Yalan söylemek genellikle güven zedeleyen olumsuz bir davranış olarak değerlendirilse de, uzmanlara göre her yalanın ardında kötü niyet yatmıyor. Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, insanların çoğu zaman kendilerini korumak, reddedilmemek ya da çatışmadan kaçınmak için gerçeği çarpıtabildiğini ifade ederek, yalanın psikolojik arka planına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, yalan söylemenin insan doğasının bir parçası olduğunu belirterek, bu davranışın çoğu zaman bilinçli kötülükten değil, korku ve korunma ihtiyacından kaynaklandığını söyledi. Tunçel, “İnsan zihni tehlike algıladığında kendini savunmaya geçer. Yalan da bazen bu savunma mekanizmalarından biridir” dedi.

Ceza alma, dışlanma ya da sevdiklerini kaybetme korkusunun yalanı tetikleyebildiğini aktaran Tunçel, çocuklukta gelişen bu refleksin yetişkinlikte de devam edebildiğini vurguladı. “Bir öğrenci ders çalışmadığını gizleyebilir ya da işe geç kalan biri bunu trafikle açıklayabilir. Bu, kişinin kötü niyetli olduğu anlamına değil, gerçeğin sonuçlarından kaçındığı anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Yalan söylemenin bir diğer önemli nedeninin kabul görme arzusu olduğunu belirten Tunçel, sosyal medyada mutlu görünme çabası, CV’lerde abartılı anlatımlar ya da ilk tanışmalarda farklı bir profil çizmenin buna örnek olduğunu söyledi. Tunçel, “Kişi kendini olduğu haliyle yeterli görmediğinde yalan bir maske haline gelir ve zamanla gerçek benlikle bağ zayıflar” diye konuştu.

Çatışmadan kaçınmak amacıyla söylenen yalanların da yaygın olduğunu dile getiren Tunçel, “Hayır diyemeyen kişiler, sorun çıkmasın diye hissetmedikleri duyguları varmış gibi ifade edebilir. Bu davranışın altında çoğu zaman ‘kaybetme korkusu’ yatar” dedi.

Bazı bireylerde ise yalanın alışkanlık haline gelebildiğine dikkat çeken Tunçel, çocuklukta yoğun eleştiri ve cezayla büyüyen kişilerin zamanla farkında olmadan yalana başvurabildiğini kaydetti. Bu durumun daha patolojik bir boyut taşıdığını belirten Tunçel, psikolojik destekle ele alınmasının önemli olduğunu söyledi.

Yalanların beyaz, savunma amaçlı ve manipülatif olmak üzere üç gruba ayrılabileceğini ifade eden Tunçel, özellikle manipülatif yalanların karşı tarafı bilinçli olarak yönlendirmeyi hedeflediğini ve empati eksikliğiyle ilişkili olduğunu dile getirdi.

Yalanı anlamanın tek bir kesin göstergesi olmadığını vurgulayan Tunçel, zaman içinde ortaya çıkan tutarsızlıklar, aşırı detaylandırma ya da kaçamak cevaplar ve duygusal tepkilerle anlatılan olay arasındaki uyumsuzlukların önemli ipuçları sunduğunu söyledi.

Yalanı fark etmekten daha önemli olanın, kişinin neden buna ihtiyaç duyduğunu anlamak olduğunu belirten Tunçel, “Güven ortamı arttıkça yalan azalır. İnsanlara dürüst olabilecekleri güvenli alanlar açmak, ilişkileri güçlendirir. Yalan çoğu zaman kötülükten değil, çaresizlikten doğar” dedi.

Muhabir: Hatice Gürel