Edebî yazı türleri arasında, roman, uzun hikaye, küçük hikaye, tiyatro oyunu, anı, şiir gibi bir de mektup türü vardır. Ünlü kişilerin, yazarların mektupları tarihî ve edebî değer taşır. Fransız yazar Alphonse Daudet'in hikayelerinin bulunduğu 'Değirmenimden Mektuplar' ne güzeldir.

Türk edebiyatında da çok değerli mektuplar vardır. Bugün de, kızına, oğluna sevgilisine yazdıkları, ya da yazmayı düşündükleri mektupları kitaplaştıran yazarlarımız bulunuyor. Umurlulu Türkçe -Edebiyat Öğretmeni, hikaye yazarı Mahmut Özay'ın bana yazmış olduğu, yıllardır saklamış olduğum mektupları yayınlamayı düşünmüştüm.

Ölülerin Mektupları

Çanakkale savaş alanı ortasında, Kabatepe Müzesi'nde, kurşun delikli kafatasları, kemikler, kanlı asker giysileri, parçalanmış cep saatleri, kanlı not defterleri, şarapnel par- çaları, paslı tüfekler, yemek, su kapları arasında bulunan, oralarda savaşmış Türk ve yabancı askerlerin ailelerine yazmış oldukları, ama gönderemedikleri mektupları görmediniz mi siz?

İstanbul'da Beyazıt Numune Mektebi'nde (Örnek Okulunda) öğretmen idi. 1915'te Çanakkale Savaşı başlayınca, gönüllü olarak cepheye koştu. Niğde'nin Hacı Abdullah Köyünden 1890 doğumlu öğretmen Hasan Etem, yedek subay olarak savaştı oralarda ve yurdu savunurken şehit düştü. Bu kahraman öğretmenimizin ölmeden önce annesine yazdığı mektup da var o müzede. Yurt sevgisi kokan, şiir dolu bu mektubun yeni Türk harfleri ile yazılıp basılmış kopyasını isteyiniz müze görevlisinden. 'Bir şehidin Son Mektubu'nu mutlaka okumalısınız. 'Valideciğim (Anneciğim)' diye başlıyor o güzel duygulu mektup…

Atatürk'ün Mektubu

Aydın İl Kültür Müdürümüz Özgen Karaca, bana kısacık bir mektup gösterdi. Sevgili Mustafa Kemal Paşa'mızın, Kurtuluş Savaşı yıllarında Akşehir'den bizim Aydın'lı sevgili kahraman hemşehrimiz Yörük Ali Efe'ye gönderdiği bir pusula bu. Büyük kurtarıcının cephede bulabildiği bir kağıt parçasına yazıp imzaladığı bu mektubun tarihi belge olma değerini bir düşününüz. Bu mektubun fotokopisi Kültür Müdürlüğü'müzün Sanat Bülteni'nde yayınlanması gerekir.

Oğluma Mektuplar

Oğlum Denizli'de askerdi. Hemen her cumartesi günü onu görmeye giderdim. Kışladan ayrılıp kente döndüğümde, ona hemen bir mektup yazar atardım postaya. Ona Kuşadası'ndan da mektuplar yazardım. Her gün talimden sonra bölüğün mektuplarını dağıtırmış çavuş. En çok da mektup alan oğlummuş. Koğuşta yatağına uzanıp mektuplarını zevkle okuduğunu anlatırdı oğlum Hasan. Sonra, onun asker arkadaşlarına da mektup göndermeye başladım. Mutlu oluyorlardı. Boşuna söylememiş duygulu ozan:

'Ellerin mektubu gelmiş okunur,

Benim yüreğime hançer sokulur' diye.

Gurbette mektup beklememiş iseniz, bilemezsiniz mektubun değerini.

Şiire giren Mektuplar

Ak olan ne ki Söke Ovası'nda?

Gönül mü, kar mı, pamuk mu?

Su mu, yağmur mu yükselen yerden? Konuğunuz bulut mu?

Altın mı düşen avuçlarınıza? Yoksa sevgiliden mektup mu?

Savaştasınız. Cephede kan, barut, toz, toprak içindesiniz. Köyden, anneden, babadan, yavukludan, arkadaştan gelen mektuplar nasıl da ısıtır yüreğinizi... Vatanı daha bir candan savunma gücü verir o mektuplar.

O sabah şafak sökmeden bölük topluca düşmana saldıracaktı. Süngüsü takılı tüfeğiniz elde, hücuma kalkmak üzere siperde beklemektesiniz komutanınızın işaretini. Belki biraz sonra öleceksiniz. Neler geçer aklınızdan? Bütün hayatınız, anılarınız, sevdikleriniz geçer gözünüzün önünden bir sinema şeridi gibi:

'Ninemin yaptığı ıspanaklı börek, Damağımda lezzeti köftelerin, Annemin sofrasını düşünmek

Ve son defa ağzım dolu dolu

Komşu bahçenin şeftalilerinden yemek...' İsterdim ben

Daha sonra, 'Renk renk...

Yeşil, mavi, pembe, sarı, Vaktim olsa okurdum bir daha, Cebimdeki eski mektupları.'

Gözünü sevdiğim mektuplar. Mektup olsun da, kağıdı, zarfı kötü olsun varsın. Yazısı eğri büğrü olsun... Doğru söylesin ya da yalan. Yeter ki mektup alsın insan...

-----------------------------------------------

(*)1965-1973 dönemi Aydın milletvekili dostum M.Kemal Yılmaz'ın bu yazısını kendim yazmışım gibi aktarmaktan ve onu bu yazısıyla rahmetle ve saygıyla anmaktan mutluluk duyuyorum…