Asıl branşı elektronik olan "Ressamcı Amca", çocukluk yıllarında hobi olarak başladığı görsel sanatları emeklilik döneminde tam zamanlı bir uğraşıya dönüştürdü. Günün büyük bölümünü Dikmen’deki atölyesinde ve Ankara’nın farklı noktalarındaki çalışma stantlarında geçiren usta sanatçı, üretim sürecini sadece bir iş değil, aynı zamanda insanlarla bağ kurduğu bir yolculuk olarak tanımlıyor. Çalışma motivasyonunu "içimizdeki heyecanı muhafaza ediyoruz" sözleriyle dile getiren sanatçı, geleneksel el işçiliğini sosyal hayatın içine taşıyor.

HOBİ OLARAK BAŞLADI, MESLEĞİ OLDU

Emeklilik dönemini Dikmen’deki atölyesi ile Ankara’nın sosyal alanları arasında geçiren Kartonist Tanser, görsel sanatlarla olan bağını çocukluk yıllarına dayandırıyor. Asıl mesleği elektronik olmasına rağmen zamanla tamamen çizim işlerine yöneldiğini belirten sanatçı, bu dönüşümü şu sözlerle aktarıyor:

"Çocuk yaşlardan beri resim, karikatür ve yazı gibi görsel sanatlarla uğraştım. Asıl branşım elektroniktir ancak yaş ilerleyince o alandaki takibi sürdürmek zorlaştığı için tamamen çizime yöneldim. Şimdilerde sosyallik olması bakımından AVM’lerde veya Ankara Kalesi'nde olan Taşbebek Kafe gibi ortamlarda çalışıyorum. Gelen misafirlerimize kaligrafiyle isim yazıyor; karikatür ve karakalem çalışmalarıyla yardımcı olmaya çalışıyoruz. Nadir de olsa yağlı boya siparişleri veya özel logo tasarımları da gelebiliyor. Bunların paralelinde ahşap üzerine airbrush tekniğiyle işlemeler yapıyorum. 70’e yaklaşırken içimizdeki o 15-17 yaşındaki heyecanı bu şekilde muhafaza ediyoruz."

ÇOCUKLARIN "RESSAMCI AMCA"SI

Sokakta ve çalışma alanlarında halkla iç içe olan Kartonist Tanser, özellikle çocukların kendisine yakıştırdığı unvandan büyük bir keyif aldığını belirterek, adının nasıl markalaştığını şöyle ifade ediyor:

"Karikatürcü Kartonist diye herkes beni tanır. Tanser adım. Hatta AVM’lerde çocukların genellikle dediği 'Ressamcı Amca'. Yani hani kasaba kasap, manava manav deniyor ya; ressama ressam demiyorlar da 'ressamcı' diyorlar. Öyle de kalıyor."

"ÇİZİM STANDI BAZEN DERTLEŞME PLATFORMU OLUYOR"

Çocukluk merakının emeklilikle birlikte tam zamanlı bir meşguliyete dönüştüğünü söyleyen sanatçı, insanlarla kurduğu "dokunma mesafesindeki" bağı ve çizim tekniğindeki derinliği şu sözlerle anlatıyor:

"Büyük de keyif alıyorum. Özellikle de karşımdaki kişilerle dokunma mesafesinde yakın oluyorum. Herkeste bir şeyi yakalamaya çalışıyorum. Zaman zaman bu uğraşılarımı bir dertleşme platformuna da dönüştürebiliyor; kişilerle oturup dertleşiyorum. Bunları bazen şiirsel olarak yazıyorum veya 'karikatür tema' dediğimiz yöntemle bir konu üzerine çiziyorum. Bu, portre karikatürden çok farklıdır. Portre karikatürde kişi 'beni Süpermen çiz' diyebilir ama temalı karikatürde bir konu anlatılıyor, onu canlandırıyorum."

"SOKAK BENİM İÇİN CANLI BİR SERGİ"

Kişisel bir sergi açmamasının nedenini sanata bakış açısıyla açıklayan Kartonist Tanser, klasik galeri anlayışını eleştiriyor. Sanatın kapalı kapılar ardında kalmaması gerektiğini savunan usta, şu ifadeleri kullanıyor:

"Ben bugüne kadar kendi adıma hiç sergi açmadım. Çünkü zaten her gün bir serginin içindeyim. Yaptığınız işleri yan yana astığınızda o zaten başlı başına canlı bir sergiye dönüşüyor. Ressamlar sergi açıyor; ilk gün bir kalabalık oluyor, ikinci gün bakıyorsunuz galeri kapalı. Benim tarzım bu değil."

Kendi standının her kesimden insana hitap ettiğini vurgulayan sanatçı, "Ben burada her gün insanlarla iç içeyim. Kapıdan giren bir ev hanımı da bir çocuk da bir yaşlı da standıma gelebiliyor, sanatla buluşabiliyor. Benim için gerçek sergi budur" diyerek halkla olan bağını dile getiriyor.

TIP DÜNYASINDAN ÖZEL ROMAN ÇİZİMLERİNE

Çalışmalarının kapsamını akademik ve özel projelere kadar genişleten Kartonist Tanser, tıp dünyasından gelen talepler doğrultusunda gerçekleştirdiği projeleri şöyle detaylandırıyor:

"Bu çerçevede doktorlara da kitap resimleme yapıyorum. Cinsel Sağlık Dernekleri Federasyonu Başkanı Doktor Cem Keçe’nin ve Kadın Doğum Uzmanı Bülent Alp Aydın’ın kitaplarını resimledim. Birçok psikiyatra kitap resimleme yaptım. Özel böyle çalışmalar geliyor. Bana konuyu anlatıyorlar, ona göre canlandırıyorum. Bir nevi çizgi film gibi çalışmayı yapıyorum. Dolu dolu geçiriyorum zamanımı yani."

"ÖĞRENMEK İSTEYEN HERKESE KAPIM AÇIK"

Sektörün geleceğine ve gençlerin sanata bakış açısına dair eleştirilerde bulunan usta sanatçı, hiçbir maddi beklenti gütmeden bilgisini paylaşmaya hazır olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktalıyor:

"Sektörde çok kişi yok; herkes kısa yoldan para kazanmanın derdinde. Ben yarım asrı geçkindir uğraşıyorum. İsteyen istediği zaman gelebilir; öğrenme adına yardımcı oluyorum, hiçbir beklentim de olmaksızın. Yani bir oturup 'kurs parası' diye bir beklentim yok. Mesela yanınızdaki gravür makinesini yurt dışından yeni aldım; hala yeni şeyler almanın derdindeyim. Branşımla hala elektroniği muhafaza ettiğim için bu tür aletlere bayılıyorum. Bel çantamı, sırt çantamı hatta fırçalarımı bile kendim yapıyorum ya da seçip getiriyorum."

Muhabir: Melahat TAŞ