık.
***
Ne var ki, 'hikaye' orada kalmadı...
Ve sonunda umulmadık bir biçimde 'happy end' ile sonuçlandı!
Ancak unutmayalım ki 'happy end'ler genellikle aldatmacadır.
***
Umutların yeniden canlandığı şu günlerde 'aldatmacalar' üzerinde durmak ya da 'ince hesaplar'ın ayrıntılarına girmenin bir anlamı olmadığı düşünülebilir...
Ne var ki, bir yorumcu olarak bizim görevimiz olup bitenleri anlamaya çalışmak...
Ve 'Akşener neden önce Kılıçdaroğlu ile ittifaka girdi ve sonra bu olayı yarattı?' sorusuna bir cevap bulmaktır.
***
Bize göre bu sorunun cevabı, CHP'nin lider olduğu bir koalisyonu, MHP kökenli 'sağ' bir kadronun bir türlü içine sindirememiş olmasıdır...
İYİ Parti'nin Kılıçdaroğlu'nun adaylığına yönelttiği itirazın görünür nedeni onun 'seçilebilir' bir nitelik taşımamasıydı...
Gerçekten de toplumumuzun yaklaşık yüzde 70'lik bir kesiminin CHP'ye karşı önyargılı olduğu bir gerçekti. Kılıçdaroğlu'nun Alevi kimliğini taşıması da seçilme ihtimalini azaltan bir diğer etkendi...
Ancak ortada CHP ile kurulmuş bir ittifak varsa, ittifakın görevi her şeye karşın bu ön yargılara karşı çıkmak ve adayını seçtirmekti. Neticede Kılıçdaroğlu, 'Altılı İttifak'ın en büyük partisi olan CHP'nin genel başkanıydı ve siyasi geleneklere göre talep etmesi halinde cumhurbaşkanı adaylığı onun hakkıydı...
O zaman İYİ Parti, neden bu gerçeği kabul etmediği halde ittifaktan çekilmeden önce neden bu birlikteliği bu kadar uzun bir süre sürdürmeyi seçmişti?
***
Bu sorunun en muhtemel cevabı 'sağ' ve'sol' kesimler arasındaki ilişkilerde geçmişte hep 'sağ' kesimin' 'sol kesimi' kullanabilmiş ve sonunda 'karlı çıkmış' olmasıydı; ki bunun yakın geçmişteki örneklerini bir önceki yazımızda vermiştik...
Daha açık söylersek, İYİ Parti yöneticileri, CHP kimliği taşısalar da kendilerine daha yakın olan iki büyükşehir belediye başkanı aracılığıyla Kılıçdaroğlu'nun adaylığını engelleyebileceklerini ve bu iki başkanla birlikte hareket ederek İYİ Partiyi ittifakın ana gücü haline getirebileceklerini hesap etmişlerdi...
Bu düşünce, Akşener'in ittifaktan ayrıldığını açıklamasının ardından İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dikbayır tarafından daha sonra şöyle itiraf edildi:
'Sayın Kılıçdaroğlu'nun adaylık için bu kadar direteceğini hiç kimse düşünmedi. Biz Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarını CHP rozeti taşısalar da Millet İttifakı'nın belediye başkanları zannediyorduk. Maalesef değilmiş.'
***
Bu sözler de açıkça gösteriyor ki, İYİ Parti yöneticileri, son ana kadar İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş'ı 'CHP rozeti taşıyan İYİ Partililer' olarak görmekte ve CHP içinde oluşturdukları bu güce dayanarak Kılıçdaroğlu'nu adaylıktan vazgeçirebileceklerini düşünmekteydi. Bu yanılgıya yol açan olay, hiç kuşkusuz Kılıçdaroğlu'nun önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki kez yarışa girmekten kaçınması ve birinde sağ kimliği çok açık olan bir kişiyi, diğerinde de parti içindeki en güçlü rakibini aday göstermiş olmasıydı. Ancak İYİ Partili yöneticiler, bu iki seçimde Kılıçdaroğlu'nun CHP adına seçime katılacak bir siyasetçinin başarı şansı olmadığını gördüğünü ve o yüzden birinci başkanlık seçimini Abdullah Gül ekibiyle bağlar kurmak, ikincisini ise parti içindeki en güçlü rakibinden kurtulmak için kullandığını anlayamamışlardı...
Önümüzdeki seçimde ise Kılıçdaroğlu ilk kez kendisi için bir başarı şansı gördü ve önce iki parti tarafından kurulan Millet İttifakını kendisini destekleyecek dört küçük partiyle 'altılı' hale getirdi, sonra da İmamoğlu ile Yavaş'ı Parti Meclisi kararıyla yarış dışı bıraktı. Bu durumda İYİ Parti, beş partinin desteğini alan Kılıçdaroğlu'nun adaylığını kabul etmek veya masadan çekilmek seçenekleriyle karşı karşıya kaldı...
Kısacası, 'sağ kesim' açısından bu kez işler ters gitti ve 'ava giden avlandı!'
(Devam edecek)