Evet… Aynen öyle mümkünse bir daha hiç görüşmeyelim 2018!
Niye? Diye sormaya yüzün yok tabi ki ama yine de niye olduğuna şöyle bir başlayalım;
Sen, tarihe milletin kuru soğana muhtaç olduğu bir yıl olarak geçtin,
Sen, umutların yitirildiği bir yıl olarak geçtin,
Sen, insanların evine ekmek götürmekte zorlandığı, çocuğuna harçlık veremediği için kaçan bir yıl olarak geçtin,
Sen, binlerce insanın ekmek kapısı olan şeker fabrikalarının, üçer, beşer satıldığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, iş kuyruklarının kat be kat arttığı ve de yarım milyon işsizin daha ortaya çıktığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, elektrik ve doğalgaz zamlarının kesintisiz yapıldığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, TL'nin dolar karşısında yüzde 30'ları bulan değer kaybı yaşadığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, Türkiye ekonomisinin kriz müsebbibi denilen ABD iken! Yine aynı ABD'li McKinsey'e Türkiye ekonomisinin teslim edilmek istendiği bir yıl olarak geçtin,
Sen, Ekonomik Güven Endeksi'nin kriz yılı 2009'lara gerilediği bir yıl olarak geçtin,
Sen, ticari kredi faizlerinin yüzde 18'deyken yüzde 28'lere çıktığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, 2009 krizinden bu yana yani 34 çeyrek sonra, yatırımların ilk kez gerilediği bir yıl olarak geçtin,
Sen, Türkiye'nin yüzde 1,1 küçüldüğü, ekonominin resesyona girdiği bir yıl olarak geçtin,
Sen, Türkiye enflasyonunun dünyadaki en yüksek 10 ülke arasına girdiği bir yıl olarak geçtin,
Sen, protestolu senetlerin yüzde 42 artarak 15 milyar TL'ye ulaştığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, bankalarda tahsili gecikmiş alacakların tutarının yüzde 46 arttığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, konkordato ilan eden firma sayısının bin 500'lere vardığı bir yıl olarak geçtin,
Sen, esnafı, sanayicinin, vatandaşın tefecinin eline düştüğü ocakların söndüğü bir yıl olarak geçtin,
Ve ekonomi dışında da daha bir çok 'sen'li yaşananlar…
Şimdi sen olsan, bütün bu olanlardan sonra seni ister misin 2018?
Git, bir daha gelmemek üzere!