Saatler gece yarısını gösterdiğinde, 'hoş geldin yeni yıl' sesleri kapladı her bir yanı.
2018 yılına ait ne varsa olumsuzluklardan, karamsarlıklardan yana geride bırakıp, gencecik yeni yıla sarıldık umutla.
Yılların dili olsa 2019'un kendisini karşılayanlara vereceği yanıt ne olurdu acaba?
Büyük olasılıkla, şöyle geniş açı nazar attıktan sonra etrafa, gözlerinde umudun son kırıntılarını taşıyan insanlara bakıp ''hoş bulduk'' diyemezdi herhalde.
Oysa 2018'i de ne umutlarla karşılamıştık.
Huzurlu, mutlu günlerin başat olacağı, sorunlardan arınmış, gelecek vaat eden bir yıl dilemiştik.
Dostça selamlaşmalara, sevgiyle kucaklaşmalara olan hasretin sonlandığı dönemin başlangıcı olmasını beklemiştik.
Olmadı!
Yaşam koşullarının giderek zorlaştığı, umutların biraz daha örselendiği bir yılla yüz yüze geldik.
Ama güçlüklere göğüs germeyi bilen bir milletiz.
Az çekmedik bugünlere gelinceye kadar.
Yine de karamsarlığa kapılmamak lazım.
Yeni yılın, gelirken edindiği olumsuz izlenimi zamanla terk edip, kendisinden sonra gelecek yıllara, gülen yüzlerden oluşan iyimser bir tablo bırakarak gitmesini dileyelim.
Takvim sayfalarını hep, yaşama dair beklentilerimizin gerçekleştiğini görme ya da o günlere ulaşmanın ilk adımını atmış olma umuduyla kopardık şimdiye dek.
Zorlukları aşmanın ön koşuludur umut.
Umudu yitirmemek lazım
Mutluluk belki de gelecek sayfadadır.
Kim bilir?