Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Arda Umut Saygın, asırlık bayram geleneklerinin dijitalleşen dünyadaki dönüşümünü değerlendirdi. Yeni Medya, İletişim Sosyolojisi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Saygın, "Nerede o eski bayramlar" serzenişinin ardındaki sosyolojik gerçekleri ve teknolojinin toplumsal ritüeller üzerindeki etkilerini analiz etti.

"EMEK VERMEYİNCE İLETİŞİM EKSİK KALIYOR"
Eski bayramlara duyulan özlemin sadece teknolojiyle sınırlı olmadığını, meselenin bir "emek" boyutu olduğunu belirten Dr. Arda Umut Saygın şunları kaydetti:
"Öncelikle 'nerede o eski bayramlar' ifadesi asıl olarak geçmişi idealize etmekle, yani nostaljiyle ilgili. İnsan beyni olumsuz anları silmeye ve olumluları hatırlamaya meyillidir. Yoksa eski bayramlarda bir şehirden diğerine ulaşmak daha zordu, ulaşım araçları şimdiki gibi modern değildi, akrabalar arasında gerilimler gene mevcuttu ve bütçeler eminim yine dardı. Bu nostalji özlemi dışında, eski bayramları arar olmamızın sizin dediğiniz gibi teknoloji ve emek yönü çok fazla. O klişe tabirle teknoloji 'uzakları yakın' etti ancak yüz yüze iletişimden doğan etkileşimin yerini dolduramadı. Emek harcama konusunda daha az duyarlı olabiliriz ama bunun ardında da yoğun iş temposu ve geniş aileden çekirdek aileye evrilen toplum gibi bazı temel yapısal dönüşümler var. Bir anlığına bayramları bir kenara bırakalım, sizce akrabalık ve komşuluk ilişkileri eskisi gibi mi? O halde bayramların eskisi gibi olmasını da beklememeliyiz. Suçu da başta kendimize, topluma ve teknoloji gibi diğer unsurlara atabiliriz. Tek tıkla ulaşabilir olma hali emek vermeyi azalttı bu doğru, fakat emek vermeyince de beden dili, göz teması, dokunma gibi iletişimin temel unsurları bakımından da eksik kalıyoruz. Bu da bayram kültürünü biçimsel olarak değiştiriyor. Dijitalleşmeyi insanileştirmek ise görece mümkün olabilir. Herkese atılan otomatik mesajlar yerine kişiye özel mesajlar, hatta telefon görüşmeleri ya da ses kayıtları ve en önemlisi ziyaretler ve buluşmalar belki bu konuda işe yarayabilir" dedi.
"MEKAN VE ZAMAN ARASINDAKİ BAĞ KOPTU"
Görüntülü aramaların sağladığı kolaylığın bir "aldanma" yaratıp yaratmadığına değinen Saygın, dijitalleşmenin mekan algısını nasıl parçaladığını şu sözlerle açıkladı:
"Teknoloji uzakları yakın etti. Fakat aynı zamanda yakınları da uzak etti. Kalabalık bir ortamda kim telefonuna iki dakika bakmadan diğer insanlarla sohbet ediyor? Aynı mekânın içerisindeki herkes aynı zamanda başka bir iletişim pratiğinin de içinde yer alıyor. Yani, teknoloji ile birlikte mekân ve zaman arasındaki bağ koptu. Artık insanların iletişim kurmak için aynı anda aynı yerde olması gerekmiyor. Bir babaanne Prag’ta ve Ankara’da olan torunlarına Adana’dan masal anlatabiliyor. Gitmeye namüsaitliğin olduğu durumlarda görüntülü arama yani aracılı iletişim aracısız iletişimin yerini elbette mecburen tutar ama sürekli yapılan aracılı iletişim aradaki bağı olması gerektiği kadar sağlam kurmamıza neden olabilir. 'Nasıl olsa gördüm' diye düşünüldüğünü sanmıyorum. 'Hiç olmazsa gördüm' daha doğru bir ifade olabilir ve bu maalesef iletişimdeki derinliği etkiliyor. Görmüş olmak mecburen yeterli sayılıyor. Oysa iletişimde 'bağlamı paylaşmak' diye de bir şey var. Babaanne torunlarına masal anlatırken 'pencereye kedi geldi durun şuna bir mama vereyim' demesiyle onu torunlarının gözü önünde yapması bambaşka şeyler. Eskilerin hatırladığı ve özlediği de tam olarak bu işte: Aynı anda aynı yerde kurulan etkileşim ve paylaşılan anlar" ifadelerini kullandı.
"GÜÇLÜ BAĞ ARAYIŞI İNSANIN İÇİNDE BİR TUTKU"
Bayram ritüellerinin gelecekte sadece bir "bildirimden" ibaret kalıp kalmayacağı konusuna değinen Dr. Saygın, insani bağların gücüne vurgu yaptı:
"Çocuklara IBAN ile bayram harçlığı verildiğini sanmıyorum. Zaten çocukların banka hesapları da genellikle olmaz. El öpme ve harçlık alma geleneği hâlâ devam ediyor. Yani, el öpmeye gelen çocuğa hâlâ harçlık veriliyor. Bu önemli bir bayram ritüeli. Fakat aileler artık çocuklarının birinci derece akrabalar dışındaki kapılara gitmelerini istemiyor olabilir. Çocukların eskisi gibi ellerinde çantalarla mahalle mahalle, kapı kapı gezmeleri oldukça azaldı. Teknoloji bayram ritüelini dönüştürüyor. Daha şimdiden bayram kültürünün önemli bir bileşeni oldu mesaj aracılığıyla bayram tebriği yapmak. Ama 'sadece' bu şekilde olacağını söylemek için oldukça kötümser olmak lazım. Ben bunun bir norma dönüşeceğini sanmıyorum. Uzak akrabalar ve resmi arkadaşlıklar için verimli bir yöntem ancak insanlar aile ve yakın akrabalarını hâlâ ziyaret etme eğiliminde gibi geliyor bana. Akraba ziyaretleri, birlikte oturulan tıkışık bir sofra, el öpmeler ve gülüşmeler yani güçlü bağ arayışı insanın içinde olan bir tutku. Fırsatı olan herkes yüzyıllardır süren bayram ziyareti geleneğini sürdürmeye devam edecektir."diyerek konuşmasını noktaladı.





