Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öncülüğünde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) desteğiyle yürütülen "Mogan ve Eymir Göllerinin Paleoklimatolojik ve Kökensel İncelemesi" projesi kapsamında yapılan araştırmalar, Mogan ve Eymir göllerinin geçmişinin yaklaşık 8 bin yıl öncesine uzandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, günümüzde iki gölün bulunduğu alan geçmişte kuzeye doğru akan bir akarsu vadisiydi. Elmadağ yamaçlarından inen derelerin taşıdığı kum, çakıl ve alüvyonların zamanla vadide doğal setler oluşturması sonucu önce Mogan Gölü, birkaç yüzyıl sonra ise Eymir Gölü meydana geldi. Bu nedenle her iki göl, jeomorfolojide "set gölü" olarak tanımlanıyor.

Araştırmada, göllerin oluşumuyla birlikte bölgede sulak alan ekosisteminin geliştiği ve zengin bir doğal yaşamın şekillendiği belirtiliyor.

Tarihi kaynaklara göre 1910 yılında etkili olan yoğun yağışların ardından Mogan Gölü'nün taşmasıyla iki göl kısa süreliğine birleşerek tek bir göl görünümü kazandı. Günümüzde de iki göl arasındaki doğal hidrolojik bağlantı varlığını sürdürüyor. Su seviyesi Mogan Gölü'nden yaklaşık 3 metre daha düşük olan Eymir Gölü, Ankara-Konya kara yolunun altından geçen kanal ve regülatör sistemi aracılığıyla Mogan'dan beslenirken, fazla sularını İmrahor Vadisi'ne ulaştırıyor.

BOZKIRDAN YEŞİLE UZANAN DÖNÜŞÜM

Eymir'in bugünkü yeşil dokusunun temeli ise 1960'lı yıllarda atıldı. 1930'lu yıllara ait seyahat notlarında çevresi büyük ölçüde kıraç olarak tanımlanan göl ve çevresi, 1959 yılında korunması ve ağaçlandırılması amacıyla ODTÜ'ye devredildi.

Üniversitenin dönemin rektörü Kemal Kurdaş öncülüğünde 1961'de başlattığı ağaçlandırma seferberliğine öğrenciler, Egemen'in koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla milyonlarca fidan toprakla buluşturularak Ankara bozkırının ortasında geniş bir orman ekosistemi oluşturuldu.

Eymir Gölü, 1990 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Doğal Sit Alanı ilan edildi. Bu çalışmaları dolayısıyla Kemal Kurdaş ile Prof. Dr. Alaaddin Egemen, 1995 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görüldü. Günümüzde ODTÜ Ormanı ve Eymir çevresi, zengin bitki örtüsü ve yaban hayatıyla başkentin en önemli ekolojik alanları arasında gösteriliyor.

BAŞKENTİN DOĞAL YAŞAM MERKEZİ

Yaklaşık 109 hektarlık yüzey alanına sahip Eymir Gölü, 4,2 kilometre uzunluğu ve 9 kilometrelik çevre yolu ile yürüyüş ve bisiklet tutkunlarının uğrak noktaları arasında yer alıyor.

Göl çevresinde yıl boyunca yürüyüş, koşu ve bisiklet yapılırken, ODTÜ Spor Kulübü Kürek Takımı da antrenmanlarını burada gerçekleştiriyor. Göl kıyısındaki kayıkhane, uzun yıllardır Türk kürek sporuna sporcu yetiştirmeye devam ediyor.

Araç trafiğinin sınırlı tutulması da Eymir'i spor yapmak isteyenler için güvenli ve sakin bir alan haline getiriyor.

ÇOK SAYIDA KUŞ TÜRÜNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

Eymir Gölü yalnızca spor faaliyetleriyle değil, biyolojik çeşitliliğiyle de dikkati çekiyor.

Sakarmeke, Eymir Gölü'nde yıl boyunca en sık gözlemlenen kuş türleri arasında yer alıyor.

Yeşilbaş ördek, Eymir Gölü'nün zengin kuş çeşitliliğinin simge türlerinden biri olarak dikkati çekiyor.

Kaz türleri, özellikle göç dönemlerinde Eymir Gölü'nü konaklama ve beslenme alanı olarak kullanıyor.

Bahri, Eymir Gölü'nün doğal yaşamını yansıtan su kuşları arasında bulunuyor.

ŞEHRİN GÜRÜLTÜSÜNDEN UZAK

Tepelerle çevrili yapısı sayesinde şehir gürültüsünden büyük ölçüde izole olan Eymir Gölü, özellikle ilkbahar ve sonbaharda sunduğu manzaralarla ziyaretçilerine doğayla iç içe vakit geçirme imkânı sunuyor.

Göl kıyısındaki sosyal tesisler, dinlenme alanları ve bisiklet kiralama hizmetleri de ziyaretçilerin en çok tercih ettiği olanaklar arasında yer alıyor.

ZİYARETÇİLER İÇİN GÜNCEL BİLGİLER

ODTÜ tarafından işletilen Eymir Gölü'ne yaya girişleri 06.00-22.00 saatleri arasında ücretsiz yapılabiliyor. Araçla giriş ise yalnızca giriş kartı bulunan ziyaretçilere açık. Göl çevresinde bisiklet kiralama hizmeti bulunurken, mangal yakmak, kamp kurmak, gölde yüzmek, drone uçurmak ve yüksek sesle müzik dinlemek yasak.

Ankara'nın merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen doğal karakterini korumayı başaran Eymir Gölü, bozkırın ortasında oluşturulan mavi-yeşil dokusuyla hem başkentin akciğerlerinden biri hem de gelecek kuşaklara aktarılması gereken en önemli doğal miras alanları arasında gösteriliyor.

Muhabir: Muhammed Ali YAHŞİ