Kim ne derse desin, galiba bizlerin bir türlü özümseyemeyeceğimiz bir konu var.Bu da, yabancı ülkelerle bir arada yaşamanın bir tür “Poker Partisi Çevirmek” gibi bir şey olduğudur.Masaya oturan her oyuncu elindeki kartları,karşısındakilerin ellerindekileri tahmin ederek oynamak durumundadır.Eğer doğru tahmin edebilmiş ve elindeki kartları buna göre değerlendirebilmişse kazanır,aksi takdirde kaybeder…
***
Bizim gibi her ülke de yaşar bu durumu.Bu dünyanın düzeni gereğidir.İngiliz filozofu HOBBES,bu gerçeği şu unutulmaz tümcesi ile dillendirmiştir:“İnsan İnsanın Kurdudur.”Latince özgün deyişi ile:(Homo Homini Lupus).Bunun için elbetteki kendi ülkesinin çıkarlarını düşünecektir.Başka ülkelerin yapacağı şey, diğer ülkeleri önsel (a priori) olarak düşman görmek değil, karşılıklı yararları denkleştirerek, düşman sayılanları olabildiğince dost yapmaktır…
***
Akıllı, doğru oynanılacak oyunun kuralı budur.Bu oyunda, başka diğer faktörlerin de olduğu gibi, özellikle de basılı ve görsel medyamızın da sorumluluğunun bilincinde olması;ulusal çıkarları savunmanın da gereğidir.Nitekim bu görüş,medyamızın önemli bir bölümü tarafından özümsenmemektedir.Kitlelerin duyarlıklarının azami sınıra geldiği zamanlarda, kışkırtıcı (provokatif) yayınlardan titizlikle kaçınılmalıdır.Ne var ki, iktidarın, bunu bir fırsat bilip yanlış uygulamalarının gözler önüne serilmesini önleme hedefine yönelik olarak kullanma yoluna gitmesi de kat’iyen onaylanmamalıdır…
***
Bu konunun izlenmesi muhalefet kadar medya üst kuruluşlarının da ciddiyetle üzerinde duracakları bir görev olmalıdır.Demokrasi içinde yaşamak kadar onun yaşamasına uğraş vermek de bir borçtur,yükümlülüktür.Ve de büyük Alman düşünürü Nietsche’nin şu sözleri herkesin kulağına küpe olmalıdır:“Gerçeklik tepelerine ucuz tarafından tırmanamazsınız.Ya bugünden ukarılara çıkacaksın, ya da yarın daha yukarılara tırmanabilmek için tüm gücünü seferber edeceksin.”