Evde, işte, sokakta, dolmuşta, otobüste, komşu ziyaretinde velhasıl hemen her yerde konuşulan en önemli sorun oldu hayat pahalılığı…
Her gün yüzlerce can alan ölümcül virüs bile geri planda kaldı…
Her sabah yeni bir zam haberiyle uyanmak gerçekten insanları canından bezdirdi.
Selamlaşmadan, hal-hatır sormadan bile önde gelir oldu acımasız zamlar…
Üstelik hal-hatır sormak da ayrı bir dert oldu şimdilerde…
Bir sor, bin ah işit…
Dert çok, derman yok…
Hangi birini anlatsın…
Etiketindeki fiyata bakınca ''hıyar'' bile iltifat sözcüğü oldu…
Hani kazara ağzından kaçırıp da şikayet üzerine hakimin karşısına çıksan, iltifattan anlamadığı için şikayetçi yer fırçayı…
Çarşı-Pazarda kilosunun fiyatı olmuş 20-25 lira…
Eşi-dostu överken denir ya ''altın kalplidir'' diye…
Durumlar değişti artık…
Birinden ''hıyardan farkı yoktur'' diye söz ediliyorsa…
Yanılıp da şaşkın şaşkın bakmasın kimse öyle…
Bilin ki iltifattandır.
İşimiz zor…
Zora alışmak daha da zor…
Ya elektrik ve doğal gaz faturaları…
Fatura değil de ölüm fermanı sanki…
Ekrandaki orta yaşlı kadın elindeki elektrik faturasını gösterirken ağlamaklı bir ifadeyle dövünüyor ''nasıl öderim ben bunu'' diye...
Bir diğeri bakkal…
''Dükkanı kapatmaktan başka çarem kalmadı'' diye sızlanıyor gelen elektrik faturasını gösterirken.
Bir de evdeki tüketim için gelecek fatura var.
Onu düşünmek bile istemiyor belli ki…
Tabii bir de doğal gaz faturası…
O, ölümden de beter.
Millet iyiye, güzele hasret kaldı...
Sosyal medyadaki durum çaresizliğin, hangi boyutlara geldiğinin açık bir göstergesi…
Ses sanatçısından, film yıldızına, doktorundan, mühendisine, yazarından çizerine, işçisinden hemen her kademedeki memuruna özetle akla gelebilecek her meslek mensubuna ait zamlı elektrik ve doğal gaz faturaları art arda sıralanıyor.
Bazıları 6 bin, bazıları 10 bin, bazıları 40-50 bin, bazıları da çok daha yüksek rakamlı faturalar…
Çaresizlik diz boyu…
Herkes soruna çözüm bekliyor…
Durum böyleyken, birileri çıkıp da ''Evde kısa kollu giyeceklerle dolaşmayın'' ''Fazla ampulleri söndürün'' diyerek akıl hocalığı yapmaya çalışmıyor mu?
İşte asıl o kahrediyor insanı…