Galiba Gençlerbirliği'nin bu sezonki gidişatında 4 rakamının büyük önemi olacak. TFF 1.lige çok sancılı bir giriş yapan Başkent ekibi, kadro kurma ve hazırlık açısından rakiplerinden 4 hafta geriden geliyordu.

Bu bakımdan ilk 4 hafta çok sancılı geçti. 3 yenilginin yanında sadece Adana deplasmanında alınan 1 puan, bu bölümün nazar boncuğu gibi duruyordu.

Sonra ikinci 4 haftalık süreç, takımda patlamanın yaşandığı bölümdü. Altınordu önünde alınan 3-2'lik galibiyet kadar sergilenen futboldaki gelişim de dikkat çekti. Samsun deplasmanındaki son dakika şanssızlığı ile kaybedilen 2 puan moralleri bozmadı bilakis takım ruhunun kazanılmasında büyük rol oynadı. Barış Alıcı kendini buldu, Arda Kızıldağ 2. Gökhan Gönül olma yolundaki isteğini ortaya koydu. Kadro istikrarı, takım oyunu yerli yerindeydi. Çıkış içinde ve Eryaman'a son 3 haftada aldığı 7 puanın morali ile gelen Boluspor tehlikeli bir rakipti. Ancak Kırmızı-karalar bu engeli de moral-motivasyon gücüyle aşmayı başardı.

Sıra deplasmanda da galibiyet siftahı yapmaya gelmişti. Metin Diyadin ve ekibi, Balıkesir'de sergiledikleri oyunla bunu elde etmeyi başardılar ve son 4 maçlık bölümü 3 galibiyet ve bir beraberlikle gelen tam 10 puan elde ettiler. Başlıkta da belirttiğimiz biraz da bulmaca gibi duran 'Gençlerbirliği bire 10 verdi' esprisi de gerçekleşmiş oldu. İlk dört haftalık süreçte 1 puan alabilen Başkent ekibi, büyük bir gelişimle son 4 haftada 10 puan bulmayı başardı,

Balıkesir maçında takım oyunu varlığını iyice hissettirdi. Elbette ki sivrilen oyuncular vardı. Bunların içinde; oyunda kaldığı 69 dakikalık sürede ilk golde asisti yapan, bir şutu direkten dönen ve verdiği kritik paslarla arkadaşlarına mükemmel pozisyonlar yaratan Aksel Aktaş, 2 gole de imzasını atan Eleke, çalışkanlığının yanı sıra 2.golün asistine adını yazdıran, pozisyonlar bulan LuaLua, transfer karmaşasından kendini sıyırarak yeniden futbola dönen Arda Kızıldağ, yeni yuvasında yeniden eski günlerine dönme sinyalleri vererek son 3 maçı boş geçmeyen, Balıkesir maçında da çalışkanlığıyla göz dolduran Barış Alıcı, rakibin tek tehlikeli atağında mükemmel bir kurtarışla umutlanmasına izin vermeyen kaleci Übeyd'in isimlerini sayabiliriz. Diğer görev yapan sporcuların mücadele azimlerini es geçmek de haksızlık olurdu. Zaten onun yüzünden paragrafın başında takım oyunundan söz ettim.

Maçta dikkat çeken bir olay vardı. Arda Kızıldağ ile Kerem Can arasında yaşanan ufak çaplı gerginlik bana göre takım ruhunun yansımasından başka bir şey değildi. Bu aslında kızılacak değil, futbolcuların takım için oyuna nasıl da kendilerini verdiklerinin bir göstergesi olarak sevinilmesi gereken bir durumdur. Bu maçta en olumsuz olay ise Sandro Lima'nın sakatlanarak 4-5 hafta takımdan ayrı kalacak olmasıydı. Neyse ki Milli ara ve hemen akabinde bay geçilecek bir haftanın bu kaybı zaman açısından en aza indirecektir.

İçinde bulundukları maddi zorluklar yüzünden başlangıçta yeniden süper lige dönme konusunda iyimser bir tablo sunamayan Başkent ekiplerinden Ankaragücü'nün ardından Gençlerbirliği'nin de süratle üst sıralara tırmanması, zirve mücadelesinden kopmayacaklarına dair sinyaller vermesi, bu asırlık çınarlara gönül verenlerin yüreğinde umut çiçeklerinin açılmasına neden oldu.

Hep böyle sürmesi dileğiyle…