Malumunuz deprem deyince akla sadece toprağın sallanmasını düşünmüyoruz hamdolsun!
Siyasetin depremleri var, ekonominin depremleri var, kurumların sarsıntıları var. Bir de hayatımızın içinde sessizce gerçekleşen, fark ettiğimizde çoktan bazı şeyleri yerinden oynatmış olan depremler...
Üstelik siyasi depremler çoğu zaman bir anda başlamıyor. Önce küçük çatlaklar oluşuyor. Söylemler değişiyor, dengeler yer değiştiriyor, dün mümkün görünmeyenler bugün konuşulmaya başlanıyor. Bir süre izliyoruz… Sonra bir başka sarsıntı geliyor.
Ve biz bütün bunları çoğu zaman “Siyaset böyle” diyerek geçip gidiyoruz…
Oysa siyasetin kendi içindeki hareketlilik, bir süre sonra hayatın her alanına nüfuz ediyor.
Ekonomiye, hukuka, eğitime, sağlığa, gençlerin geleceğe bakışına, insanların birbirine ve kurumlara duyduğu güvene...
Çünkü siyasi sarsıntılar ekranlarda kalmıyor.
Devamı için tıklayınız.