Çalışmalarında kaplumbağayı bir zaman ve direnç sembolü olarak kullandığını ifade eden Ressam Oktay Tarhan, “Hayvanları sadece birer figür olarak değil, masumiyetin ve bozulmamış bir iyilik halinin görsel metaforları olarak konumlandırıyorum. Onlar benim çalışmalarımda, etik bir saflığın ve iyi olma halinin imgeleşmiş, hatta nesneleşmiş birer yansımasıdır. İnsan elinin ve zihninin yarattığı yapaylığın aksine hayvanlar, varoluşun en saf haliyle duran tanıklardır. İçinde bulunduğumuz post-truth çağı, nesnel hakikatlerin yerini duyguların ve kişisel inançların aldığı, gerçeğin manipüle edilerek birer içerik haline getirildiği bir dönem. Bazı çalışmalarımda, hakikatin bu denli önemsizleştiği bir dünyada, ekranlar aracılığıyla bize sunulan kurgulanmış gerçekliği sorguluyorum. Bizler dünyayı olduğu gibi değil, bize servis edildiği kadar ve şekillendirilmiş haliyle gördüğümüzü düşünüyorum” dedi.

Kompozisyonlarını kurgularken zihninde pek çok objenin ve figürün belirmesinin, aslında çok şey anlatma isteğinin yarattığı bir durum olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu yoğunluğu yönetmek ve anlatımı daha derin katmanlara yaymak adına ayna, ekran veya çerçeve gibi unsurları birer araç olarak kullanıyorum.” diye konuştu.

“İçimdeki merak ve araştırma isteği her an benimle.” diyen Ressam Oktay Tarhan ile nelerden ilham aldığını, çalışmalarının üretim sürecini ve hayallerini konuştuk.

Devamı için tıklayınız.

Kaynak: Başkent Gazetesi: Makbule Akgül