Ankara Kalesi’nde faaliyet gösteren Taş Bebek Kafe, koleksiyoner Adem Önler’in yıllar süren emeğiyle Türkiye’nin en sıra dışı arşivlerinden birine dönüşmüş durumda. Dünyada sınırlı sayıda üretilen, her biri kendine ait bir kimlik numarası taşıyan ve fabrikasyon üretimi olmayan bu porselen bebekler, seri üretimden uzak sanatsal değerleriyle dikkat çekiyor.
80 ÜLKEDEN ANKARA KALESİ’NE UZANAN SERÜVEN
Ankara Kalesi’nde eşine az rastlanır bir koleksiyona ev sahipliği yapan işletmeci Adem Önler,aslen Bayburtlu olup zamanla işletme ortaklığını devralarak koleksiyonu tek başına büyütmeye devam ettiğini belirterek şunları ekledi
"Bu kafeyi mimar, koleksiyoner bir abimle beraber açtık. Sonra burayı beraber kurduk, Taş bebekleri beraber topladık. Sonra ayrıldık, ben ayrılınca onun bebeklerinin bir kısmını da satın aldım. 80’e yakın ülkeden bebek topluyorum. Gittiğim yerler de var, gitmediğim yerler de var toplattırıyorum oralardan da.”

"DÜNYA ARŞİVLERİNDEN ANKARA KALESİ’NE: NUMARALI SANAT ESERLERİ"
Ziyaretçilerin gerçekçi görünümüyle dikkatini çeken bebeklerin işçiliğine ve porselen yapısına değinen Adem Önler, bu eserlerin fabrikasyon olmadığını, her birinin sınırlı sayıda üretildiğini vurguladı. Bebeklerin kendine has duruşlarının el yapımı olmalarından kaynaklandığını belirten Önler şunları söyledi:
"Hepsi el yapımı, eski. Bazı bebekler dünyada kaç adet üretilmiş, kaç tane yapılmış, kaçıncı sırada olduğunu belirten üretim numarası enselerinde veya bacaklarında yazar. Çok gerçekçi duruyorlar bence. Benim büyüklerimizden duyduğum; 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılmaya başlanmış bebekler olması. Çocuğu ölen ailelere benzetip yapıp verirlermiş. Bunların elleri, yüzleri, ayakları porselen.”

TÜRKİYE’DE İKİNCİSİ YOK, AVRUPA’DA BENZERİNİ GÖRMEDİM"
Koleksiyonun büyüklüğü ve işletme konsepti açısından Türkiye’de bir benzerinin bulunmadığını ifade eden Adem Önler, koleksiyonun benzersizliğini şu sözlerle dile getirdi:
"Türkiye’de ikincisi yok kafenin. Bu kadar bebeği olan yine kimse yok. Daha önce müzelere de verdik biz bebekleri ama onların sayıları az. Bizim kadar bebeği olan hiçbir yer yok. İnanın ben Avrupa’da da; Almanya’da, Hollanda’da, Belçika, Fransa dahil gezdiğim yerlerde de böyle bir kafe, bu kadar bebeği olan bir kimse görmedim.”

BEBEKLERDE SAKLI ÇOCUKLUK ANILARI
Koleksiyonun her yaştan ziyaretçide farklı duygular uyandırdığını belirten Adem Önler, porselen bebeklerin özellikle yaşlı kuşak için birer hafıza nesnesi olduğunu ifade etti. Ziyaretçilerin bu figürlerle geçmişleri arasında kurduğu bağı vurgulayan Önler, bu anları şu sözlerle aktardı:
"Gelenlerin tepkileri çok güzel oluyor. Yaşlı teyzeler, amcalar geliyor; 'Aa benim çocukluğumda bundan vardı, babam bana bundan getirmişti' diyorlar, duygulanıyorlar. Onlar için bu bebekler sadece birer eşya değil, doğrudan çocukluklarına dair bir anı demek. O duyguyu burada görmek bizi de mutlu ediyor.”

TARİHİ SURLARDA SAAT KULESİ VE SANAT BİR ARADA
Ankara Kalesi’nin tarihi surları içerisinde yer alan Taş Bebek Kafe, sadece dev koleksiyonuyla değil, bünyesindeki sanat atölyeleri ve tarihi dokusuyla da dikkat çekiyor. Mekanın 1884 yılında inşa edilen Ankara’nın ilk saat kulesine ev sahipliği yaptığını ve ziyaretçilerin bu atmosferde manzara izleyebildiğini belirten Adem Önler, kafe içerisindeki diğer detayları şu sözlerle aktardı:
"Ankara Kalesi’nin surunun içindeyiz. Terasımızda 2. Abdülhamid döneminden kalma Ankara’nın ilk saat kulesi bulunuyor; misafirlerimiz buraya çıkıp manzaranın tadını çıkarabiliyor. Dükkanımızda Münire Balcı Yılmaz cam işçiliği yapıyor; ziyaretçilerimiz kendisinden talep ederek kolye veya künye yaptırabiliyorlar. Ressamcı amca olan karikatürist Tansel ise gelen ziyaretçilerin isimlerini yazarak onlara özel hatıralar hazırlıyor.”




