Ankara’nın geçmişine ait bir fotoğrafa bakmak, yalnızca eski sokakları, tarihi yapıları ya da dönemin insanlarını görmek anlamına gelmiyor. O kareler, aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına, başkentin adım adım dönüşümüne ve Türkiye’nin modernleşme sürecine tanıklık ediyor. Bu görsel hafızayı ise yaşanan değişimi objektifleriyle kayıt altına alan fotoğrafçılar oluşturuyor.

Cumhuriyet’le birlikte hızla büyüyen ve değişen Ankara, fotoğrafçılık açısından da önemli bir merkez haline geldi. Başkentin ilk yıllarında Ulus ve çevresinde faaliyet gösteren fotoğrafhaneler, hem kentin gelişimini hem de gündelik yaşamı belgeleyerek Ankara’nın görsel tarihinin oluşmasına katkı sundu.

Fotoğrafçılığın kentteki ilk dönemlerine ilişkin bilgiler sınırlı olsa da, 19. yüzyılın sonlarında Antranik Cevahirciyan ile Mugamyan Kardeşler, Ankara’nın öncü fotoğrafçıları arasında gösteriliyor. Devlet törenleri, temel atma ve açılış programlarını belgeleyen bu isimler, Ankara manzaralarını kartpostallara taşıyarak kentin ilk görsel kayıtlarını da oluşturdu. Aynı dönemde stüdyo fotoğrafçılığı da gelişmeye başladı.

Cumhuriyet’in ilanının ardından ise fotoğrafçılık başkentte giderek daha kurumsal bir yapıya kavuştu. Ulus çevresinde açılan Zafer Fotoğrafhanesi, Hilal Fotoğrafhanesi ve Lüks Aile Fotoğrafhanesi gibi stüdyolar, Ankara’da profesyonel fotoğrafçılığın öncülerinden oldu ve kentin fotoğraf kültürünün temelini attı.

ATATÜRK'ÜN FOTOĞRAFÇISI: CEMAL IŞIKSEL

Türk fotoğraf tarihinin en bilinen isimlerinden Cemal Işıksel, 1925 yılında Vakit gazetesinin Ankara foto muhabiri olarak çalışmaya başladı. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ü görüntülediği fotoğraflarla tanındı.

Işıksel'in çektiği fotoğraflar yalnızca gazetelerde yayımlanmadı; Avrupa basınında yer aldı, para ve posta pullarında kullanıldı. Ankara'daki Cumhuriyet reformlarını belgeleyen kareleriyle dönemin en önemli görsel tanıkları arasında gösterildi.

"SEÇKİN AİLELERİN VAZGEÇİLMEZ ADRESİ: FOTO RIDVAN"

Ankara’nın ilk Müslüman-Türk fotoğrafçılarından Rıdvan Kırmacı (Foto Rıdvan), mesleki kimliğini ve sanatsal altyapısını Ankara fotoğrafçılık tarihinin öncü figürü Çulluzade Mehmet Adil Bey’e borçlu. Mesleğin inceliklerini Mehmet Adil Bey’in meşhur Zafer Fotoğrafhanesi’nde çıraklık ve kalfalık yaparak öğrenen Kırmacı, ustasından aldığı bu köklü ekolü daha sonra Ulus Anafartalar Caddesi’ndeki kendi stüdyosuna taşıdı.

Başkentin modernleşme döneminde Vehbi Koç gibi dönemin en seçkin figürlerini, devlet ricalini ve kent elitlerini fotoğraflayan Kırmacı, ustasından devraldığı zanaat mirasıyla Cumhuriyet Ankara'sının görsel hafızasını oluşturan en önemli arşivlerden birine imza attı.

Kaynak:Radyo Dergisi

DEVLET BÜYÜKLERİ VE SANATÇILARIN FOTOĞRAFÇISI: OSMAN DARCAN

1909 yılında Paris'te doğan Osman Darcan, Avusturyalı fotoğrafçı Othmar Pferschy'nin öğrencisi olarak yetişti. Hocası tarafından "beni portrecilikte geçen tek öğrencim" sözleriyle anılan Darcan, özellikle portre fotoğrafçılığındaki başarısıyla öne çıktı.

Kaynak: Gülseren Mungan Yavuztürk Arşivi

Matbuat Umum Müdürlüğü'nde görev yaptığı yıllarda yerli ve yabancı devlet adamlarını fotoğraflayan Darcan, daha sonra Anafartalar Caddesi'nde açtığı "Foto Han" stüdyosunda çalışmalarını sürdürdü. Uzun yıllar devlet tiyatrolarıyla çalışan sanatçı, siyasetçilerin ve sanat dünyasının en çok tercih ettiği fotoğrafçılardan biri oldu.

CUMHURİYET ANKARASI'NIN DÜNYAYA TANITAN İSİM OTHMAR PFERSCHY

Avusturyalı fotoğrafçı Othmar Pferschy, kısa süreliğine geldiği Türkiye'de Cumhuriyet'in en önemli görsel tanıklarından biri oldu. 1935-1940 yılları arasında Matbuat Umum Müdürlüğü'nde görev yapan Pferschy, Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanında fotoğraflar çekti.

Cumhuriyet'in modernleşme hamlelerini dünyaya tanıtmak amacıyla yayımlanan "La Turquie Kemaliste" dergisinin büyük bölümündeki fotoğraflar onun objektifinden çıktı. Geniş açı kompozisyonları ve mimari fotoğraflarıyla tanınan Pferschy, Ankara'nın erken Cumhuriyet dönemindeki görünümünü belgeleyen en önemli isimlerden biri olarak kabul ediliyor.

Ankara’da fotoğrafçılığın tarihi, yalnızca açılan stüdyolar ve çekilen portrelerle sınırlı kalmadı; aynı zamanda savaş yıllarından Cumhuriyet’in kuruluş sürecine kadar uzanan geniş bir görsel belge üretimini de kapsadı. Bugün bu miras, hem günümüze ulaşan fotoğraf arşivleri hem de kaybolan kayıtların bıraktığı izlerle birlikte kentin tarihsel belleğinde önemli bir yer tutuyor.

AİLE FOTOĞRAFLARININ EN ÖNEMLİ İSİMLERİNDEN: MAHİR YENER

Başkentin ilk profesyonel fotoğrafçılarından Mahir Yener, 1926 yılında Hacı Bayram'da "Foto Aile" stüdyosunu kurdu. Ancak onu farklı kılan yalnızca stüdyo fotoğrafçılığı değildi.

Hakimiyet-i Milliye gazetesinde foto muhabiri olarak görev yapan Yener, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki önemli gelişmeleri, İstiklal Mahkemelerini ve dönemin kritik olaylarını görüntüledi. Daha sonra Anafartalar Caddesi'ne taşınan Foto Aile, Ankara'nın en tanınmış fotoğraf stüdyolarından biri haline geldi.

Muhabir: Muhammed Ali Yahşi