Doların yükselişi ile zam almayan ihtiyaç maddesi kalmadı… Ekmeğinden, etine, sütüne, doğalgazına, elektriğine… Ne varsa hepsinin fiyatı tırmandı da tırmandı… Ortalama büyüklükte bir evin minimum ısı derecesiyle ısıtılmasının aylık doğalgaz maliyeti 750-800 liralara ulaştı…
Bu fatura tutarı, 31 Mart seçimleri öncesi vatandaşa şirin görünme gayreti ile 1 Ocak 2019'dan itibaren geçerli olan yüzde 10 indirimli fiyatları içeriyor!
Yani bir asgari ücretlinin, bir emeklinin aldığı maaşın kirası, elektriği, suyu, telefonu, mutfağı bir kenara bırakıldığında, aylık ortalama ısınma maliyeti tek başına 500-600 TL'nin altında değil… Maaşın bu kadarı ısınmaya gittikten sonra kalan kısmıyla da nur mu yutulur, hangi mucize geçim formülü uygulanır yönetenler bunu açıklamalı…
Şimdi geriye dönük şöyle bir gözden geçirelim doların tırmandığı takvim diliminde doğalgaz fiyatları nasıl hareketlilik göstermiş…
Ankara'da doğalgazın metreküp fiyatı Temmuz 2018'de 1 lira 22 kuruş iken, Ağustos 2018'de fiyat 1 lira 31 kuruşa, Eylül 2018'de 1 lira 44 kuruşa, Ekim 2018'de ise 1 lira 60 kuruşa tırmandı…
1 Ocak 2019 tarihinde doğalgaza gelen yüzde 10 indirim ile Ankara'da doğalgaz fiyatı 1 lira 60 kuruştan 1 lira 44 kuruşa gerilemiş oldu. Ancak bu indirim dolardaki düşüş ile paralel olmadı… Hatta dolardaki düşüşün yanından bile geçemedi yüzde 10'luk doğalgaz fiyat indirimi… Eğer gerçekten vatandaşın işine yarayacak, samimi ve de göstermelik olmayan bir indirimden söz edilecekse bu oran yüzde 30 olmalı… Madem ki dolara paralel yapıyoruz indirimi, bindirimi…
İş sadece soğan, patates depolarına baskın yapmakla, marketlere göstermelik parmak sallamakla kalmasa…
Bu noktada; acaba vatandaşın kışın ortasında olmazsa olmazı durumundaki doğalgazın bu kadar yüksek fiyata satılması konusunda bir parmak sallamak gerekmez mi? Her kime sallanacaksa o parmak…
Doğalgazdaki fiyat artışı ticaret midir, fırsatçılık mıdır, tefecilik midir, ihanet midir? Diye sormak gerekmez mi? Acaba bu konuyla ilgili sorumlular ne zaman hesaba çekilecek… Bilmek gerekmez mi?