Gezi denildi mi bende önce yollar, yolcular ve yolculuklar çağrışır. Görülen yerler, görüntüler, görülenler canlanır belleğimde. Örnekse; Datça için Strabon'un 'Tanrı uzun yaşatmak istediği kulunu Datça'da bırakırmış' demesi geçer usumdan. İsmet Kemal Karadayı'nın sözünü de anımsarım hemen; 'Gezmek, görülebilmişse değişmektir.'
Şair Ümit Yaşar Oğuzcan 'Yedigöller'de Sonbahar' şiirinde şöyle der: 'İnsan bu saltanatı ömründe bir kere yaşar.' Hep bu gözle bakmışımdır Yedigöller'e, her gidişimde.
Yedigöller'de yedi büyüleyici göl var. Heyelan gölü bunlar. birbirine yer altı akışlarıyla bağlı ve bir buçuk kilometrelik bir mesafe arasında sıralanan İncegöl, Sazlıgöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, Büyükgöl, Seringöl, Deringöl.
Yedigöller'e üç yoldan ulaşılır; Mengen (
Doğa uykudaymış gibi sessizdir her taraf. Gökyüzünü kaplamıştır ağaçlar. Göremezsiniz güneşi; ışıkları süzülür yapraklar arasından Büyük Göl'e şavkı vurur yalnızca. Kuş sesleri, cıvıltıları duyulur zaman ilerledikçe. Kuş evlerini görürsünüz ağaçlarda. Kır çiçeklerinin güzelliğine doyamazsınız. Karpuz çatlatan, içtikçe insanı acıktıran buz gibi suyunun içimi içinizi serinletir yaz günlerinde.
Geyikleri çağırırsınız Milli Park'ta. Seke seke gelirler, ürkek, meraklı bakışlarıyla seyrederler sizi. Verirsiniz ücretini, alabalıkları tutarsınız, mangalı yakarsınız, 'kendin pişir kendin ye'nin zevkine varırsınız içkinizi yudumlarsınız. Bol oksijen uyku verir size; uzanırsınız sere serpe yere. Bir keresinde ben, uyku tulumu içinde, yağmur altında gecelemiştim Yedigöller'de… Yedigöller'e değin anılarla yüklüyüm ben. Hemen aklıma geliverenleri sizinle paylaşmak isterim:
***
Yıl, 1989'du. Bir festival için bir araya gelen konuklarla Yedigöller'deyiz. 'İkindi Rakıları' içiliyor. Güler yüzlü ciddilik örneği Vedat Günyol, şöyle diyordu bana: 'Elin oğlu neşelenmek, üretmek için içiyor bu mereti; biz ise yıkılmak için içiyoruz.' Rastlantıya bakın ki Mehmed Kemal, rakıyı fazla kaçırmış, yıkılıp kalmıştı yolda. Bunu gören ve hayranı olduğunu söyleyen öğretmen biri de şöyle demişti: 'Sırf onunla birlikte olmak için buradayım. Ama bu halini görünce yıkıldım. Keşke hayal ettiğim gibi kalsaydı.'
O gün, bir dostum birkaç kır çiçeği içine ısırgan otlarını doldurup, hazırladığı buketi vermek istedi. 'Sen beni yabanovalı mi sandın! Eğer beni dalamak istiyorsan, dilin yeter dostum' deyivermiştim. Mithat Yaban'dı bu dostum.
Yedigöller keşfedildiğinde Zonguldak ili sınırları içindeydi. 29 Nisan 1965'te Orman Bakanlığı'nca Milli Park olarak düzenlendi. Dirgine (şimdiki adıyla Yazıcık) ormanları içindeydi. 1968 yılında ormanlardan dört bölge, Bolu Orman Başmüdürlüğü'ne bağlanınca, bu doğa cenneti de oraya geçmiş oldu. Adamlar, bu fırsatı çok iyi kullandılar. Yılın dört mevsiminde yerli yabancı turistlere açık. Konaklama için Bungalovlar var ve Tarım Orman Bakanlığı'ndan izin alınması gerekiyor. Özellikle bahar, yaz, sonbahar aylarında; İstanbul ve Ankara'dan gelenlerin büyük ilgisini çekiyor.
***
Gidin en azından ömrünüzde bir kere görün bu cenneti. Ömrünüz boyunca unutamayacaksınız bu gezinizi. 'Bir kitap okudum dünyam değişti' diyen gibi Yedigöller'i gördüğünüzde sizin de dünyanızın değişeceğini düşünüyorum.(*)
_______________________
(*) Bolu, Ankara, İstanbul'da ki tur organizasyonlarıyla, kendi aracınızla gidebileceğinizi gazetelerin turizm sayfalarından ve internetten bilgi edinebileceğinizi salık veriyorum.