Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde zanaatını sürdüren kuyumculuk teknolojisi mezunu ve takı tasarımcısı Nuray Yıldız, kentin simgelerinden Ankara Tiftik Keçisini el emeğiyle broşa dönüştürdü. Lazer kesim yerine tamamen geleneksel el işçiliğiyle üretilen bu özel tasarım, tescillenerek koruma altına alındı.

Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde çalışan Nuray Yıldız, metalleri eritip tel ve levha haline getirerek sıfırdan, ham maddeden takı üretiyor. Fabrikasyon ve hazır malzeme kullanmadan geleneksel ocak teknikleriyle çalışan Yıldız, kentin kültürel figürlerini takıya dönüştürüyor. Yıldız'ın bu yöntemle sıfırdan ürettiği Ankara Keçisi broşu da tescillenerek koruma altına alındı.

KURSLA BAŞLAYAN ZANAAT YOLCULUĞU

Ev kadınıyken katıldığı kursla zanaata adım atan Nuray Yıldız, Pilavoğlu Han'da sermayesiz açtığı atölyesinin ardından 49 yaşında işin okulundan mezun oldu. Yıldız, mesleğe başlama sürecini şöyle anlattı:

"İki erkek çocuğu annesiyim. Olgunlaşma Enstitüsü Kuyumculuk Teknolojisi mezunuyum iki yıllık. 10 yıldır da bu işi yapıyorum. Kurs açıldığını duydum. Dezavantajlı kadınlara bir Avrupa Birliği projesi. 4,5 ay orada çok güzel eğitim aldık, sağlam hocalardan. Orayı bitirdikten sonra, bu Pilavoğlu Han'da ilk bir arkadaşımız açtı. Ona gelip giderken dedim burada ben de olmalıyım, çok güzel bir yer burası. Ve bir şekilde vesile oldu, burada küçük bir atölye açtım.”

"BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞE SADEKÂRLIK DENİYOR"

Atölyesindeki eğitimin ardından ustalık seviyesine ulaşan Nuray Yıldız, şu anda Ankara Valiliği bünyesinde gümüş hocalığı yapıyor. Metali ham haliyle alıp el işçiliğiyle mücevhere dönüştüren Yıldız, yaptığı işi ve eğitimcilik sürecini şöyle anlattı:

"Şu anda ustayım, usta öğreticiyim ve Valiliğin, yine Kale'de olan İz Ankara Tasarım Merkezi'nde gümüş hocalığı yapıyorum. Hafta sonları ve öğleden sonraları da atölyemde üretime devam ediyorum. Burada bizim yaptığımız işe sadekârlık deniyor. Metali ham haliyle alıp tamamen el işçiliğiyle takıya ya da mücevhere dönüştüren kişiye deniyor. Benim yaptığım iş o aslında. Ama tabii o kadar usta olabilmek için bir 10 yıl yeterli değil. Çıraklıktan yetişmek ve çok uzun zaman bu işin üzerinde çalışmak lazım.”

"GENÇLERDEN 'ÇIRAK OLARAK YETİŞEYİM' DİYEN YOK"

Ankara Kalesi'nde zanaatı sürdüren yaklaşık 10 ustanın bulunduğunu ifade eden Nuray Yıldız, yeni neslin el işçiliğine ve çıraklığa ilgi göstermemesinden üzüntü duyduğunu belirtti. Teknolojik gelişmeler nedeniyle gençlerin kolaya kaçtığını ve geleneksel üretimi tercih etmediğini dile getiren Yıldız, usta-çırak ilişkisindeki eksikliği şu sözlerle aktardı:

"Kalede bu işi yapan ustalar da var. Bazen kuyumculuk okuyan öğrenciler de geliyor, çok hevesleri var. Ben onlara da diyorum, 'Benim atölyem size her zaman açık.' Çünkü atölye kurmak maliyet. Kimse gidip de 'İşte ben çırak olarak yetişeyim' diyen yok maalesef. Talep yok. Son temsilciler de biz değiliz, benim ustalarım. Öğretecek kimse yok. Bu ustaları aslında çok iyi kullanmak lazım. Üniversitelerde hoca olarak değerlendirilebilir.”

"YAPAY ZEKA VE LAZER BİZİM AJUR KESİMİMİZİ YAPAMAZ"

Geleneksel el işçiliğinin teknoloji karşısındaki gücünü vurgulayan Nuray Yıldız, seri üretim ve dijital tasarımlara karşı tamamen el emeği olan "ajur kesim" tekniğini koruyor. Kendi tescilli markası "YNY" ile Ankara’nın kültürel mirasına sahip çıkan Yıldız, coğrafi işaretli Ankara Tiftik Keçisi figürünü gümüşe işleyerek ürettiği özel broş çalışmasını şu sözlerle anlattı:

"Şimdi yapay zeka çıktı, üç boyutlu tasarımlar çıktı, lazer kesimler çıktı. Ama yapay zeka ya da lazer, bizim o kıl testereyle yaptığımız ajur kesimimizin verdiği o el emeği ruhunu, o canlılığı yakalayamaz. Fabrikasyon ürünün bir ruhu yoktur ama el işçiliğinde ustanın enerjisi, her kesikteki emeği vardır. Ben bu emeği korumak için kendi markam olan 'YNY'yi kurdum. Hatta Ankara’mızın çok önemli bir değeri olan Ankara Tiftik Keçisi figürünü gümüş üzerine tamamen el işçiliğiyle işledim ve bu özel tasarım broşun tescilini aldım. Bizim asıl amacımız, bu dijitalleşme çağında el emeğinin, göz nurunun bitmeyeceğini göstermek ve Ankara'nın kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerlerini zanaatımızla yaşatmaya devam etmek.”

"ANKARA'YA AİT BİR MARKA OLUŞTURMAK İSTEDİM"

Geleneksel el sanatlarını yaşatırken Ankara’nın kültürel mirasına da sahip çıkan Nuray Yıldız, kendi tescilli markasını kurarak kentin simgelerini gümüşe işliyor. Yıldız, patentini aldığı tescilli tasarımını ve gelecek hedeflerini şu sözlerle aktardı:

"Kendi adıma patent aldım, YNY markası olaraktan. Ankara'ya ait bir marka oluşturmak istedim. Ve Ankara'nın Tiftik Keçisinin gümüş broşunu yaptım, tescilledim onu. Ankara'da gümüş yapılıyor evet, ama her yerde yapılan şeyler yapılıyor. Ben Ankara'ya ait bir şey olsun istedim. Tiftik keçisini çalıştım, onun da patentini aldım gümüş broş olarak. Şu an hedefim, İz Ankara'da bu işi devam ettirmek, çocuklara bir şeyler öğretebilmek. Ankara Kalesi'nde bu kültürün, bu zanaatın bitmesini istemiyorum. Elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince bu işi devam ettireceğiz.”

Muhabir: Melahat TAŞ