Sanatçı Fulya Turan, “Goya’nın Hayaletleri” sergisinde tarih boyunca karanlıklar ve gölgeler arasında kalan kadınları günümüz Cumhuriyet kadını ile karşılaştırıyor. Turan, “Afgan kızı Sharbat Gula’nın karanlıkta gölgeler arasında kalışı, 1700’lerdeki İnes’in gölgeler arasında oluşu ve bugün kadınının Cumhuriyetin aydınlık ışığındaki halini anlattım” diyor.

Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’nde İspanyol Engizisyon Mahkemesi tarafından iftiralar sonucu eziyet çeken Ines’in yaşadıkları, Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçının “Goya’nın Hayaletleri” adlı çalışma ile günümüze taşınıyor. Sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.

1700'lerin sonunda İspanya'nın en ünlü ressamı olarak Kral IV Carlos'un himayesinde sanatının en başarılı eserlerini veren Francisco Goya, ilham perisi Ines’in Kilise tarafından hapse atılmasıyla Engizisyon Mahkemesi'yle ters düşer. İspanyol Engizisyonu, Napolyon Savaşları, bir keşiş ve bir tüccarın kızı ve bunların Francisco Goya'yı nasıl etkilediğinin öyküsü 2005 yılında sinemaya uyarlanmıştı.

Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi sanatçı Fulya Turan ise buradaki çalışmasında İnes üzerinden kadınların halen günümüzde de benzerlerini yaşadıklarına götürüyor. Üç kadın portresini kendi bedeni üzerinde resmeden sanatçı, “Goya’nın Hayaletleri gibi bizim çağımızın da hayaletleri var” diyor.

Fotoğraf sanatçısı Steve McCurry’nin “Afgan Kızı”, Sharbat Gula’nın bakışında, savaşın ve göçün travmasıyla birlikte savaş, mültecilik, kimliksizleşme ve medyatik sömürgecilik formunda belirginleşen 21. yüzyılın hayaletlerinin saklı olduğunu vurgulayan sanatçı Turan, “Bu bakış, “Goya’nın Hayaletleri”nde geçmişin karanlık gölgeleriyle yüzleşen karakterler gibi, tarihin bitmeyen şiddet döngüsünü ve bireyin bu döngüdeki kırılganlığını düşündürür. Goya’nın resimleri nasıl İspanyol Engizisyonu’nun yarattığı korku ve suskunluğu görselleştiriyorsa, McCurry’nin kadrajı da Afganistan’ın emperyalizm, radikalizm ve küresel ilgisizlikle şekillenen kararan geleceğine ağıttır” değerlendirmesi yapıyor.

AFGAN KIZI GULA’YI MONA LİSA FORMUNDA RESMETTİ

Emin Antik Sanat Merkezi’ndeki sergideki çalışmasını anlatırken, “Bu serinin ilk resmi Sharbat Gula idi. Yıllar önce National Geographic’te Afgan kızı olarak gördük, sonra yaşlılığını, sonra da İtalya’ya göç ettiğini gördük. Ben Sharbat Gula’nın gözündeki o kaygıyı, o korkuyu hiçbir zaman unutamadım. Onu Mona Lisa’nın formunda resmetmek istedim. Çünkü o yanlış coğrafyada doğduğu için ‘Coğrafya kader’ olduğu için orada o gölgelerin arkasında kaldı. Ama ters ayna çalışması yaptım” diyor.

SHARBAT GULA’NIN HİKAYESİ

Sharbat Gula’nın fotoğrafı National Geographic’in 1985 Haziran sayısında "Afghan Girl" (Afgan Kızı) başlığıyla yayımlandı. Şerbet Güla keskin bakışları ve yeşil gözleriyle, seksenli yıllardaki Afgan savaşının ve mültecilerin tüm dünyaya yayılan simgesi oldu.

İNES’İ KENDİ BEDENİ İLE ANLATTI

İkinci portre çalışmasında Goya’nın Hayaletleri filmindeki İnes’i ise beden olarak ters ayna yöntemiyle kendi bedeni olarak çalışan sanatçı, “Beden benim bedenim. İnes, Engizisyon tarafından müdahaleye uğramadan yaşlansaydı, belki benim yaşımda böyle birisi olacaktı. Onun da hayatına müdahale edildi ve gölgeler arasında kaldı” sözleriyle anlatıyor.

CUMHURİYET KADINI

Üçüncü portre çalışması ise Cumhuriyet Türkiye’sine bir göndermeyi içeriyor. Sanatçı, “Burada da yine benim ayna tersi bir görüntüm var. Orada da hayatımıza müdahale olmayınca, hayatımızda gölgeler olmayınca, Cumhuriyetin aydınlık ışığı altında benim yaşımda bir insan ‘böyle olabiliyor’u resmetmeye çalıştım” diye anlatıyor.

FULYA TURAN KİMDİR?

Sanat eğitimini Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlayan Fulya Turan, Resim Bölümü’nde Sanatta Yeterlik derecesi aldı. Sanatçı, küratör ve eğitmen olarak sanat ekonomisi üzerine araştırmalar yapıyor. 2024’te “21. Yüzyılda Sanatın Dijital Evreninde Orijinallik Sorunu ve Sanat Eseri Statüsü Üzerine bir İnceleme”, 2022’de “Tanınma Mücadelesi ve Sanat” ve “Güç İmgesi Olarak Boğa” başlıklı makaleleri yayınlandı. “Sanat ve Güzellik” kitabında bir bölüm kaleme aldı. “Suit Vollard ve Yıkım” (2018) ve “Yıkıldık Ey Halkım Unutma Bizi” (2015) sergileriyle tanınıyor. “Plastik Cerrahi” kısa filmiyle TPRECD 38. Ulusal Kongresi’nde ödül kazandı. Türkiye, Almanya, İtalya ve ABD’de sergilere katılmış, çeşitli panellerde yer almış ve küratörlük yaptı. Bilkent Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim üyeliğini sürdürüyor.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu