'14 Şubat Sevgi Günü olarak kabul edilince ne oluyor? Sevgiliniz olmasa da hediye almak durumunda kalıyorsunuz. Annenize, kardeşinize, arkadaşınıza, ninenize, dedenize, çocuğunuza hediye alıyorsunuz. Alışveriş hacmi artıyor. Üstelik çılgınlık halinde kutlanan Sevgililer Günü'nde hiç kimsenin boynu bükük kalmıyor. Sevgililer Günü'nün sınırları Sevgi Günü olarak belirlenince herkesin yüzü gülüyor. Dünyanın bu günkü haline bakınca, dil, din, ırk farkı gözetilmeksizin kutlanacak bir sevgi gününe gerçekten hepimizin ihtiyacı var' Sirel EKŞİ-(*)

***

Bence Sevgi Günü olmalı. Zaten bu günlerin ve kutlamaların hem içerik hem de kutlanma biçimleri giderek amacından saptırıldı. Böylesi günlerin tecimselliğe boğulmaması için 'SEVGİ GÜNÜ' diyorum. Özellikle 'Kadınına Düşman Erkekler'in varlığının ve yoğunluğunun hüküm sürdüğü 21.yy boyunca…

***

Bunda etken faktörlerin başında Ilımlı İslam söylemiyle; kadını sosyal yaşamdan koparmak, onu ikinci sınıfa taşımaktı yanlış olan. Ne var ki, İslami Sosyete yaratılması ise göz kamaştırıcıydı.Lüks hayat, şatafat:Üç çocuk, hatta 5 çocuk söylemi yanında başörtüsü, Türban vb. söylemlerle yeni bir toplum yaratılmasının yanlışlığı da ortaya çıkmışken…

Bu yazım 2011 yılına aittir: 'Tamam, erkek egemen toplumuz. Ama bu demek değildir ki; kadınına düşman bir toplum olacağız! Hele uygar bir toplumda, en geri olduğumuz dönemlerde bile görmediğimiz biçimde kadına şiddet, dayak, taciz, tecavüz, öldürme gibi eylemlerle kadınlara dünyayı zindan etmek, onu sosyal ve iş yaşamından koparıp dört duvar arasına hapsetmek aklın aydınlığına ve insan doğasına aykırı bir tutum ser-gilemek, 21. Yüzyıl Türkiye'sinin en büyük ayıbı: 'CİN-AYET'lerden ne zaman kurtulacağız?'

***

Tesettüre büründüreceksin, eline parayı, altına cipi arabayı vereceksin, en lüks mağazalardan eli paketlerle giden kadınların sayısını 10 yılda katlaya katlaya; kalkınma masalları anlatacaksınız. Bu cin-ayetleri önleyemeyen Adalet'e mi, yok olan canlara mı, anasız kalan çocuklara mı acıyacaksın? Cumhur ne diyordu geçende: ' Her şey mecrasında yürüyor. Çok güzel şeyler oluyor'… Demek ki, fildişi kulelerden böyle görünüyor ülkem ! Vah Türkiye'm vah, ölmüşüz de ağlayanımız yok…

***

Her gün mutlaka bir kadına şiddet, istismar, tecavüz, öldürüm haberi sosyal medyada yer alıyor. Bu ne kin, ne ne çılgınlıktır anlaşılmaz – anlatılamaz bir durumdur?

• Büyük Atatürk, ' Dünya her ne görüyorsanız kadınların eseridir' derken; bugün yaşananlar ülkeme hiç yakışmıyor.

***

• Şiirdeki içtenliği bakın:

KARADUT

I

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Agaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın a gülüm

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.

II

Sigara paketlerine resmini çizdiğim

Körpe fidanlara adını yazdığım

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

Sıla kokar, arzu tüter

Ilgıt ılgıt buram buram.

Ben beyzade, kişizade,

Her türlü dertten topyekün azade

Hani şu ekmeği elden suyu gölden.

Durup dururken yorulan

Kibrit çöpü gibi kırılan

Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan

Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan

Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum'…

***

Sevgilerde/ Behçet Necatigil

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vakit olmadı…

Ya özlü güzel sözler! :

1. Kırıldığını belli etmeyen insanları üzmeyin. Çünkü onlar sizi kaybetmemek için susar, aptal oldukları için değil. T.S Eliot

2. İnsanı; farklı yapan affettikleri, güçlü yapan sabrettikleri, kendisi yapan ise vazgeçtikleridir. La Edri

3. Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı... Nazım Hikmet

4. Hadi ben kırıldım... Peki senin toparlamak gelmedi mi aklına! Muhsin Ünlü 5. Hiçbir noktada taviz verme. İlk uzlaşma senin yıkımının başlangıcıdır…'

'Sevdim Bir Genç Kadını

Sevdim bir genç kadını

Ansam onun adını

Her şey beni ona bağlar

Kalbim durmadan ağlar

tti, o dönmeyecek

Aşkım, hiç sönmeyecek

Uzun yıllar geçse bile

Yaşarım hayaliyle

Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer

Bu sesimle ona ersem bana dünyaya değer

Ne yazık ki deniz engin, şu ufuklar ölgün

Bin elemle doluyor her yeni gün

Yarın olsun, yarın olsun diye renkler soluyor

Neye baksam, ne işitsem, bana bin dert oluyor

Şu karanlık günün elbet gelecektir sonu

Kalbim özlüyor onu… '

***

Nice sevgi dolu yıllara diyorum: Çağdaş Yaşam koşullarına yeniden kavuşmanın başlangısı olsun bu gün…